Home Hayat “Büyük Oyun” ve Rus Troller
“Büyük Oyun” ve Rus Troller

“Büyük Oyun” ve Rus Troller

56
0

Ya Rus trol­ler ve bağlı bulun­duk­ları Kremlin’in radi­kal­leş­tir­dik­leri kit­le­ler ve o kit­le­le­rin, kış­kır­tı­lan düş­man­lık­larla yapa­cak­ları işler?

Sezin Öney

Rusya ile Batı ara­sında 19. yüz­yıl­vari bir Büyük Oyun”un içine düş­tü­ğü­müzü öne süren bir yazı yaz­mış­tım. Düş­tü­ğü­müzü diyo­rum çünkü Türkiye’nin de aslında, çok bilin­cinde olma­dan tam da orta yerinde yer aldığı bir oyun bu.

Bir önceki yazıda, “Büyük Oyun”u şöyle anlat­mış­tık:

Büyük Oyun; veya ori­ji­nal adı ile “Great Game” ya da “Турниры теней/Turniri Teney” (Göl­ge­ler Tur­nu­vası). 19. yüz­yı­lın ilk çey­re­ğin­den 20. yüz­yı­lın ilk çey­re­ğine; yani, İmpa­ra­tor­luk­la­rın yıkı­lı­şına kadar olan döneme kadar süren stra­te­jik güç çekiş­mesi dönemi.”

Çar I. Nikolay’ın, Bri­tanya İmpa­ra­tor­luğu ile gerek stra­te­jik çıkar­lar, gerekse de ide­olo­jik bir reka­bet içine gir­diği ve iki İmpa­ra­tor­lu­ğun, Afga­nis­tan başta olmak üzere Orta Asya’da reka­bet içine gir­diği bir “Oyun”dan bah­se­di­yo­ruz.

Tıpkı, bugü­nün Kremlin’i için yapı­lan yorum­lar gibi, o dönemde de, Rusya’nın asıl ama­cı­nın, Avrupa’yı domine etmek olduğu öne sürü­lü­yor. Diğer bir deyişle, Rusya’nın “Büyük Oyun”a giriş­mek­teki asıl hede­fi­nin, Batı dün­ya­sında sözünü geçir­mek olduğu savu­nu­lu­yor. Ve bugün de, nasıl o dönem, Afga­nis­tan ve Orta Asya üze­rin­den “Oyun” kuru­lu­yorsa, şimdi de Orta­doğu üze­rin­den bir oyun kuru­lu­yor.
Rusya, dün ve bugün, neden Batı dün­ya­sında ege­men olmak iste­sin?

Çok sebep ileri sürü­le­bi­lir ve hep­si­nin de ken­dine göre hak­lı­lığı da var­dır:
– 18 ve 19. yüz­yıl­dan beri, “Endüstri Devrimi”nden bugüne uza­yan, bit­me­yen bir “modern­leşme” trav­ması,
– Batı dün­ya­sı­nın par­çası ve miras­çısı olmak iddi­ası bir yan­dan, “Batı dışı ve ötesi” üstün bir kim­liğe sahip olduğu iddi­ası öte yan­dan, “Doğu-Batı” iki­lem­leri ara­sında boca­la­mak,
– 19. yüz­yılda “İmpa­ra­tor­luk­la­rın bütün­lü­ğünü” teh­dit eden mil­li­yetçi akım­la­rın yarat­tığı, bugüne kadar uza­yan “beka” kaygı ve endi­şe­leri,
– Otok­ra­si­nin, geç kal­mış modern­leşme süre­cinde arayı kapat­mak için tek müm­kün yöne­tim biçimi olduğu ve Batı’nın sürekli, “libe­ra­lizmi bahane ede­rek, içiş­le­rine karış­tığı ve aslında, arayı kapa­ta­cak hızlı modern­leş­meyi engel­le­meye çalış­tığı” düşün­cesi,
– Ve tabii, “ege­men gücün” kendi ikti­dar gücü ve ikti­dar­daki kalı­cı­lığı ile ülke­nin kade­rini özdeş­tir­mesi.
Daha sebep lis­tesi çok uza­ya­bi­lir; ben sadece psi­ko­loji ve ide­olo­ji­nin iç içe gir­diği sebep­ler üze­rine yoğun­laş­maya çalış­tım.
Burada en önemli nokta, Rusya öte­sinde, Maca­ris­tan Baş­ba­kanı Vik­tor Orbán’ın, 2014’te yap­tığı konuş­mada vur­gu­la­dığı “libe­ral olma­yan demok­rasi olma iddi­ası”.

Orbán, bu konuş­ma­sında şöyle demişti:
“(Şimdi) daha da önemli bir reka­bet söz konusu. Bunun bir dev­let yarat­mak değil; bir ulusu başa­rılı kıla­cak dev­leti yaratma yarışı. Dev­let, bir top­lu­luğu orga­nize etme meto­dun­dan başka bir şey değil­dir; bu top­lu­luk, bizim duru­mu­muzda olduğu gibi, ülke­mi­zin sınır­la­rıyla sınırlı da kal­ma­ya­bi­lir. Fakat önemli olan şudur ki, bir ulusu en reka­betçi kıla­cak dev­leti yaratma yarışı için­de­yiz. Bu nedenle, kıy­metli Bayan­lar ve Bay­lar, düşün­cede yük­se­len bir konu, Batılı olma­yan, libe­ral olma­yan, libe­ral demok­rasi olma­yan, hattâ demok­rasi bile olma­yan fakat ulus­la­rını başa­rılı kılan sis­tem­leri anla­mak­tır. Bugün, ulus­la­ra­rası ana­liz­le­rin yük­se­len yıl­dız­ları, Sin­ga­pur, Çin, Hin­dis­tan, Tür­kiye ve Rusya’dır. … Batı Avrupa dog­ma­la­rın­dan ayrıl­ma­nın en iyi yol­la­rını bulma, ken­di­mizi bu dog­ma­lar­dan bağım­sız kılma çaba­sın­da­yız. Ve böy­lece, ken­di­mizi dün­ya­daki bu büyük yarışta reka­betçi kıla­ca­ğız.”
Bu konuş­mayı, bugün seçil­miş bir lider ola­rak ikti­dara gelse, “Büyük Oyun” döne­mi­nin Çarı Birinci Niko­lay da yapa­bi­lirdi. O da, dev­leti “orga­nize edici güç”, hattâ “ordu gibi” görü­yordu. Bir top­lum­daki her­kes ve her şey, aynı hedefe kilitli olmalı ve top­lum­daki birey­ler asker gibi; sadece emre itaat ede­rek dev­lete, yani top­luma hiz­met etme­liydi. Rusya lideri Vla­di­mir Putin, Maca­ris­tan Baş­ba­kanı Orbán’ın söy­le­dik­le­rini söy­le­ye­bi­lirdi; tabii, Putin daha ses­siz ve derin­den git­meyi sev­diği için, o kadar açık konuş­mayı ter­cih etmi­yor.
Ancak sonuçta, “Büyük Oyun” döne­min­den bugüne, zihin­ler ve ide­olo­jik yak­la­şım­lar açı­sın­dan dönüp dola­şıp aynı nok­taya gel­mi­şiz gibi gözü­kü­yor. Sadece araç­lar farklı ve ileri tek­no­loji de, “Büyük Oyun”un aracı olmuş durumda. Geç­ti­ği­miz gün­lerde, Rus bir troll gru­bu­nun, Bri­tanya gene­lin­deki medya üze­rin­den kamu­oyu oluş­tur­makta oldukça mahir dav­ran­dığı ortaya çıktı. Twit­ter, durumu ortaya çıkar­masa Rus trol­ler, Bri­tanya kamu­oyunu medya üze­rin­den etki­le­meye de devam ede­cek­lerdi.
Bilin­diği gibi, “yurt­taş gaze­te­ci­liği”, son yıl­larda oldukça yay­gın; elekt­ro­nik âlet­le­rin sun­duğu imkân­lar, ger­çek­ten de medya ile hiç­bir ala­kası olma­yan insan­ları bile muha­bir­lere dönüş­tü­rü­yor. Hem “sıra­dan vatan­daşı” med­yaya daha yak­laş­tır­mak ve haber­lerle inte­rak­tif bir ilişki kur­ma­sını sağ­la­mak için, hem de doğru yerde ve doğru zamanda (yani habe­rin ger­çek­leş­tiği yerde) olan kişiyi haber kay­nağı ola­rak kul­lan­mak için, dünya gene­linde medya kuru­luş­ları, yurt­taş gazeteciliğini/yorumculuğunu kul­la­nı­yor. Ancak, Rusya’nın St. Peters­burg ken­tin­deki “İnter­net Araş­tırma Ajansı” isimli büroda çalı­şan “maaşlı trol­le­rin” yorum­ları, Bri­tanya basını gene­linde en az 80 kez haber­le­rin içinde yer aldı. Twit­ter, bu trol­le­rin hesap­la­rını tes­pit edip yasak­la­ma­dan önce, Britanya’dan bin­lerce kilo­metre öte­deki bu trol­ler, ülkede olup biten gün­lük olay­larla ilgili haber­lere, yorum­ları, ver­dik­leri bil­gi­ler-tep­ki­ler, sağ­la­dık­ları gör­sel­lerle müda­hil ola­rak rutin biçimde gün­dem yarat­tı­lar.
Twitter’dan edin­dik­leri bil­gi­leri, Bri­tanya medya kurum­la­rı­nın arşiv­le­riyle kar­şı­laş­tı­ran Guar­dian gaze­te­si­nin bu araş­tır­ması, elbette çok çar­pıcı: önce­likle bu örnek, buz­da­ğı­nın ortaya çıkan yüzü. Ayrıca, Rus trol­le­rin sız­dığı Bri­tan­yalı medya kurum­ları, öyle rast­gele ve ince ele­yip sıkı doku­ma­dan haber yapan örnek­ler değil. Rus troll olta­sına gelen kurum­lar ara­sında, BBC başta olmak üzere Teleg­raphGuar­dian’ın ken­disi, Daily Mail gibi örnek­ler de var. Dahası, ABD mer­kezli olup da, Britanya’da yay­gın biçimde takip edi­len Huf­fing­ton PostBuzz­Feed ve “alter­na­tif Sağ’ın” par­la­yan yıl­dızı Bre­it­bart da var.
Bri­tanya med­ya­sı­nın, Avrupa gene­linde, pro­fes­yo­nel stan­dart­lara özen gös­terme açı­sın­dan (veri­leri doğ­ru­lama gibi) çıtası yük­sek. Bir de, Avrupa gene­linde bazı yer­lerde en çok oku­nan basılı yayın organ­la­rı­nın, ekse­ri­yetle toplu taşıma araç­la­rında dağı­tı­lan ve çala­ka­lem hazır­lan­mış “Metro” gibi isim­ler taşı­yan yayın organ­ları olduğu düşü­nü­lürse, mesele büyük…
Rus trol­ler ve bağlı bulun­duk­ları Krem­lin, başka bir ülke­nin kamu­oyunu sahte bil­gi­lerle yön­len­dir­meyi, kendi çıkar­la­rına uygun algı­lar yarat­mayı “doğru” bulu­yor ola­bi­lir. Hattâ ulus­la­ra­rası iliş­ki­lerde bunun norm oldu­ğunu, Batı blo­kun­dan ülke­le­rin (başta Ame­rika olmak üzere) “enfor­mas­yon savaşı” içinde oldu­ğunu da öne süre­cek­tir. ABD’nin ve diğer bir­çok ülke­nin medya konu­sunda mani­pü­la­tif dav­ran­dığı bir­çok tarihî örnek de olmuş­tur ve olmak­ta­dır. Ancak, yan­lışa cevap yan­lış yap­mak mıdır?
19. yüz­yı­lın “Büyük Oyun”unu zih­ni­yeti ile gidi­len “aşırı hırs” ve “emper­yal çıkar man­ya­sı­nın” sonu iki dünya savaşı oldu. Şimdi aynı yol­lar­dan geç­meli miyiz? Suriye’de yaşa­nan “vekâ­let savaşı”, zaten bir dünya savaşı; bu yan­gını sön­dür­mek yerine, küre­sel çapta her kesi­min radi­ka­liz­mini yük­sel­te­rek daha da büyüt­meli miyiz? St Petersburg’da otu­rup da “klavye şöval­ye­liği” yapan trol genç­ler, hem iyi kaza­nıp hem de “davaya” hiz­met ettik­le­rini düşü­ne­bi­lir­ler. Trol­ler, günü­mü­zün “mak­bul vatan­daş­ları” ola­bi­lir­ler.
Ya radi­kal­leş­tir­dik­leri kit­le­ler ve o kit­le­le­rin, kış­kır­tı­lan düş­man­lık­larla yapa­cak­ları?
Dahası, Bri­tanya med­yası bu kadar açıksa dış kay­naklı trol algı yöne­ti­mine; her­hangi bir mes­lekî etiği olma­yan Tür­kiye med­yası geneli ne ola­cak? Bu mes­le­kiî eroz­yonu geç­tim, sos­yal medya üze­rin­den acaba Tür­kiye ne mani­pü­las­yon­lara açık-her ülke­den?
ABD’den Britanya’ya, Macaristan’dan Fransa’ya, Almanya’dan İtalya’ya; bir­çok ülke Rusya’nın kamu­oyunu ve siya­seti ciddi biçimde yön­len­di­re­bil­di­ğine yöne­lik ciddi, elle tutu­lur, sağ­lam kanıt­la­rın olduğu yer­ler­ken, Tür­kiye, acaba ilgiye maz­har değil mi? Mes­lekî bağı­şık­lık­ları mı çok güçlü – med­ya­dan siya­sete?
“Yerli ve milli” der­ken acaba ne olu­yor Tür­kiye; acaba ger­çek­ten ne, kim ayar­lı­yor kamu­oyu­nun algı­ları ve siya­se­tin rota­sını?

oneysezin@hotmail.com

Sezin Öney’in p24blog’daki yazısı

(56)

Yorumlar