Home Kültür Sanat Edebiyat Kitap Çorak Ülke ve Gomidas
Çorak Ülke ve Gomidas

Çorak Ülke ve Gomidas

194
0
Melike Karaosmanoğlu

Ayla­rın en zali­mi­dir Nisan.”

Şair T. S. Eliot 1922 yılında Çorak Ülke şiirinde yaz­mıştı bu dizeyi. Ama ne zaman oku­sam beni yazıl­dığı tarih­ten tam yedi yıl önce­si­nin o kor­kunç cumar­tesi gece­sine götü­rür. O gece­nin bütün kas­ve­tini, her şeyi baş­la­tan bed­baht ağır­lı­ğını ve acı­ma­sız­lı­ğını his­se­de­rim. 24 Nisan 1915’e dön­dü­ğümde ayla­rın en acı­ma­sı­zını tanı­rım artık. Ölüm tre­nini, bir daha evle­rine ve sev­dik­le­rine döne­me­yen Ermeni aydın­la­rı­nın Ayaş’ta kat­lini, Gomidas’ın son­suz ses­siz­li­ğine sebep olan o yol­cu­luğu çok iyi tanı­rım.

Soy­kı­rım, asi­mi­las­yon, teh­cir ve yer­yü­zü­nün dört bir köşe­sine sav­rul­mayı getir­miş­tir 24 Nisan 1915.

Gaze­teci Aram Andonyan’ın Belge Yayın­la­rın­dan çık­mış olan Gomi­das Var­ta­bed ile Çan­kırı Yol­la­rında kitabı döne­min tanık­lığı adına o kadar değerli ki. Ölüm yol­cu­lu­ğun­dan şans eseri kur­tu­lan Aram Andon­yan hem kendi yaşa­dık­la­rını hem de bel­ge­le­ye­bil­diği tüm tanık­lık­ları kay­det­miş. Çok saygı duyu­lan, sevi­len Ermeni rahip ve müzi­ko­log Gomidas’ın 75. doğum günü vesi­le­siyle Paris’te Arev­mudk gaze­tesi için kaleme aldığı yazı dizisi Gomidas’ın ömrüne işle­miş zulmü bize anla­tır­ken o gece tutuk­la­nan soy­kı­rım kur­ban­la­rı­nın başına gelen­leri ve yaşa­nan­ları biyog­ra­fik dip­not­larla akta­rır. Hem Andon­yan hem de Gomi­das 24 Nisan akşamı ilk tutuk­la­nan­lar ara­sın­da­dır. Andon­yan bu anı­la­rın kor­kunç soy­kı­rı­mın detay­la­rını tama­men aktarma iddi­asında olma­dı­ğını belir­tir. Amacı Gomidas’ın par­lak, Tanrı ver­gisi, tatlı bir ezgi gibi işle­yen aklını yitir­me­sine yol açan olay ve koşul­ları betim­le­mek­tir. Bu tas­vir­ler Gomidas’ın zulüm tara­fın­dan işgal edil­miş ömrünü apa­çık haliyle göz­ler önüne serer.

Bir­kaç jan­darma da bizim gibi, pazarda alış­ve­riş yapı­yordu. Gomi­das da onları eği­le­rek selam­la­yınca içi­miz­den bazı­ları, özel­likle onun sinir krizi geçir­di­ğini bil­me­yen­ler, asker­lerle dalga geç­ti­ğini san­dı­lar.

Dış­tan sakin görün­me­sine rağ­men jan­dar­ma­lar­dan hâlâ kork­tuğu bel­liydi. Biraz sonra etraf­tan geçen yaban­cı­lara da aynı şekilde selam ver­meye baş­la­mıştı. Ona şaş­kın­lıkla bakı­yor­lar, kafa­la­rını sal­la­yıp uzak­la­şı­yor­lardı. Onları da jan­darma san­dığı bel­liydi. Bir gece önce de aynı şeyi yap­mıştı. Bu sefer de ağaç­ları jan­darma sanı­yordu. Gece­nin karan­lı­ğında tünelde iler­ler­ken olmuştu bu.”

Gomidas’ın her ağacı her kaya­lığı jan­darma sanıp panikle ceke­tini yüzüne ört­me­sine, başını elle­ri­nin ara­sına alma­sına ve onun gibi rahip dostu Balakyan’dan dua iste­me­sine şahit olan Aram Andon­yan daha sonra Gomidas’ı tek başına gör­dü­ğünde içi­nin nasıl ferah­la­dı­ğını anla­tır. Yanında ona göz kulak ola­cak kimse olma­ması tra­jik endi­şe­le­rin­den arın­dı­ğını düşün­dür­müş­tür ona.

Ama insan kor­ku­nun ve ölü­mün en yakıcı haliyle kuşa­tıl­mışsa, vah­şe­tin tam orta­sında ruhen orta­dan kal­dı­rıl­mışsa kalbi atsa bile bir daha hayata ısı­na­maz. Gomi­das teh­cir­den geriye kalan ömrünü akıl has­ta­ne­le­rinde geçi­rir, konuş­maz ve bir daha müzik yap­maz.

Bu yüz­den “Ayla­rın en zali­mi­dir Nisan.” dize­sini her oku­yu­şumda insan­la­rın insan­lık­tan çık­tığı o Nisan ayına döne­rim.

O fela­kette artık adları, mezar­ları olma­yan insan­la­rın, ruhen ya da bede­nen yiti­ri­len tüm can­la­rın aziz hatı­ra­sına say­gıyla…

(194)

Yorumlar