Home Kültür Sanat Müzik Hüseyin Sermet: “Bir sanatçı ancak ‘Barış’ kavramına hizmet edebilir.”
Hüseyin Sermet: “Bir sanatçı ancak ‘Barış’ kavramına hizmet edebilir.”

Hüseyin Sermet: “Bir sanatçı ancak ‘Barış’ kavramına hizmet edebilir.”

3
0

İş Sanat mer­kezi, yeni sezona 1 Kasım’da Türkiye’nin yetiş­tir­diği en iyi piya­nist­ler­den Hüse­yin Sermet’in solist ola­cağı Boru­san Filar­moni kon­se­riyle giri­yor. Radikal’in soru­la­rını yanıt­la­yan Ser­met, “Türkiye’nin en büyük sorunu maale­sef ken­di­min de men­sup oldu­ğum ‘Beyaz Türk’ adlı züm­re­nin dünya ger­çek­le­rin­den tama­men kop­muş şekilde yaşa­ması ve olay­ları tak­tık­ları at göz­lü­ğün­den dolayı istik­rarlı şekilde yan­lış oku­ma­ları,” diyor.

Eği­tim için git­ti­ği­niz Fransa’da uzun yıl­lar­dır yaşa­mak­ta­sı­nız. Sizi Fransa’ya bağ­la­yan etken­ler neler­dir?

Fransa’ya bağ­la­yan etken­le­rin biri oğlu­mun eği­tim süreci! Ama onun dışın­daki en önemli sebep Türkiye’nin sis­te­mi­nin baş­tan aşağı yan­lış kurul­muş olması ve bunun olduğu gibi A’dan Z’ye değiş­mesi gerek­tiği! Şayet Türkiye’de sis­tem vasat­lığa prim ver­me­seydi ve olması gerek­tiği şekilde olsaydı hiç çekin­me­den Türkiye’ye döner­dim. Y.Ö.K. başta olmak üzere çok acil ve ciddi reform­lara ihti­yaç var.

Fran­sız müzi­ği­nin icra­sın­daki başa­rı­nızı orada gör­dü­ğü­nüz eği­ti­min yanı sıra çocuk­lu­ğu­nuz­dan beri caz müziğe olan yat­kın­lı­ğı­nızla iliş­ki­len­di­ri­yor musu­nuz?

İlk ola­rak kro­no­lo­jiyi doğru kur­makta yarar var. Caz’ın geli­şi­minde etkili olmuş husus Fran­sız “izle­nimci” akım­dır ve Duke Ellington’dan baş­la­ya­rak Bill Evans’la taç­la­nan bir süreç bu. Aka­binde Her­bie Han­cock vs bir modal akım oldu 70’li yıl­la­rın sonun­dan iti­ba­ren. Ama bu nok­tada şöyle söy­le­mek daha doğru ola­cak kana­atin­de­yim; cazla olan iliş­kim Fran­sız izle­nimci akı­mını iyi bil­mek ve öğren­mek saye­sinde gedi­ğine otur­muş­tur.

İcracı kim­li­ği­ni­zin yanı sıra bes­teci kim­li­ği­niz oldu­ğunu da bili­yo­ruz. İki­sini de başa­rıyla sür­dür­me­nize rağ­men, ken­di­nizi hangi alana daha yakın his­se­di­yor­su­nuz?

En zor suali­niz! Zira içim­deki küçük şey­tan piya­noyu bir kenara koy ve bes­teye yoğun­laş diyor. Öte yan­dan, belli sevi­yeye gelip piya­noyu ikinci plana koy­mak fikri çok itici. Haki­kati söy­le­mem gere­kirse daha ne yapa­ca­ğıma karar vere­me­di­ğim­den dolayı biraz olu­runa bırak­mış durum­da­yım.

Uzun yıl­lar­dır Paris’te yaşı­yor­su­nuz ama ülke­nizle bağı­nızı hiç kopar­ma­dı­nız. Paris’ten bakınca Türkiye’deki sosyo-kül­tü­rel yapıyı nasıl değer­len­di­ri­yor­su­nuz?

Tür­kiye ina­nıl­maz canlı ve ilginç bir ülke ve benim kül­tür ola­rak bu kadar zen­gin bir top­rak­tan kop­mam mevzu bahis ola­maz. Hele bes­teci kim­li­ğimle. Türkiye’nin en büyük sorunu ken­dini “ente­lek­tüel”, ”aydın”, ”ile­rici” vs. diye tanım­la­yan ve maale­sef ken­di­min de men­sup oldu­ğum nâm-ı diğer “Beyaz Türk” adlı züm­re­nin dünya ger­çek­le­rin­den tama­men kop­muş, hüdayı nabit bir şekilde yaşa­ması ve olay­ları tak­tık­ları, taşı­dık­ları at göz­lü­ğün­den dolayı istik­rarlı şekilde yan­lış oku­ma­ları. Acı olan şey, hem ken­di­le­rini bil­gili, kül­türlü zan­net­me­leri, hem de bilin­çaltı ceha­let­le­rini his­set­me­leri! Bu kor­kunç karı­şım onları devamlı yan­lış yön­len­di­ri­yor ve devamlı ola­rak her olaya karşı çıka­rak var olduk­la­rını ilk ken­di­le­rine ispat etmeye çalı­şı­yor­lar. Bunun ezik­li­ğiyle de sağa sola sata­şıp agre­sif tavır­lar içine giri­yor­lar. Ne diye­lim? Allah ver­me­mişse kul ne eyle­sin? İnşal­lah bu çevre günün birinde nis­pe­ten akıl­la­nır ve gerek siyasî, gerekse sanat­sal konu­larda daha demok­ra­tik ve verimli isti­şa­re­lerde bulu­na­bi­li­riz.

Başa­rılı per­for­mans­la­rı­nızla ülke­mizi yurt dışında en iyi şekilde tem­sil etme­ni­zin yanı sıra dün­yada yaşa­nan sorun­lara, savaş ve kıyım­lara karşı bir sos­yal sorum­lu­luk pro­jesi yürü­tü­yor­su­nuz. Gös­ter­di­ği­niz bu duyar­lı­lık bir sanatçı ola­rak sizi ayrı bir nok­taya da taşı­yor aslında. Tüm dün­yada sür­dü­rü­le­bi­lir bir barış ortamı için kur­du­ğu­nuz Barış İçin Bir­leş­miş Sanat­çı­lar Derneği’nden bah­se­der misi­niz?

Bu basit bir cevap gerek­ti­ri­yor. Bir sanatçı siyasi görüş­leri ne olursa olsun, düz­gün ve hakiki bir sanat­çıysa, yani yon­tu­la­rak inki­şaf eden insansa ki bu gönül gözü­nün açıl­ma­sıyla şekil­le­nir, içinde “sevgi” taşır. Türkçe bu kav­ram­lar açı­sın­dan çok zen­gin: can, cânan, aşk, meşk, âşık, mâşuk ve sevgi. Şayet bun­lar­dan asgarî ola­rak gön­lü­nüzde mev­cutsa ancak ve ancak “Barış” kav­ra­mına hiz­met ede­bi­lir­si­niz. Aksi nâmüm­kün.

Bu der­nekte hangi ülke­ler­den sanat­çı­lar yer alı­yor? Der­ne­ğin nasıl bir mis­yonu var?

Bu bağ­lamda ABD -Rusya-Tür­kiye-Yuna­nis­tan-Kıb­rıs Türk ve Rum kesim­leri-Erme­nis­tan-Mısır-İsrail-İran gibi siyasî, ikti­sadî iliş­ki­le­rin, çeşitli neden­ler­den dolayı zor olduğu ülke­le­rin sanat­çı­la­rın­dan müte­şek­kil ADAP der­ne­ği­nin eş baş­ka­nı­yım ve bu benim için büyük bir gurur vesi­lesi. Aynı zamanda şunu belirt­mek borç­tur; maale­sef kurum­lar biz­leri davet etmede çekin­gen dav­ra­nı­yor­lar ve bu biz­ler için biraz hayal kırık­lığı teş­kil edi­yor.

Yıl­lar­dır büyük bir emekle oluş­tur­du­ğu­nuz biri­kim ve tec­rü­be­leri düzen­le­di­ği­niz masterclass’larda genç­lerle cömertçe pay­la­şı­yor­su­nuz. Son ola­rak genç sanatçı aday­la­rına tav­si­ye­le­ri­niz neler­dir?

Çok basit ama uygu­lan­ması o derece cesa­ret iste­yen bir tav­siye. Şayet bir insan sanat­çıysa özgür­dür ama bu uçuk­luk bâbında değil. Yani özgü­veni var­dır ve için­deki sesi devamlı din­ler! O ses ona ne yap­ması gerek­ti­ğini fısıl­dar ve doğ­rusu budur. Aksi tak­dirde sanatçı kis­vesi altında sanat­tan geçi­nen memur olu­nur ki bun­lar­dan, Tür­kiye dahil, dün­ya­nın bütün mem­le­ket­le­rinde ziya­de­siyle var.

Söy­le­şi­nin tama­mını Radi­kal Kül­tür say­fa­la­rında oku­ya­bi­lir­si­niz:

(3)

Yorumlar