Home Kültür Sanat Müzik Birsen Tezer: “Üretebildiğimiz sürece yaşamayı da becerebiliriz...”
Birsen Tezer: “Üretebildiğimiz sürece  yaşamayı da becerebiliriz...”

Birsen Tezer: “Üretebildiğimiz sürece yaşamayı da becerebiliriz...”

33
0

Bir­sen Tezer, Bod­rum ve İstanbul’daki caz-bar kon­ser­le­riyle ve Bülent Ortaçgil’in Tri­bute albü­mün­deki “Çığ­lık Çığ­lığa” yoru­muyla tanı­nı­yordu, 2009’da ilk albümü Cihan’ı  çıka­rana kadar. Müm­taz Sol­maz, Tunç Önde­mir, Emre Tan­kal ve Ahmet Özbi­len ile çalı­şan Bir­sen Tezer, Cihan’da, kendi yaz­dı­ğı­şar­kı­la­rın yanında Bülent Ortaç­gil, Erkan Oğur, Zafer Cın­bıl şar­kı­la­rını da yorum­lu­yor. Bir­sen Tezer ile ola­ğan dışı sesi, yorumu ve alçak­gö­nüllü tav­rı­nın bir har­manı olan Cihan’dan ve müzik­ten ve ede­bi­yat­tan konuş­tuk…

Tuğba Eriş: Uzun yıl­lar­dır sah­nede ve müzikle iç içe olma­nıza rağ­men ilk albü­mü­nüz Cihan’ı geçen yıl çıkar­dı­nız. Albü­mü­nüz niçin bu kadar gecikti? Albüme tep­ki­ler nasıl oldu?

Bir­sen Tezer: Bu biraz benim sis­te­min dışında olmam­dan kay­nak­la­nı­yor diye düşü­nü­yo­rum. Pro­fes­yo­nel müzik haya­tıma baş­la­dı­ğım yıl­larda daha çok elekt­ro­nik müzik­ler yapı­lı­yor, müzi­ğin içe­ri­ğin­den çok, nasıl sata­cağı man­tı­ğıyla, az emekle ve çok yapay ses kul­la­nı­lan, açık­çası benim vasıf­sız diye nite­len­dir­di­ğim müzik­ler yer alı­yordu piya­sada. Örnek aldı­ğım insan­la­rın müzik­leri de vardı elbet ama bu yolda onlar kadar ken­dimi hır­pa­la­ma­mış­tım ve piş­me­miş­tim henüz. İste­di­ğim koşull­la­rın sağ­la­na­cağı bir devri bek­le­mek daha kolay geldi belki de bana. Şimdi sır­tımı rahat rahat yas­la­ya­bi­le­ce­ğim, sonuna kadar inan­dı­ğım bir albüm var elimde. Bu albüm evlerde dost­lar ara­sında söz­ler, soh­bet­lerle baş­la­mış, o anki biz­den neler çıkar heve­siyle stüd­yoya taşın­mış bir albüm­dür. Satıp sat­ma­ya­cağı hiç düşü­nül­me­den, biz­deki biri­keni orta­lığa dök­mek için. Şimdi aldı­ğı­mız duyum­lara göre raf­larda yerini aldı­ğın­dan beri talep gören, çeşitli köşe yazar­la­rı­nın dik­kate değer bulup yazıp çiz­diği bir albüm oldu Cihan. Sonuçta tak­dir ve değer gör­mesi, kimi olsa gurur­lan­dı­rır, biz de mut­lu­luk duyu­yo­ruz bu durum­dan.

TE: Cihan’da Bülent Ortaç­gil, Zafer Cın­bıl, Erkan Oğur, İlhan Şeşen şar­kı­la­rı­nın yanında kendi bes­te­le­ri­niz de var.

BZ: Albümde geli­şen diğer bir durum da şu; daha önce belki bece­re­me­di­ğim, belki de yapa­bi­le­ce­ğimi düşü­ne­me­di­ğim bir üre­tim durumu söz konusu oldu bu albümde. Daha önce ‘yazı’ diye adlan­dır­dı­ğım bazı kara­la­ma­la­rım bir­kaç deneme sonu­cunda müzikle buluştu ve ne güzel ki benim diye­bi­le­ce­ğim şar­kı­lar ortaya çıktı. Bu gelişme en çok beni sevin­dirdi, zira müziğe baş­la­dı­ğım andan iti­ba­ren hep üret­me­nin peşinde olmuş, başa­ra­ma­mış­tım şim­diye kadar. Şimdi kon­ser­lerde hep bir ağız­dan söy­le­ni­yor şar­kı­la­rım; bir müzis­yen için bun­dan daha büyük bir tat­min söz konusu değil­dir ina­nın.

TE: Fik­ret Kızılok’u sever misi­niz? Şöyle demişti bir kere­sinde: “Bir sözü söyle yeter. Sözü söy­le­meye baş­la­dı­ğında, o kendi ken­dine bes­te­le­nir zaten.”

BZ: Tam da bunu demek iste­dim işte. Fik­ret Kızılıok’un bu cüm­le­sine katıl­ma­mak elde değil. Zira sım­sıkı kapalı bir kapım vardı sanki ve açıldı, pir açıldı. Şimdi de yaz­ma­dan dura­mı­yo­rum ve onu müzik­len­dir­me­den. Bir kelime ile baş­la­mak belki zor olanı, ama o kelime veya cümle oluş­tu­ğunda çıkan şeyin far­kında olma­dan saat­leri devir­miş olma­nıza değ­di­ğini görü­yor ve doğum ânın­daki gibi bir muci­zeye tanık olu­yor­su­nuz. Sadece size ait olan bir şeyin doğumu.

TE: Farklı öğe­le­rin olduğu, Batı müzi­ğiyle Türk müzi­ği­nin har­man­lan­dığı bir müzik yapı­yor­su­nuz. Bunun kay­nağı nedir? Yani o müzik öğe­le­rinde gör­dü­ğü­nüz ola­nak­lar neler­dir? Hangi müzik­lerle bes­le­ni­yor­su­nuz?

BZ: Ben müzik eği­ti­mimi İTÜ Türk Müziği Dev­let Konservatuarı’nda tamam­la­dım. Dola­yı­sıyla Türk müziği hak­kında biraz fikir sahibi oldum. Keza bütün bu sene­ler boyunca çok çeşitli müzik­lerle renk­len­dir­dim kula­ğımı. Özel­likle caz müzi­ğine bir hayli ilgim oldu­ğun­dan sanı­rım böyle bir iç içe geçme durumu oluştu şar­kı­larda. Sesimle oyna­mayı ve onu yeri gel­di­ğinde özgür bırak­mayı sevi­yo­rum. Bir nevi ara­yış­la­rımı müzikte ger­çek­leş­ti­re­bi­li­yo­rum.

TE: Genel ola­rak müzik nasıl bir yere gidi­yor sizce?

BZ: Geç­mişte olduğu gibi yek­ne­sak ritim­lere sahip ve bir­bi­rini tak­lit eden müzik­ler­den sıkıldı insan­lar. Şunu göz­lem­li­yo­rum şu ara; şarkı söz­leri önem­sen­meye baş­ladı. İnsan­lar şar­kı­nın melo­di­sin­den çok ne anlat­maya çalış­tı­ğına dik­kat etmeye baş­la­dı­lar. Yani müzik kişi­sel­leşti, canlı per­for­mans­lar değer­lendi. Daha bire­bir iliş­kiye taşındı müzik, yapan, çalan ve din­le­yen ara­sında. Kimin neyi, ne şekilde anla­tıp sah­ne­le­di­ğini merak etmeye baş­la­dı­lar. Bu yüz­den çeşit­li­liğe, alter­na­tife yöneldi din­le­yici. Bunun anlamı, biz müzis­yen­ler için daha geniş alan­lar ve daha özgür müzik demek. Bu açı­dan umut­lan­dı­rı­yor beni müzik­teki bu geli­şim.

TE: Müzikle haya­tı­nızı kaza­na­bi­li­yor musu­nuz?

BZ: Eğer yap­tı­ğın müzik daha kişi­sel ve ticari kay­gı­dan uzak bir müzikse adı üstünde maddi geti­risi olma­yan bir müzik­tir. Fakat bir önceki soru­nu­zun ceva­bında dedi­ğim gibi kapı­lar açıldı, hem bizim için hem de alter­na­tif müzik ara­yan­lar için. Elbet yavaş da olsa üre­ti­len­ler yerine ula­şa­cak, bu daha fazla müzik severle daha çok bulu­şa­bil­mek, daha çok kon­ser, daha çok üret­mek demek, son­ra­sında yine daha çok kon­ser! Üre­te­bil­di­ği­miz sürece yaşa­mayı da bece­re­bi­li­riz diye düşü­nü­yo­rum.

TE: Müzik dışında nelerle ilgi­le­ni­yor­su­nuz? Ede­bi­yatı sev­di­ği­nizi söy­le­miş­si­niz bir söy­le­şi­nizde. Neler oku­yor­su­nuz? Başucu kitap­la­rı­nız, yazar­la­rı­nız kim­ler?

BZ: Oku­mayı, müzik din­le­meyi, sev­di­ğim müzis­yen­le­rin kon­ser­le­rini takip etmeyi sevi­yo­rum. Ama oku­mak başka bir hal içinde, başka bir dün­yaya geç­me­nin anah­tarı gibi. Çok çeşitli yazar­la­rın kitap­la­rını takip edi­yo­rum. Eğer bir yazarı sevi­yor­sam elim­den gel­di­ğince bütün eser­le­rine ulaş­maya çalı­şı­yo­rum. Eski basım­ları, defa­larca okun­muş kitap­ları ara­yıp bul­maya bayıl­dı­ğım­dan sahaf­ları gezi­yo­rum. Bu da ayrı bir keyif­tir, oku­maya tut­kulu insan­lar bilir. Henüz gurur duya­bi­le­ce­ğim büyük­lükte ve çeşit­li­likte bir kütüp­ha­neye ula­şa­ma­mış olsam da bana ait, beni ifade eden minik bir kütüp­ha­nem var. Şiiri çok sevi­yo­rum. Ahmet Telli, Edip Can­se­ver, Tur­gut Uyar, Murat­han Mun­gan, Füruğ, Bir­han Kes­kin, Attilâ İlhan, Cemal Süreya ve daha nice­leri şiir­le­rini takip ettik­le­rim. Hikâye, roman, dene­me­lere örnek ver­mem gere­kirse İhsan Oktay Anar, Buket Uzu­ner, Orhan Pamuk, Tezer Özlü, Oğuz Atay, Yaşar Kemal, yine Murat­han Mun­gan ve daha saya­ma­dı­ğım nice yazar var.

TE: Şu sıra­lar nelerle meş­gul­sü­nüz? Yeni bir albüm ya da proje var mı tasar­la­dı­ğı­nız?

BZ: İlk albü­münü yeni piya­saya sür­müş müzis­yen­ler ola­rak müm­kün oldu­ğunca çok müzik­se­verle buluş­ma­nın yol­la­rını arı­yo­ruz arka­daş­la­rımla. Henüz İstan­bul dışında bulu­şa­ma­dık din­le­yi­ci­le­ri­mizle. Bağ­lan­tı­la­rı­mızı yavaş yavaş yoluna koy­du­ğu­muzu da takip­çi­le­ri­mize bura­dan bil­dir­mek iste­rim. Bir yan­dan da ikinci albüm için düşünme, oluş­turma, yazıp çizme saf­hası. San­cılı ama bir yan­dan çok keyifli bir süre­cin başında oldu­ğumu bili­yo­rum ve heye­can duyu­yo­rum. Yine bize ait, ilk önce bizi sonra din­le­yi­ci­le­ri­mizi ilgi­len­di­re­cek laf­lar – müzik­leri, hayat­lar – akis­leri, aşk­lar – yanıl­gı­ları, tut­ku­lar – sonuç­ları belki… Kim bilir.

Teşek­kür ede­rim zaman ayı­rıp bana da yer ver­di­ği­niz için.

2010

(33)

Yorumlar