J. D. Salinger • Bu Sandviçte Mayonez Yok

Ben de kam­yo­nun için­de­yim, emni­yet keme­rinde otu­ru­yor, çıl­gın Geor­gia yağ­mu­run­dan korun­maya çalı­şı­yo­ruz. Özel Servisler’den teğ­me­nin gel­me­sini bek­li­yo­ruz, haşin­leş­meyi bek­li­yo­ruz. Ken­dimi her an haşin­le­şe­cek­miş gibi prog­ram­la­dım. Araçta otuz dört kişi­yiz ve sadece otu­zu­nun dansa git­me­sine izin var. Dördü kal­mak zorunda. Sağım­daki ilk dört adamı, gülünç çığı­rış­la­rına son ver­mek adına bıçak­la­mayı plan­lı­yo­rum, eşza­manlı ola­rak, bağıra çağıra “Off […]

Türkiyeli Sekiz Yazardan Ermenilere Mektup

Ermeni Soykırımı’nın yıl­dö­nü­münde P24 sekiz Tür­ki­yeli yazar­dan Ermeni kar­deş­le­rine bir mek­tup ile­ti­yor. Ermeni Soykırımı’nın 102. yıl­dö­nü­münde, iki yıl önce P24’ün ilet­tiği sekiz Tür­ki­yeli yaza­rın Ermeni kar­deş­le­rine mek­tu­bunu yine­li­yo­ruz… Bu top­rak­la­rın yüz bin­lerce evladı Osmanlı dev­le­ti­nin kararlı ve sis­temli kırı­mına kur­ban düşeli 100 yıl oldu. Bu yur­dun insanı olan yüz bin­lerce Ermeni kadın, erkek, yaşlı, çocuk […]

G. G. Márquez'in Hayatını ve Yazarlığını Geliştiren 24 Kitap

“Hayat, insa­nın yaşa­dığı değil­dir; asıl olan, hatır­la­dığı ve anlat­mak için nasıl hatır­la­dı­ğı­dır.” Gab­riel Gar­cía Már­quez Biri­si­nin ruhunu anla­ma­nın en güve­ni­lir yolu, onun favori kitap­la­rın­dan olu­şan kütüp­ha­ne­sini keş­fet­mek­tir. Kişi­li­ği­mi­zin ve değer­le­ri­mi­zin bütün­le­yici des­tek­leri ve iç dün­ya­mızı inşa eder­ken kul­lan­dı­ğı­mız tuğ­la­lar­dır bu kitap­lar. Ben­li­ğin kilidi açan en doğru anah­tar. Peki Gab­riel Gar­cía Már­quez gibi kuv­vetli bir zih­nin ve […]

Koleksiyoncu’da Kurgunun Doğası Üzerine

Kolek­si­yoncu, her haliyle, oyun içine oyun sıkış­tı­ran ve bunu büyük bir ger­çek­lik etki­siyle vere­bi­len, en sonunda da haya­tın ve ede­bi­ya­tın man­tı­ğını acı bir yumu­şak­lıkla yeni­den düşün­dü­ren bir yapıt­tır. Erhan Sunar John Fowles’un Kolek­si­yoncu romanı, ilk bakışta ede­bi­yat oyun ve hile­le­rine iliş­kin oldukça ketum görü­nür; can­lı­lı­ğını da yapay­lı­ğını da hayatla iliş­kisi ve ona mesa­fe­sin­den alan, bol […]

Çocuklarınızın kendi kendilerine yeten yetişkinler olmasını istiyorsanız...

Bu çocuk başka türlü laf anla­mı­yor! Peki nasıl anla­tı­la­cak… Anne baba­mız hepi­mize bağır­mış, bazı­la­rı­mıza ter­lik de fır­la­tıl­mış­tır. Çünkü çocuk­lara başka türlü laf anla­ta­maz, başa çıka­maz­sı­nız. Bu doğru mu? Sakince, hır­pa­la­ma­dan ve hır­pa­lan­ma­dan çocuk büyü­te­mez miyiz? Her şeyi kırk kere söy­le­mek zorunda mıyız? Hal Edward Run­kel, evli­lik, aile tera­pisti ve dünyanın bir­çok yerinde konuş­ma­lar yapan lisanslı […]

Şeyma Koç • Akşam Güneşinin Külleri

Bir istek uyan­mıştı içimde. Fır­la­dım yatak­tan. “Nasıl­sın beyim?” Sokak­tan bir ada­mın sesi geli­yordu. Kim bilir kimeydi bu baş belası soru. Ruhu ne fakirdi bu soylu saba­hın! Oysa benim dudak­la­rım incin­mişti, bu soka­ğın soy­suz akşa­mında. O akşam­dan sonra biri­leri de bana nasıl­sın diye her sor­du­ğunda, bu soruyu bir kere de ben içim­den tek­rar eder olmuş­tum: Nasıl­dım? İyiy­dim. […]

Cortázar'ın Öykülerine Önsöz

Cortázar’ın öykü­le­rin­deki kişi­ler kasıtlı ola­rak tırı vırı kişi­ler­dir. Tırı vırı şey­ler ara­sında gidip geli­riz: sigara mar­ka­ları, vit­ray­lar, tez­gâh­lar, vis­ki­ler, ecza­ne­ler… Jorge Luis Borges 940’larda bir ede­bi­yat der­gisi için edi­tör­lük yapı­yor­dum, aşağı yukarı giz­lice yap­tı­ğım bir işti. Bir öğle­den sonra, sıra­dan bir ikindi vakti, şimdi sima­sını pek hatır­la­ya­ma­dı­ğım bir genç, bana bir öykü­sü­nün elyaz­ma­sını getirdi. On […]

Faulkner’ın Dünyası

Anla­şı­la­ma­mak Faulkner’ın pek umu­runda da olma­mış. Belki onun en çok bu tutumu örnek alın­malı. Yara­tıcı yazar, nite­likli ede­bi­ya­tın izini sürer­ken yaz­dık­la­rın­dan başka etken­lere gönül indir­mez, en iyi­sini yaz­maya çalı­şır o. Semih Gümüş Faulkner’ın yara­tım süre­cini başın­dan sonuna izle­yip anla­dık­tan sonra, büyük yapıt­la­rın doğu­mu­nun, tümü açık­la­na­ma­ya­cak pek çok nedene bağlı olma­nın yanında, zorlu bir çalış­ma­nın içinde oluş­tuğu […]

Firat Cewerî • Hayat Hikâyem

Sabah üstümde bir ağır­lıkla uyan­dım erken­den. Biri­leri kafama tok­makla vur­muştu sanki. Yavaş yavaş ken­dime gel­dim. Doğ­rusu tam ola­rak ken­dime gel­miş değil­dim. Hâlâ üstümde bir mah­mur­luk vardı. Bir hafif­lik his­set­ti­ğimde çırıl­çıp­lak oldu­ğumu fark ettim. O zaman ürper­tiyle otur­dum yatağa. Tan­rım, nere­dey­dim ben? Kimin evin­dey­dim? Kimin yata­ğın­day­dım? Bu yatağa nasıl gir­miş­tim? Siyah yata­ğın üze­rinde pembe bir yor­gan […]

Sait Faik Abasıyanık

Ara Güler – Adın? – Sait. – Ne? – Sait… Faik. Sait Faik. – Soya­dın? – Aba­sı­ya­nık. – İşin, mes­le­ğin? Bir şey bula­madı söy­le­ye­cek. Fransa’ya git­mek için pasa­port ala­caktı. – Yaza­rım, dedi. Öteki baktı, düşündü. – Yazar oldu­ğuna dair bir yazı getir, dedi. İşte Sait Faik o yazıyı bir türlü bula­madı. Kimse bir iş yap­tı­ğına, bırak yazar­lığı, […]

Nazi Almanyası'nda Günlük Hayat

Naziz­min Almanya gibi modern ve nite­likli insan gücü­nün baş­lıca kay­nağı olan bir ülkede bütün top­lu­mun damar­la­rına nasıl sız­dığı önemli bir konuydu. Sonunda ken­din­den baş­ka­sına hayat tanı­ma­yan bir ide­oloji yara­tıldı. Baş­tan ayağa bir kötü­lük ide­olo­jisi. Ona uygun da bir yaşam biçimi oluştu. Almanya’nın Nazizm döne­mini anla­tan bel­ge­ler her zaman çır­pı­cı­dır. Bir top­lu­mun ruh duru­munu da yan­sı­tır. […]

Taylan Asır • Minör-X

Mut­su­zum.  Dahası karam­sa­rım da. Üste­lik boylu boyunca. Uzun süre­dir bu hal­de­yim. İçimde yaşama isteği yok. Fakat ölme isteği de yok. Her­hangi bir şeyi değiş­tirme, çeki­dü­zen verme, açı­lıp saçılma, giyi­nip kuşanma, düşünme, alçalma ya da yük­selme isteği de yok. Her gün hep aynı şey­leri yapı­yo­rum. Sabah kal­kıp çalı­şı­yo­rum. Akşam Baca­nak bira­ha­ne­sinde altı ya da yedi bira […]

Kayıp Cennet Ne Anlatıyor?

John Milton’ın des­tansı şiiri Kayıp Cen­net, etkisi bakı­mın­dan İngi­liz ede­bi­ya­tında Shakespeare’in ardın­dan ikinci sırada gelir. Milton’ın bu eseri ne anla­tı­yordu, neden önem­liydi? Milton’ın Kayıp Cen­net adlı eseri bugün pek okun­mu­yor. Ama bu ay 350 yılını dol­du­ran bu des­tansı şiir, bugün bile İngi­liz ede­bi­ya­tını şekil­len­di­ren eşsiz eser­ler­den biri olmaya devam edi­yor. 10.000 mıs­rayı aşkın bu des­tanda […]

Şirin mi şirin

Şükür ki artık bu tür kötü niyetli düşün­ce­le­rin çok uza­ğın­da­yız! Holl­y­wood, eski­nin ‘komü­nist’ gön­der­meli çizgi seri­sini alla­yıp pul­la­ya­rak ve yeni öykü­ler içinde amba­laj­la­ya­rak popü­ler kül­tü­rün hiz­me­tine sunu­yor. Uğur Vardan Peyo’nun ünlü çizgi serisi Şirin­ler’in sine­ma­daki yeni mace­rası Kayıp Köy, her daim çocuk­lar­dan ziyade hali­ha­zırda çocuk­lu­ğunu yaşa­yan­lara ses­le­ni­yor. Bel­çi­kalı çizer Pierre Cul­li­ford’un (ki Peyo imza­sını kul­la­nırdı) elin­den çıkan Les scht­ro­umpfs adlı çizgi […]

küçük İskender: "Güvencemiz aklımız. Neyse ki o kontrolümüz altında."

küçük İskender’in 1980 sorası şiirin en ayrıksı, en çar­pıcı şairi olduğu söy­le­ne­bi­lir mi? Bana kalırsa kuş­ku­suz böyle. Saf­kan bir şair o.  Ayrıca önemli, değerli. Yeni­lerde iki kitabı bir­den yayım­landı. Ona sor­du­ğu­muz soru­lara ver­diği yanıt­lar her zamanki gibi oldu… Her şaire say­gıyla yak­la­şı­yor, kimi­le­rinde seve­rek kalı­yor, kimi­le­rin­den zarifçe ayrı­lı­yo­rum şim­di­lerde. Buna yeni kuşak da dahil. Semih Gümüş: İsken­der, yakın­larda […]

Müge Şenel • Feride

“İçim­deki çocuk… O, benim. Ben, oyum. Koru­ya­bil­di­ğim kadar saf, düşü­ne­bil­di­ğim kadar ger­çek.” Feride’yi gör­düm Mer­ci­mek Sokak’ta. Yolun sol­ca­ğı­zında, kal­dı­rıma otu­ru­ver­miş, elle­rini kafes yap­mış, merak­lan­dı­rı­yor yüre­ci­ğimi kör olma­ya­sıca. “Ne var avcunda? Hı? Ne sak­lı­yor­sun?” demek düştü benim de mera­kıma. Aman boy­nunu bir bükü­verdi, bir bakı­verdi ki sorma. “Hiiiç!” dedi, telaş­lıca göz­le­rini kaçı­rıp. Gene üstü başı pek bir haraptı, pis-pasak […]