Home Bilgi Bankası Edebiyat Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık Romanından 10 Muhteşem Alıntı
Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık Romanından 10 Muhteşem Alıntı

Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık Romanından 10 Muhteşem Alıntı

1.52K
0

1 Birisi kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve kanamaya başlıyor yeniden oluk oluk. Birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıyor. O yüzden değil mi içimizi tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta gergin ve tedirgin dolanmalarımız? “Anlatsam mı, anlatmasam mı?” kararsızlığımız. “Bu sevgi beni acıtır mı?” kuşkularımız.

2 Yüreğin o giderilemez unutkanlığıyla değil, çok daha amansız ve hiç dönüşü olmayan bir başka çeşit unutkanlıkla unutulmuş olduğunu anladı.Bu unutkanlığı iyi bilirdi, çünkü ölümün unutkanlığıyla bu. İşte o zaman ayıldı.

3 Hiç düşündünüz mü? Ummadığımız bir anda, ummadığımız bir durum bizi alıp yıllar öncesine götürüveriyor. Yıllardır aklımıza gelmeyen, varlığını bile unuttuğumuz olaylar, zihnimizin karanlık dehlizlerinden birdenbire gün ışığına çıkıveriyor.

4 Siz hangi gruptasınız? Yıllar önce yaşadığı olumsuzlukları durmadan tekrarlayıp elindeki kartopunu kocaman bir çığa dönüştürerek içinde kaybolanlardan ve yanındakileri de sürükleyenlerden mi; yoksa kocaman bir kar kütlesini güneşin sıcaklığıyla eritip etrafına huzur verenlerden mi?

5 “Ölmek sanıldığından çok daha zor.” Onun için gerçekti bu. Ecelin önceden belirlenebileceği inancı, ona gizemli bir bağışıklık, belirli süreler için ölümsüzlük getiriyor, Aureliano böylelikle savaşın en tehlikeli anlarında korkusuzca öne fırlıyordu. Yine bu nedenle, zaferden çok daha zor, çok daha kanlı ve çok daha pahalıya mal olan yenilgiyi kazanabildi.

6 Üzüldüğüm, beni öldürmeniz değil, çünkü kurşuna dizilmek bizim gibi insanlar için bir bakıma eceliyle ölmek sayılır.” Gözlüğünü yatağın üstüne koydu.”Beni asıl üzen,” diye sözünü sürdürdü, “askerlikten onca nefret ettikten, askerlerle onca çalıştıktan ve onlar üzerine onca düşündükten sonra, sonunda senin de onlardan beter olman. Ve dünyada hiçbir ülkü bu denli alçalamaz.

7 Amaranta, her an, ister uykuda, ister uyanık olsun, ister öfkeli, ister sakin olsun, hep Rebecca’yı düşünürdü. Çünkü yalnızlık, anılarını ayıklamış, yaşamın yüreğinde biriktirdiği özlem dolu süprüntüleri yakmış, geriye en acı anıları bırakarak onları arıtmış büyütmüş, sonsuzlaştırmıştı.

8 Belki de yalnızca onu elde etmek için değil, aynı zamanda onun yarattığı tehlikeleri de ortadan kaldırmak için çok ilkel ve basit bir duygu yeterliydi. Âşık olmak yetecekti. Ama bu denli basit bir şey kimsenin aklına ve yüreğine düşmüyordu.

9 Oysa şimdi o deli dolu gençlik günlerinin anısı bile onu heyecanlandırmaz olmuştu. Giriştiği son alemin yarısında dağarcığındaki şehveti de tüketmiş, yarı yolda soluksuz kalmıştı. Neyse ki, bütün bunları yüreğinde burkulma ya da pişmanlık duymadan hatırlayabilmek erdemine sahipti.

10 Sonunda düşünceleri öylesine durulaştı ki, her şeyin önünü ardına görebilir duruma geldi. Bir gece Albay Gerineldo Marquez’e, “Sana bir şey soracağım, arkadaş,” dedi. “Niçin savaşıyorsun?”Albay Gerineldo Marquez, “Niçin olacak?” diye karşılık verdi. “Yüce Liberal Parti için tabii.” “Niçin savaştığını bildiğin için şanslısın doğrusu. Bana gelince, ancak şimdi kafama dank etti: Ben yiğitliğe kara çaldırmamak için savaşıyorum.”Albay Gerineldo Marquez, “Bu kötü işte,” dedi. Albay Aureliano Buendia, onun bu tavrından hoşlanmıştı. “Doğru,” dedi. “Ama yine de, niçin dövüştüğünü bilmemekten iyidir.” Arkadaşının gözlerinin içine baktı ve gülümseyerek sözünü tamamladı: “Ya da senin yaptığın gibi, hiç kimse için anlam taşımayan bir şey adına savaşmaktan iyidir.”

(Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık, Çeviren: Seçkin Selvi, Can Yayınları, 2007)

(1522)

Yorum yaz