Home Bilim Teknoloji İnternet Bir Bulvar Gazetesinin Dönüşümü
Bir Bulvar Gazetesinin Dönüşümü

Bir Bulvar Gazetesinin Dönüşümü

212
0

Alman Bild gaze­te­si­nin diji­tale geçme mece­ra­sın­daki dönüm nok­ta­la­rın­dan biri de 15 Tem­muz darbe giri­şimi…

Eyüp Tatlıpınar

Medya dün­ya­sıyla biraz ilgili kişi­ler için Bild gaze­te­sin­den söz edi­lir­ken akla gele­bi­le­cek­ler bel­li­dir; bul­var gaze­te­ci­li­ğin­den cin­si­yet­çi­liğe açı­lan geniş yel­pa­zede tes­pit­ler… Yan­lış değil­dir genel­likle. 12 say­fa­lık, fotoğ­raf­la­rın koca­man ve bol kul­la­nıl­dığı, baş­lık­la­rın yazı­lar­dan fazla yer kap­la­dığı, Alman Basın Kon­seyi Presserat’tan haber­ci­lik ilke­leri konu­sunda en çok uyarı alan ve bunu umur­sa­dığı söy­le­ne­me­ye­cek bir gazete. Yayın­cısı Kai Diekmann’ın, ken­di­si­nin penis büyütme ame­li­yatı geçir­di­ğini anla­tan haberi nede­niyle sol eği­limli Taz gaze­te­siyle dava­lık oluşu* gibi mace­ra­ları da çok konu­şu­lur, insan­la­rın sinir­le­rini zıp­lat­maya yöne­lik kış­kır­tıcı man­şet­leri de.

Böyle bir bul­var gaze­te­si­nin haber mer­ke­zinde biz­deki büyük gaze­te­ler için bile imre­ni­le­cek bir man­za­rayla kar­şı­laş­mak şaşır­tıcı olu­yor. Kâğıt gaze­te­nin yazı­iş­le­riyle gaze­te­nin online ser­visi haber mer­ke­zinde iç içe geç­miş. Online’da çalı­şan genç çocuk­lar kâğıt gaze­te­nin makam sahibi kişi­le­riyle yuvar­lak masa­nın etra­fında hal­ka­lar oluş­tu­rup her sabah 11:00’de bütün muha­bir­lere ve ser­vis­lere ekran­lar ara­cı­lı­ğıyla bağ­la­nıp gün­dem top­lan­tısı yapı­yor­lar. Türkiye’de böyle bir man­zara bugün ancak gele­ceğe dönük uçuk kaçık bra­ins­tor­ming’lerde çizi­le­bi­li­yor. Zaten bu Almanya’da da 2012’deki radi­kal bir deği­şimle müm­kün olmuş.

Yayın­cı­nın canı sıkı­lınca…

Gün­lük iki mil­yonu aşkın tira­jıyla büyük oranda kâr geti­rir­ken (12 say­fa­lık gazere 80 cent’e satı­lır­ken -- Türkiye’nin bu konuda en başa­rılı gaze­tesi Hür­ri­yet’in bazı gün­ler kitap kadar kalın çık­tı­ğını, daha az tiraj aldı­ğını ve daha ucuza satıl­dı­ğını düşü­nün) ve uzunca bir süre bu kârı sür­dü­re­bi­le­cek­ken 2012’de her­kes­ten önce diji­tale geç­meye karar ver­miş­ler.
“Artık bu başarı tat­min etmi­yordu, yeni bir şey­ler için zama­nın gel­di­ğini düşü­nü­yor­lardı, gele­ce­ğin diji­talde olduğu bel­liydi ama o an daha çok bu tat­min­siz­lik nede­niyle bu kararı ver­di­ler” anla­mın­daki söz­le­riyle durumu açık­lı­yor, gaze­te­nin yayın direk­törü Chris­tian Sten­zel.

Diek­mann yanına gaze­te­den kırklı yaş­la­rın­daki iki adamı alıp ABD’ye, Sili­kon Vadisi’ne kapağı atmış. Bir yıl­lı­ğına sıra­dan bir apart­man dairesi kira­la­mış­lar. Stanford’lu 18-19 yaş­la­rın­daki bir­kaç genius öğren­ciyi, “Sizin bir yıl­lık bur­su­nuzu kar­şı­la­ya­lım siz de bura­daki star­tup’ları bizim daireye geti­rin” diye­rek işe koyul­muş­lar. Niyet­leri online dün­ya­nın işle­yi­şini, gele­ce­ğini ona yön veren­ler­den kap­mak. Daire kısa sürede parti evi hava­sında, her­ke­sin gel­mek iste­diği bir yere dönüş­müş. Diek­mann bir yıl sonra gaze­te­nin ofi­sine dön­dü­ğünde her­ke­sin tep­kisi “yan­dık”, “eyvah”, “her şey deği­şe­cek anla­şı­lan” biçi­minde olmuş. Zira jilet gibi takım elbi­seyle gezen, jöleli saçlı, insan­la­rın onun yanına yak­la­şır­ken törene katı­lı­yor­muş hava­sına gir­diği, ‘’busi­ness­man’in dibi’’ git­miş, yerine kot pan­to­lonlu, sakallı, rahat görü­nümlü ‘’garip’’ biri gel­miş­miş.

Sili­kon Vadisi’ndeki iki keşif…

Bek­le­nen ger­çek­leş­miş ve Diek­mann, yıl­lar boyunca yerine otur­muş gaze­te­nin hiye­rar­şik yapı­sını hiç zaman kay­bet­me­den dağıt­mış. Hikâ­yeyi anla­tan Sten­zel, yar­dım­cı­lı­ğını yürüt­tüğü Diekmann’ın Sili­kon Vadisi’nde iki şey keş­fet­ti­ğini söy­lü­yor. İlki; online dün­yada sınır­ları kes­kin çiz­gi­lerle belir­len­miş hiye­rar­şik yapı­lara yer yok. Ve ikin­cisi; hata yapa­nın ceza­lan­dı­rıl­dığı, hata­nın olduğu bir yerde sorum­luyu bul­maya çalı­şan, Almanya’da kök­leri derin­lere nüfuz etmiş anla­yışa online dün­yada yer yok.

İşle­rini kendi oda­la­rında yalı­tıl­mış biçimde yürüt­meye alış­kın şef edi­tör­le­rin, genç çocuk­larla yan yana san­dal­ye­lerde otur­maya, onla­rın gaze­teyle, haber­lerle ilgili görüş­le­rini pay­laş­ma­la­rına alış­maya çaba­la­dık­ları zaman­larda Diek­mann bir çıl­gın­lığa daha imza atmış. Hiç çekici bulun­ma­yan, verim alın­ması zor gece var­di­ya­sını gaze­te­ci­ler açı­sın­dan çekici hâle getir­mek için Los Angeles’ta kira­la­nan bir vil­laya kay­dır­mış. Gaze­te­ci­ler burada altı aylık peri­yot­larla -- Almanya ile Los Ange­les ara­sın­daki dokuz saat­lik fark­tan yarar­la­na­rak -- gün­düz­leri çalış­mış.

Türkiye’deki medya orta­mında zaman zaman gün­deme gelen ‘’üye­lik’’ ve ‘’habere para veri­lir mi veril­mez mi’’ gibi tar­tış­ma­lar bu dönü­şüm hikâ­ye­sinde olumlu kar­şı­lık­lar bulu­yor. Baş­lan­gıçta fut­bol maç­la­rın­dan bölüm­ler yayın­la­ya­rak, son­ra­ları habere gaze­te­den daha fazla ağır­lık vere­rek sür­dür­dük­leri, paralı üye­lik sis­te­miyle çalı­şan Bild Plus’ı kur­maya karar ver­dik­le­rinde bu tar­tış­ma­lar onla­rın da gün­de­mine gel­miş. Sonuçta bugün 340 bin üyeye sahip­ler. En çok tık­la­nan, konu­şu­lan, üye kazan­dı­ran haber­leri; bir muha­bir­le­ri­nin yedi yıl boyunca peşine takıl­dığı, 400 euro’luk Montb­lanc kalemi kul­la­nan mec­lis üye­le­rini anla­tan haber olmuş. Sanal dün­yada koş­tur­ma­nın, habe­rin mali­ye­ti­nin düşe­ceği anla­mına gel­me­ye­ce­ğini hatır­la­tan bir haber.

Darbe giri­şi­min­den geçen dönü­şüm

Bild’in bu hikâ­ye­si­nin dönüm nok­ta­la­rı­nın birinde, 15 Tem­muz gecesi Türkiye’de yaşa­nan darbe giri­şimi bulu­nu­yor. Mesa­inin çok­tan bit­tiği, TV kanal­la­rında çoğu gaze­te­ci­nin ofis­ten ve çalışma böl­ge­le­rin­den ayrıl­dığı, önce­den belir­le­nen prog­ram­la­rın ekranda dön­düğü bir esnada, Tür­kiye saatiyle 22:00 civa­rında darbe giri­şi­mini haber almış­lar. Face­book say­fa­la­rında daha fazla kişiye ulaş­mak için Face­book Live yayın­la­rını dene­dik­leri gün­ler… Sos­yal medya edi­tör­le­rini hemen gaze­teye çağır­mış­lar. İstanbul’daki muha­bir­le­rin tele­fon­ları ara­cı­lı­ğıyla yap­tık­ları Face­book Live yayını bek­le­dik­le­rin­den çok daha fazla ilgi gör­müş. Takipçi sayısı fır­la­mış. Almanya’daki tele­viz­yon kanal­ları, henüz ola­yın başın­day­ken işe koyu­lan Bild’in Face­book yayı­nın­dan görün­tü­ler kul­la­na­rak gün­demi yaka­la­maya çalış­mış. Sten­zel bu yayını Bild’in online dönü­şü­münde önemli bir tarih ola­rak gör­dük­le­rini söy­lü­yor. Almanya’da her­kes Bild’in Face­book Live yayı­nın­dan Türkiye’deki darbe giri­şi­mini takip eder­ken, Türkiye’de Cum­hur­baş­kanı Tay­yip Erdoğan’ın ülke için hayati önem­deki ilk konuş­ma­sı­nın tele­viz­yonda yayın­la­na­ma­dı­ğını hatır­la­yınca man­za­ra­nın çar­pı­cı­lığı ortaya çıkı­yor sanı­rım.

* Bu habe­rin doğru olma­dı­ğını söy­le­mek gerek. Bild’in dahil olduğu yayın grubu Axel Sprin­ger ile 1968 hare­keti üze­rine kuru­lan sol eği­limli Taz gaze­tesi ara­sında ilk yıl­lara kadar uza­nan geri­lim 2000’lerin başında ilginç bir olayla tek­rar dik­kat çeki­yor. Taz, Bild’in ‘’renkli’’, pro­vo­ka­tif, yalan haber­le­riyle dalga geç­mek için yayın­cısı Kai Diekmann’ın penis büyütme ame­li­yatı geçir­di­ğini yazı­yor. Diek­mann mah­ke­meye gidince haber arşiv­den kal­dı­rı­lı­yor. Yedi yıl boyunca başka olay­larla da süren geri­li­min ardın­dan Diek­mann Taz’ı fon­la­yan vak­fın yöne­tim kuru­luna giri­yor. Bir jest ola­rak da söz konusu haberi kendi blo­gunda yayın­lı­yor, Taz’ın tek­rar yayın­la­ma­sına kapıyı ara­lı­yor. Taz’ın bu jeste kar­şı­lı­ğıysa olayı duvara res­met­tir­mek olu­yor. Taz’ın kala­ba­lık cad­deye bakan cep­he­sin­deki resimde Diekmann’ın peni­si­nin boyu altı met­rey­miş.

Eyüp Tatlıpınar’ın yazısı

(212)

Yorumlar