Home Kültür Sanat Edebiyat Can Sıkıntısı
Can Sıkıntısı

Can Sıkıntısı

1.28K
0
Şükrü Erbaş

Evler donmuş. Ağaçlar donmuş. Rüzgâr donmuş. Sesler donmuş. Kediler, köpekler, serçeler, güneşler donmuş. Camlar yok. Duvarlar erimiş. Çatı göğe çekilmiş. Yol eşikte kayıp. İnsanlar ağızlarındaki son harfi bütün zamanlara yayarak yaşadıklarına inanmaya çalışıyorlar. Eşyalar zaman dışı birer yaratığa benziyor. Her şey, ölümden sonra da sürecek bir yoksulluğun erken fotoğrafı. Yaşamak yer çekiminden kurtulmuş da boşlukta dönüp duruyor. Bir sonsuz tekrar, tanrıyı bile hükümsüz kılıyor. Öyle bir can sıkıntısı ki, insana, anlamsızlık duygusunu bir yaşama belirtisi olarak sevdiriyor. ‘Biçim veremediğimiz şeylerin biçimini almak’ yeni zamanın ruhu oluyor. Giderek her şey bir kötülük kaynağına dönüşüyor.

Hevesle yılgınlığı, can sıkıntısıyla öfkeyi bir tahterevalli gibi kalbimize kuran dünya… kocaman bir kasabasın sen biliyor musun… Belkemiği olmayan bir kasaba. Geldiği yere de, gittiği yere de ait olmayan bir kasaba. Tozlu egosunu dünyanın üstüne örten bir kasaba. Kayıtsızlığıyla gurur duyan bir kasaba. Bütün güzellikleri günaha çeviren bir kasaba. Nasırlaşmış parmaklarıyla şiir yazmaya kalkan bir kasaba. Babasından devraldığı kötülüğü, çoğaltarak çocuğuna devreden bir kasaba. Kapıkulu kültürüyle insan seven bir kasaba. Kimsenin canının sıkılmadığı bir kasaba...

Ey özlenen zamanla şimdiki zaman arasında çırpınan yeryüzü… senin mutsuzluğundan başka bizi bu cehennemden çıkaracak bir bilgi var mı, gözyaşlarıyla sulanmış o derin yalnızlıklarında…

2017

(1283)

Yorum yaz