Home Kültür Sanat Müzik Birsen Tezer: “Üretebildiğimiz sürece yaşamayı da becerebiliriz…”
Birsen Tezer: “Üretebildiğimiz sürece  yaşamayı da becerebiliriz…”

Birsen Tezer: “Üretebildiğimiz sürece yaşamayı da becerebiliriz…”

42
0

Birsen Tezer, Bodrum ve İstanbul’daki caz-bar konserleriyle ve Bülent Ortaçgil’in Tribute albümündeki “Çığlık Çığlığa” yorumuyla tanınıyordu, 2009’da ilk albümü Cihan’ı  çıkarana kadar. Mümtaz Solmaz, Tunç Öndemir, Emre Tankal ve Ahmet Özbilen ile çalışan Birsen Tezer, Cihan’da, kendi yazdığışarkıların yanında Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, Zafer Cınbıl şarkılarını da yorumluyor. Birsen Tezer ile olağan dışı sesi, yorumu ve alçakgönüllü tavrının bir harmanı olan Cihan’dan ve müzikten ve edebiyattan konuştuk…

Tuğba Eriş: Uzun yıllardır sahnede ve müzikle iç içe olmanıza rağmen ilk albümünüz Cihan’ı geçen yıl çıkardınız. Albümünüz niçin bu kadar gecikti? Albüme tepkiler nasıl oldu?

Birsen Tezer: Bu biraz benim sistemin dışında olmamdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Profesyonel müzik hayatıma başladığım yıllarda daha çok elektronik müzikler yapılıyor, müziğin içeriğinden çok, nasıl satacağı mantığıyla, az emekle ve çok yapay ses kullanılan, açıkçası benim vasıfsız diye nitelendirdiğim müzikler yer alıyordu piyasada. Örnek aldığım insanların müzikleri de vardı elbet ama bu yolda onlar kadar kendimi hırpalamamıştım ve pişmemiştim henüz. İstediğim koşullların sağlanacağı bir devri beklemek daha kolay geldi belki de bana. Şimdi sırtımı rahat rahat yaslayabileceğim, sonuna kadar inandığım bir albüm var elimde. Bu albüm evlerde dostlar arasında sözler, sohbetlerle başlamış, o anki bizden neler çıkar hevesiyle stüdyoya taşınmış bir albümdür. Satıp satmayacağı hiç düşünülmeden, bizdeki birikeni ortalığa dökmek için. Şimdi aldığımız duyumlara göre raflarda yerini aldığından beri talep gören, çeşitli köşe yazarlarının dikkate değer bulup yazıp çizdiği bir albüm oldu Cihan. Sonuçta takdir ve değer görmesi, kimi olsa gururlandırır, biz de mutluluk duyuyoruz bu durumdan.

TE: Cihan’da Bülent Ortaçgil, Zafer Cınbıl, Erkan Oğur, İlhan Şeşen şarkılarının yanında kendi besteleriniz de var.

BZ: Albümde gelişen diğer bir durum da şu; daha önce belki beceremediğim, belki de yapabileceğimi düşünemediğim bir üretim durumu söz konusu oldu bu albümde. Daha önce ‘yazı’ diye adlandırdığım bazı karalamalarım birkaç deneme sonucunda müzikle buluştu ve ne güzel ki benim diyebileceğim şarkılar ortaya çıktı. Bu gelişme en çok beni sevindirdi, zira müziğe başladığım andan itibaren hep üretmenin peşinde olmuş, başaramamıştım şimdiye kadar. Şimdi konserlerde hep bir ağızdan söyleniyor şarkılarım; bir müzisyen için bundan daha büyük bir tatmin söz konusu değildir inanın.

TE: Fikret Kızılok’u sever misiniz? Şöyle demişti bir keresinde: “Bir sözü söyle yeter. Sözü söylemeye başladığında, o kendi kendine bestelenir zaten.”

BZ: Tam da bunu demek istedim işte. Fikret Kızılıok’un bu cümlesine katılmamak elde değil. Zira sımsıkı kapalı bir kapım vardı sanki ve açıldı, pir açıldı. Şimdi de yazmadan duramıyorum ve onu müziklendirmeden. Bir kelime ile başlamak belki zor olanı, ama o kelime veya cümle oluştuğunda çıkan şeyin farkında olmadan saatleri devirmiş olmanıza değdiğini görüyor ve doğum ânındaki gibi bir mucizeye tanık oluyorsunuz. Sadece size ait olan bir şeyin doğumu.

TE: Farklı öğelerin olduğu, Batı müziğiyle Türk müziğinin harmanlandığı bir müzik yapıyorsunuz. Bunun kaynağı nedir? Yani o müzik öğelerinde gördüğünüz olanaklar nelerdir? Hangi müziklerle besleniyorsunuz?

BZ: Ben müzik eğitimimi İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda tamamladım. Dolayısıyla Türk müziği hakkında biraz fikir sahibi oldum. Keza bütün bu seneler boyunca çok çeşitli müziklerle renklendirdim kulağımı. Özellikle caz müziğine bir hayli ilgim olduğundan sanırım böyle bir iç içe geçme durumu oluştu şarkılarda. Sesimle oynamayı ve onu yeri geldiğinde özgür bırakmayı seviyorum. Bir nevi arayışlarımı müzikte gerçekleştirebiliyorum.

TE: Genel olarak müzik nasıl bir yere gidiyor sizce?

BZ: Geçmişte olduğu gibi yeknesak ritimlere sahip ve birbirini taklit eden müziklerden sıkıldı insanlar. Şunu gözlemliyorum şu ara; şarkı sözleri önemsenmeye başladı. İnsanlar şarkının melodisinden çok ne anlatmaya çalıştığına dikkat etmeye başladılar. Yani müzik kişiselleşti, canlı performanslar değerlendi. Daha birebir ilişkiye taşındı müzik, yapan, çalan ve dinleyen arasında. Kimin neyi, ne şekilde anlatıp sahnelediğini merak etmeye başladılar. Bu yüzden çeşitliliğe, alternatife yöneldi dinleyici. Bunun anlamı, biz müzisyenler için daha geniş alanlar ve daha özgür müzik demek. Bu açıdan umutlandırıyor beni müzikteki bu gelişim.

TE: Müzikle hayatınızı kazanabiliyor musunuz?

BZ: Eğer yaptığın müzik daha kişisel ve ticari kaygıdan uzak bir müzikse adı üstünde maddi getirisi olmayan bir müziktir. Fakat bir önceki sorunuzun cevabında dediğim gibi kapılar açıldı, hem bizim için hem de alternatif müzik arayanlar için. Elbet yavaş da olsa üretilenler yerine ulaşacak, bu daha fazla müzik severle daha çok buluşabilmek, daha çok konser, daha çok üretmek demek, sonrasında yine daha çok konser! Üretebildiğimiz sürece yaşamayı da becerebiliriz diye düşünüyorum.

TE: Müzik dışında nelerle ilgileniyorsunuz? Edebiyatı sevdiğinizi söylemişsiniz bir söyleşinizde. Neler okuyorsunuz? Başucu kitaplarınız, yazarlarınız kimler?

BZ: Okumayı, müzik dinlemeyi, sevdiğim müzisyenlerin konserlerini takip etmeyi seviyorum. Ama okumak başka bir hal içinde, başka bir dünyaya geçmenin anahtarı gibi. Çok çeşitli yazarların kitaplarını takip ediyorum. Eğer bir yazarı seviyorsam elimden geldiğince bütün eserlerine ulaşmaya çalışıyorum. Eski basımları, defalarca okunmuş kitapları arayıp bulmaya bayıldığımdan sahafları geziyorum. Bu da ayrı bir keyiftir, okumaya tutkulu insanlar bilir. Henüz gurur duyabileceğim büyüklükte ve çeşitlilikte bir kütüphaneye ulaşamamış olsam da bana ait, beni ifade eden minik bir kütüphanem var. Şiiri çok seviyorum. Ahmet Telli, Edip Cansever, Turgut Uyar, Murathan Mungan, Füruğ, Birhan Keskin, Attilâ İlhan, Cemal Süreya ve daha niceleri şiirlerini takip ettiklerim. Hikâye, roman, denemelere örnek vermem gerekirse İhsan Oktay Anar, Buket Uzuner, Orhan Pamuk, Tezer Özlü, Oğuz Atay, Yaşar Kemal, yine Murathan Mungan ve daha sayamadığım nice yazar var.

TE: Şu sıralar nelerle meşgulsünüz? Yeni bir albüm ya da proje var mı tasarladığınız?

BZ: İlk albümünü yeni piyasaya sürmüş müzisyenler olarak mümkün olduğunca çok müzikseverle buluşmanın yollarını arıyoruz arkadaşlarımla. Henüz İstanbul dışında buluşamadık dinleyicilerimizle. Bağlantılarımızı yavaş yavaş yoluna koyduğumuzu da takipçilerimize buradan bildirmek isterim. Bir yandan da ikinci albüm için düşünme, oluşturma, yazıp çizme safhası. Sancılı ama bir yandan çok keyifli bir sürecin başında olduğumu biliyorum ve heyecan duyuyorum. Yine bize ait, ilk önce bizi sonra dinleyicilerimizi ilgilendirecek laflar – müzikleri, hayatlar – akisleri, aşklar – yanılgıları, tutkular – sonuçları belki… Kim bilir.

Teşekkür ederim zaman ayırıp bana da yer verdiğiniz için.

2010

(42)

Yorum yaz