Felsefe

John Berger üstüne: “Gözlerini son defa doğru kelimeyi bulmak istermiş gibi kapadı.”

2 Ocak’ta haya­tını kay­be­den İngi­liz yazar, sanat eleş­tir­meni, düşü­nür ve res­sam John Ber­ger hak­kında edi­tör, çevir­men ve Metis Yayınları’nın kurucu ortağı Müge Gür­soy Sökmen’le Medyascope’ta yapı­lan söy­le­şiyi yayın­lı­yo­ruz. Müge Gürsoy Sökmen Görme Biçim­leri Yankı Yayın­ları tara­fın­dan basıl­mıştı. Biz üni­ver­si­te­dey­dik o zaman ve kari­ka­tür kulü­bünde. Aslında Metis’in kurucu üye­le­ri­nin çoğu Boğa­ziçi Üni­ver­si­tesi Kari­ka­tür Kulübü’nden çık­mış­tır. Reha […]

Edebi Metinlerde Spinoza’yı Aramak

Bu çalış­mada hoşuma giden bir başka şey de ken­dimi Spinoza’yı düşü­nür­ken özerk­leş­miş his­set­mem. Spinoza’nın ger­çek­ten ne söy­le­miş oldu­ğunu bul­mak ya da bil­mek (müm­künse tabii bu) ve bun­dan yola çıka­rak bir şey­lere ulaş­mak gibi kay­gı­la­rın öte­sinde, dal­ga­la­rın ara­sında bir oraya bir buraya sav­ru­lan man­tar gibi, edebi metin­ler ara­sında gidip gel­me­nin mut­lu­lu­ğunu yaşı­yo­rum. Cemal Bâli Akal 2000’li […]

Hegel’in Shakespeare Okuması

Hegel’e göre kla­sik tra­ged­yada kah­ra­man­lar, kişi­lik­le­rin­deki ahlaki bir zayıf­lığa göre nite­len­di­ril­me­miş­ler­dir. Hegel Este­tik’te (1832) gele­nek­sel tra­jedi anla­yı­şın­dan çok faklı bir tra­jedi tanımı ortaya atmıştı. Hegel’e göre kla­sik tra­ged­yada kah­ra­man­lar, kişi­lik­le­rin­deki ahlaki bir zayıf­lığa göre nite­len­di­ril­me­miş­ler­dir. İki ahlak sis­temi ara­sında kal­dık­ları ve birine bağlı kalır­ken kaçı­nıl­maz ola­rak öte­kiyle diya­lek­tik bir iliş­kiye gir­dik­le­rin­den en niha­ye­tinde yenil­meye mah­kûm […]

Romantizm: Moderniteye Rağmen Modernlik

Roman­tizm aklı mer­keze koyan moder­ni­teye karşı, insa­nın tüm mele­ke­le­ri­nin eşit­li­ğini savu­nan moder­nite kar­şıtı moder­nizm­dir.  “Türkçe ola­rak arama motor­la­rın­dan birine Roman­tizm yaz­dı­ğı­nızda kar­şı­nıza çıkan görün­tü­lere bir bakın. Kar­şı­nıza kırık kalp­ler, kanlı göz­yaş­ları, şiir dize­leri dışında pek de bir şey çık­ma­ya­cak­tır.  Şimdi bir de aynı ara­mayı İngi­lizce, Fran­sızca ve Almanca yapın. Sadece Türkiye’de değil diğer tüm kül­tür­lerde […]

Etik ve Edebiyat | Mukadder Erkan

Etik gibi ede­bi­yat da insan yaşa­mı­nın derin ger­çek­li­ğiyle, özel­likle ahlak, iyi ve kötü mese­le­le­riyle uğra­şır. Hem etik hem de ede­bi­yat haki­ka­tin peşin­de­dir ve haki­kati açığa çıkar­maya çalı­şır. Ede­bi­yat insan durum­la­rını insana yan­sıt­ması açı­sın­dan bir eği­tim görevi gör­mek­te­dir. Ede­bi­yat ara­cı­lı­ğıyla etik daha evren­sel, daha kap­samlı, daha somut bir hale gelir, etik kav­ra­yış his­se­de­bi­le­ce­ği­miz bir şeye dönü­şür. […]

Dinmeyen Özlem Alman Erken Romantizmi’nde Felsefe ve Edebiyat İlişkisi | Mehmet Barış Albayrak

Roman­tik ruhun özün­deki özgür­lük sorunu, hem sınır­la­rın bilin­mesi hem de onu aşma çaba­sını ifade eder. Koşul­suzu arama, var­lığı sezme ya da mut­lağı bili­ne­bi­lir hale getirme çabası teme­linde roman­tik­le­rin modern yaşamda özgür­lü­ğün nasıl sağ­la­na­ca­ğıyla ilgili bir çaba­dır aynı zamanda. … kimi zaman dün­yayı her şey ve ken­di­mizi bir hiç ola­rak görü­yo­ruz; kimi zaman da ken­di­miz her […]

Foucault, Lanetlilerin Dostu

Michel Foucault, zamanımızın en ünlü, en çok merak edilen ve en yaratıcı düşünürlerinden. Herkes onu anlamak için çaba göstermeye hazır ama çoğu kez daha ilk karşılaşmadan yenik ayrıldığını görüyor ya da dokunmadan önünde duruyor. 20. yüzyılda düşünce üretiminin ayaklandığı dönemlerde zor düşünürler hep oldu.

Yirminci Yüzyıla Geçişte İntihar | Alfred Alvarez

İnti­har 19. yüz­yı­lın sonunda da ede­bi­yat­tan eksik olmadı, hatta ede­bi­ya­tın bir par­çası haline geldi. Roman­tik­ler altın çağ­la­rında inti­har fik­rini deha için öden­mesi gere­ken bir bedel ola­rak her­ke­sin zih­nine yer­leş­tir­mişti. Buna olan inanç son­ra­ları zayıf­lasa da Roman­tik­ler­den sonra artık hiç­bir şey eskisi gibi değildi. İnti­har, çık­ma­yan bir boya gibi Batı kül­tü­rüne nüfuz etmişti. Almanya ve Fransa’daki […]