Home Kültür Sanat Edebiyat Kitap E-kitap Popülerliğini Niçin Yitiriyor?
E-kitap Popülerliğini Niçin Yitiriyor?

E-kitap Popülerliğini Niçin Yitiriyor?

1.07K
0

Binlerce kitabı küçücük bir aletin içinde saklama fikri oldukça heyecan verici olsa da artık bu heyecan dünya çapında azalmış gibi görünüyor.

“Dijitalin kitap endüstrisindeki pozitif etkisi, yayıncıların basılı kitapları aslında ne kadar sevdiklerini fark etmesi oldu.”

Kindle ile yapamayacağınız bazı şeyler var. Örneğin sayfanın köşesini kıvırmak, ortasından bastırıp cildini açmak (biraz gaddarca ama keyifli olabiliyor), kaç sayfa okuduğunuza ya da bitirmenize ne kadar kaldığına bakmak için sayfaları karıştırmak ya da bir arkadaşınıza ödünç vermek. Bazen etkilendiğiniz bir bölümü hatırlayamazsınız ama sayfanın sağda mı solda mı olduğu gibi ayrıntılar aklınıza gelir ve bunlara bakarak o bölümü yeniden bulabilirsiniz. Kindle’da bu da mümkün değil.

İlk Kindle.

Özetle Kindle’ın bir kitabın yerini tutamayacağını söylemek yeterli. Yine de binlerce kitabı küçücük bir aletin içinde saklama fikri oldukça heyecan verici değil mi? Bu heyecan dünya çapında azalmış gibi görünüyor. The Guardian yazarlarından Paula Cocozza, geçtiğimiz günlerde özellikle İngiltere’de düşen e-kitap satışlarından bahsettiği bir makale yayımladı. E-kitaplar birçok ülkede revaçta olsa da İngiltere’nin e-kitap kaynakları daha zengin. Sözgelimi Fransa’da e-kitapların pazar payı yalnızca yüzde 3’ken İngiltere’de basılı kitapların neredeyse yüzde 50’sinin e-kitabı bulunuyor.

Ancak Cocozza, konuyla ilgili yazısında şöyle diyor: “Birkaç yıl önce birisi bana Kindle vermişti. O dönem yeniden öğrenci olmuştum. Çok fazla kitap okuyordum ve kitapların hem hafif hem de ucuz olması benim için önemliydi. Şimdi Kindle çekmecenin en dibine kaydı ve bir tek Noel zamanı çıkardığım yapıştırıcıların arkasında duruyor. Öte taraftan kitap yığınım yan masada o kadar yükseldi ki, artık yere de ufak yığınlar yumurtlamaya başladı. Gece yatağa girdiğimde sanki küçük bir kitap şehrine bakıyor gibi hissediyorum. Başkalarının yatak odasında neler olduğuna ilişkin yorum yapmak istemem ama tahminimce onlarınki de benzer durumda.” Cocozza haksız sayılmaz. İngiltere’deki Yayıncılar Birliği’nin Nisan ayında açıkladığı verilere göre, basılı kitapların satışı yüzde 8 oranında artarken e-kitap satışlarında yüzde 17’lik bir düşüş söz konusu. Oysa tüm kitap satışları için İngiltere’deki okurların harcadığı miktar geçtiğimiz yıl 89 milyon sterlin artış göstermiş.

Peki basılı kitaplar yarışı nasıl önde götürüyor? On yıl önce Kindle ilk çıktığında herkese olağanüstü gelmişti. Yüzlerce kitabı küçük bir aletin içinde taşıma fırsatı. Dışını saran o kalın siyah plastiğe baktığınızda inanması oldukça güçtü. 399 dolarlık satış fiyatına rağmen beş saat içinde tümü satılmıştı. Hatta Kindle sayesinde iPad’in çıkışı iki yıl öne alındı. Aradan on yıl geçti ve şimdi Kindle’ı bir akıllı telefonun yanına koyduğunuzda çok daha eski görünüyor, verdiği okuma deneyimi ne kadar gelişme göstermiş olsa da.

İngiltere’nin en büyük edebiyat ajanslarından Curtis Brown’da edebiyat temsilciliği yapan Cathryn Summerhayes The Guardian’la yaptığı röportajda Kindle’ın ilk çıktığı dönem için, “Yepyeni ve heyecan vericiydi,” diyor ve ekliyor, “ama şimdi çok hantal ve demode gözükmüyorlar mı? Sanırım herkes trend olmuş teknolojik ürünler istiyor ve ne yazık ki son moda okuma cihazı diye bir şey yok. Ayrıca insanların telefonlarından uzun roman okuduklarını da düşünmüyorum. Bence ortalama bir okur bile okumanın en büyük zevkinin fiziksel olarak sayfaları çevirmek olduğunu söyler. Çünkü bu sizi yavaşlatıyor ve düşünmenizi sağlıyor.”

Nielsen şirketinin İngiltere araştırma müdürü Steve Bohme, kitapseverlerin tablet almaya geçici bir hevesle karar verdiği görüşünde. Bohme, Yayıncılar Birliği için yaptığı araştırmada bu hevesin 2012 ile 2014 yılları arasında devam ettiğini ama ardından tablet alımlarının yavaşladığını belirtmiş. Araştırmanın da gösterdiği üzere artık dijital kitap okuyan daha az insan var, üstelik bu kişiler aynı zamanda basılı kitap da alıyor. Netflix’in e-kitap okurları için çıkardığı Oyster uygulaması da tutmadığı için bir yıl sonra kapanmıştı.

Bunun bir başka sebebi, kitapların güzelliğin simgesi olarak yeniden popülerleşmeye başlaması. Kitaplar hak ettikleri ilgiyi görmeye başlarken güzellikle alakası olmayan e-kitaplar pahalılaştı. Daha doğrusu yeni çıkan bir romanın dijital haliyle basılı hali arasındaki fiyat farkı iyice azaldı. İngiltere’nin Waterstones yayınevinin yöneticisi James Daunt The Guardian’a konuyla ilgili şu yorumda bulundu: “Dijitalin kitap endüstrisindeki pozitif etkisi, yayıncıların basılı kitapları aslında ne kadar sevdiklerini fark etmesi oldu. Bu da endüstriyi güçlendirdi.” Daunt da birçok yayıncı gibi kitapları Kindle’dan okuyormuş ama kendisi sonrasında sevdiği kitapları satın alıyor.

Daunt, “Aslında basılı kitaplar milenyumun son dönemecinde oldukça ucuz ve hesaplı oldu,” diyor. “Yayıncılar kâğıdın kalitesini düşürdü, artık bir kitabı güneşte bıraktığınızda sararıyordu. Kitaplar dikilmiyor, tutkallanıyordu. Şömize kapak koyuyor ama alttaki cilde hiçbir şey yapmıyorlardı. Oysa şimdilerde bir kitabın şömizini çıkarsanız altından ilginç bir görüntü çıkması muhtemel.”

İnsanlar kitapların estetiğini keşfedince sosyal medyanın süper modelleri kitaplar haline geldi.

Dikkat çeken başka bir nokta, kitapların son dönemde Instagram malzemesi olarak kullanılmaya başlaması. İnsanlar kitapların estetiğini keşfedince sosyal medyanın süper modelleri kitaplar haline geldi. Artık sosyal medyada manzara önüne tutulan, kruvasan ve kahve eşliğinde ya da bir tutam çiçekle, şık ev eşyalarının yanında paylaşılan kitaplar görüyoruz. Kapaklarıyla uyumlu bir kıyafetle ya da âdeta bir kitap moda çekimini andıran dekorlarla fotoğraflanıyorlar. Hal böyleyken bir Kindle’la selfi çekmeniz pek de estetik durmuyor.

Hollanda’nın oldukça popüler erkek moda dergisi Fantastic Man’in geçtiğimiz ilkbahar-yaz sayısında basılı kitapların fotoğraflandığı bir dosya konusu bile vardı. Dergi, bu sayıda hem moda sever hem de okur yazar olan okur kitlesine daha önce okumadıkları beş kitabı alıp her biriyle beşer dakika geçirmelerini tavsiye ediyor. Altına da not düşülmüş: “Proust’u beş dakika okumuş olmakla hiç okumamış olmak arasındaki fark oldukça küçük ama aynı zamanda fazlasıyla önemli.”

Eskiden insanlar “okumayı” sevdikleri için kitap alırdı. Şimdi “kitapları” sevdikleri için alıyorlar. Guardian, okuduğu kitapların kapaklarına uygun arka planlarla fotoğraflarını paylaşan Jennifer Cownie’yle de röportaj yapmış. Cownie, “Tüm bu insanlar, kitapların nasıl göründüğüyle ilgileniyor, yani yalnızca içinde anlatılanların nasıl olduğuyla değil, daha çok onları bir obje gibi görüyorlar,” diyor. Cownie de Kindle alıp sonrasında nefret edenlerden.

Summerhayes ise insanların kitapları bir sanat ürünü olarak gördüğünü düşünüyor. Hatta Summerhayes’in yeni yazarlarından biri, kitap kapağı tasarımı için İngiliz rock grubu Elbow’un albüm kapaklarını hazırlayan tasarımcıyla çalışacak. “Herkes seksi görünen bir kitap istiyor,” diyen Summerhayes, bu kitapları “kahve masası kitabı” olarak tanımlıyor. Bu durum, daha tarz ve havalı bir deneyim sunan bağımsız kitabevlerinin ve sahafların yeniden popülerleşmesini de açıklıyor.

Aslında e-kitap satışlarının düşmesinde başka nedenler de var. Örneğin giderek büyüyen ve ciddi bir pazar payına sahip olan çocuk kitapları. Her ne kadar birçok çocuk telefon ya da tabletle fazlasıyla vakit geçirse de çocuk kitapları dijital alanda pek işe yaramıyor. Genç-yetişkin kitapları da benzer bir durumda. Daunt, çocuklarının kitaplarla ilişkisi için, “Burunlarını kitabın içine daldırıyor ve orada kayboluyorlar,” diyor. Bir cihazdan okumayı denedikleri zaman içinse şöyle demiş: “Snapchat’ten gelip duran bildirimler tam bir felaket. Yani onlar tam bir felaket olduğunu düşünüyor.”

Tüm bunlar dijital yayınların basılının düşmanı olduğu anlamına gelmiyor elbette. Bu durum e-kitapların artık tedavülden kalkacağına işaret de değil. Aksine, e-kitaplar pazarda tam olarak doğal dengesi buldu diyebiliriz.

Guardian röportajında Daunt, birçok yayıncının da söylemek istediği şeyi dile getiriyor: “Biz yalnızca insanların okumasını istiyoruz. Nasıl okudukları mühim değil, yeter ki okusunlar. Çünkü okumayı alışkanlık haline getiren insanlar eminim ki eninde sonunda basılı kitap da alacaktır.”

Aşağıda da Jennifer Cownie’nin sosyal medyada basılı kitabı bir estetik nesne olarak gösterme çabasının örnekleri var.

(1072)

Yorum yaz