Home Hayat Eğitim Eleştirel Düşünce için Yedi Alet
Eleştirel Düşünce için Yedi Alet

Eleştirel Düşünce için Yedi Alet

1.42K
0

Zama­nı­nızı, ide­olo­jik yergi adına dahi olsa ya da özel­likle bunun için, her­hangi iyi, yararlı bir tarafı olma­yan argü­man­larla har­ca­ma­nı­zın manası yok.

1942 doğumlu Ame­ri­kalı Daniel Cle­ment Den­nett günü­müz fel­se­fe­si­nin önemli isim­le­rin­den biri. Wittgenstein’ın öğren­cisi “Maki­ne­deki Haya­let” görü­şüyle ünlü Gil­bert Ryle’ın öğren­cisi. Psi­ko­loji fel­se­fesi, zihin fel­se­fesi, yapay zekâ, bilim fel­se­fesi, biliş­sel bilim, evrim teorisi, din, ahlak, bilim anla­yışı konu­la­rında yaz­dık­la­rıyla bili­ni­yor. Türk­çe­deki kitap­ları: Bilinç Açık­la­nı­yor, Alfa, 2017, Çevi­ren: Sibel Kibar; Aklın Tür­leri, Var­lık, 1999, Çevi­ren: Han­dan Bal­kara; Darwin’in Teh­li­keli Fikri, Alfa, 2014, Çevi­ren: Ayber Eper ve Bahar Kılıç; Özgür­lü­ğün Evrimi, Alfa, 2015,Çeviren: Çağa­tay Tar­han, Aklın Gözü-Ben­lik ve Ruh Üze­rine Hayal­ler ve Düşün­celer, Boğa­ziçi Ünv., 2017 (3. bas),Çeviren: Füsun Doru­ker.

Daniel Den­nett, Guar­dian’a yaz­dığı bir maka­lede, Intu­ition Pumps and Other Tools for Thin­king adlı kita­bında düşün­mek, eleş­ti­rel düşün­mek konu­sunda yaz­dık­la­rın­dan yedi yolu ya da yedi aleti (tool) mad­de­ler halinde sıra­lı­yor. Aşa­ğıda bu yedi yol ya da ale­tin bir öze­tini bula­cak­sı­nız.

1 Hatalarınızı Kullanın

Dennett’in kul­lan­dığı ilk alet katı ente­lek­tüel dürüst­lüğü salık veri­yor, ken­dini tah­kik etme, yar­gı­lama ve yanıl­gıyı kabul etme. Tipik ola­rak bunu şu şekilde tarif edi­yor: “Bir hata yap­tı­ğı­nızda, derin bir nefes alıp diş­le­ri­nizi gıcır­dat­mayı ve kendi hata hafı­za­nızı kıya­sıya yok­la­ya­rak, onu eli­niz­den gel­di­ğince duy­gu­sal­lık­tan uzak, taraf­sız bir şekilde ince­le­meyi öğren­me­li­si­niz.”

2 Rakibinize saygı duyun

Genel­likle “iyi niyetli” ya da “cömert” okuma diye bili­nen ikinci husus reto­rik olduğu kadar man­tık­sal da bir alet, çünkü ikna etme­nin özü insan­la­rın sizi etkin biçimde din­le­me­sini sağ­la­mayı içe­ri­yor. Ve eğer faz­la­sıyla müş­kül­pe­sent, bil­giç, kötü­cül, ace­leci ya da hak­ka­ni­yet­siz­se­niz insan­lar sizi din­le­me­ye­cek­tir. Dennett’in söz­le­riyle: “Hede­fi­niz, getir­di­ği­niz eleş­ti­riyi almaya açık bir din­le­yici kit­lesi ola­cak­tır: Onla­rın yap­tığı gibi siz de onla­rın pozis­yo­nunu anla­dı­ğı­nızı gös­te­rip, sağ­duyu ser­gi­le­di­niz….”

3 “Elbette” kornası

Korna” gürül­tülü, –araba kor­nası gibi– elekt­ro­nik bir düdük, bir acil uya­rı­dır. Bu mad­dede Den­nett biz­den şunu isti­yor: Tar­tış­maya dayalı bir dene­me­nin yazarı, oku­run çabu­cak hem­fi­kir olup yola devam ede­ceği umu­duyla yeterli sebep ya da kanıt sun­mak­sı­zın “uygun biçimde sınan­ma­mış bir ‘apaçıklık’”a baş­vur­du­ğunda, “elbette” sözüne reto­rik bir uyarı gös­ter­gesi gibi muamele edin. Durum hep böyle olmasa da, diyor Den­nett, bu laf-ü güzaf çoğu kez argü­man­daki zayıf bir nok­taya işa­ret eder, çünkü yazar ya da okur ger­çek­ten “emin” ola­bil­seydi, “elbette”, “pek tabii” vs. gibi söz­ler sar­fet­mek gerek­me­ye­cekti.

4 Retorik Soruları Cevaplayın

Elbette”nin kul­la­nıl­ması gibi, reto­rik bir soru düşün­me­nin yerini ala­bi­lir. Reto­rik soru­lar, “cevap o kadar aşi­kâr ki cevap­la­maya kalk­san başına bela” man­tı­ğına daya­nır­ken, Den­nett yine de cevap ver­meyi tav­siye edi­yor. Bu hususu da Peanuts adlı çizgi filmle örnek­len­di­ri­yor: “Char­lie Brown, reto­riğe sığı­nıp, şunu sor­muştu: ‘Burada doğru ve yan­lı­şın ne oldu­ğunu kim söy­le­ye­cek?” ve Lucy bir son­raki karede cevap verir: “Ben söy­le­ye­ce­ğim”. Lucy’nin “elbette”li cevabı Charlie’yi hazır­lık­sız yaka­lar. Eğer hakiki fel­sefi bir tar­tış­maya giriş­seydi, bu onun kendi var­sa­yım­la­rını yeni­den ince­le­meye, sına­maya mec­bur bıra­ka­caktı.

5 Ockham’ın Usturasını1 Kullanın

14. asırda yaşa­mış İngi­liz filo­zof Occamlı Wil­liam, daha önce lex par­si­mo­ni­ous, yani ‘tutum­lu­luk yasası’ diye bili­nen bu ilkeye kendi adını ver­miş­tir. Den­nett mev­zuyu şu şekilde özet­ler: “Fikir açık­tır: Eğer eli­nizde olguyu aynı ölçüde izah etmeye elve­rişli, (daha az bile­şen, daha az var­lık (entite) içe­ren) basit bir teori varsa, gidip de daha kar­ma­şı­ğını, abar­tı­lı­sını uydur­ma­yın.”

6 Zamanınızı Zırvalarla Harcamayın

Yap­tığı özette karak­te­ris­tik sert­li­ğini ser­gi­ler­ken Dennet’in altıncı mad­desi , her şeyin nere­deyse yüzde 90’nının çer çöp oldu­ğunu öne süren “Sturgeon’ın yasası”nı2 açık­lar. Bu ora­nın abar­tılı ola­bi­le­ce­ğini tes­lim etse de asıl mesele şudur: Zama­nı­nızı, ide­olo­jik yergi adına dahi olsa ya da özel­likle bunun için, her­hangi iyi, yararlı bir tarafı olma­yan argü­man­larla har­ca­ma­nı­zın manası yok.

7 Derinlik Görünüşlerine Karşı Tetikte Olun

Den­nett son mad­deyi gözde uma­cı­la­rın­dan biri olan “derin­lik görü­nüşü” (deepity)3 teri­mine ayı­rır. Bu terimi bil­gi­sa­yar uzmanı Joseph Weizenbaum’dan almış­tır. Bir “Deepity”, “ hem doğru hem önemli –hem de derin­miş– gibi görü­nen ama aslında bu etkiyi muğ­lak­lığı saye­sinde elde eden bir öner­me­dir” Burada Dennett’in her paha­sına açık­lık talebi okur­la­rını ikiye böler. Bazı­ları onun kesin­lik itki­sini hay­ran­lık verici ana­li­tik bir etik ola­rak görür­ken, bazı­ları meta­fi­zik­çi­le­rin, mis­tik­le­rin, teolog­la­rın, kıta fel­se­fesi düşü­nür­le­ri­nin, post-modern filo­zof­la­rın ve hatta şair­le­rin diline karşı hak­ka­ni­yet­siz bir önyargı ve taraf­gir­lik ola­rak değer­len­di­rir.

1 “non sunt mul­tip­li­canda entia pra­eter neces­si­ta­tem.” “nes­ne­le­rin sayısı (var­lık­ları yahut ilke­leri), zorunlu olma­dıkça çoğal­tıl­ma­ma­lı­dır” anla­mına gelen bu cümle Ock­hamlı William’ın tutum­lu­luk ilke­sini (prin­cipe de par­ci­mo­nie) açık­la­mak­ta­dır. Bu ilke, olgu­ları en yalın biçi­miyle açık­la­yan savı yeğ­le­me­mizi öner­mek­te­dir. ‘Her şeyin bir­bi­rine eşit olduğu bir durumda en basit açık­lama doğ­ruya en yat­kın olan­dır’’ ya da “Bir soru­nun iki ayrı teorik çözümü varsa bun­lar­dan daha basit olanı ter­cih edi­lir” diye de ifade edi­le­bi­lir.

2 Sturgeon’un yasası, Ame­ri­kalı ünlü bilim­kurgu yazarı The­odore Sturgeon’udn yapı­lan iki alın­tı­dan türe­yen iki farklı özde­yiş­tir:

İlki: “Her şey her zaman mut­laka öyle değil­dir.” [”Not­hing is always abso­lu­tely so”.] Bkz. The Cla­ust­rop­hile, Galaxy, 1956

Daha ünlü olan ikin­cisi: “Her şeyin yüz­den dok­sanı çer çöp­tür” ya da “ıvız zıvır­dır” [“Ninety per­cent of everyt­hing is crud” ya da “Ninety per­cent of everyt­hing is crap”.] Bkz. Ven­ture, 1958: “Bilim­kur­gu­nun % 90’nını çöp, ıvır zıvır saç­ma­lık ola­rak kate­go­rize eden aynı ölçüt­ler kul­la­nıl­dı­ğında, film­le­rin, ede­bi­ya­tın, tüke­tim mal­la­rı­nın vs. % 90’nının da ıvır zıvır olduğu ileri sürü­le­bi­lir…”

3 Daniel Den­nett “Deepity”nin ne oldu­ğunu esp­rili bir şekilde şöyle anla­tı­yor.

Çevi­ren ve not­lan­dı­ran: Murat Erşen

(Open­cul­ture)

(1417)

Yorumlar