Home Kültür Sanat Sinema Hüzünlü Bir hayalet Öyküsü: A Ghost Story
Hüzünlü Bir hayalet Öyküsü: A Ghost Story

Hüzünlü Bir hayalet Öyküsü: A Ghost Story

60
0

A Ghost Story her şeyin bin­lerce defa düş­tüğü sinema per­de­sinde özgün­lü­ğüyle seyir­ciyi içine çeken film­ler­den.

Deniz Moralıgil

Yönet­men David Lowery, 2000 yılın­dan beri kısa film senar­yo­ları yazı­yor, yöne­ti­yor ve kur­gu­lu­yor. Atmos­fer yarat­makta ve oyuncu yöne­ti­minde çok başa­rılı. A Ghost Story üçüncü uzun met­rajlı filmi, 2013 sene­sinde çek­tiği Ain’t Them Bodies Saints (Ölüm­süz Aşk) fil­min­deki iki baş­rol oyun­cusu Rooney Mara ve Casey Affeck bu fil­minde de rol alı­yor. Lowery, geçen sene­nin sürp­riz film­le­rin­den Pete’s Dra­gon’dan (Pete ve Ejder­hası) elde ettiği gelirle bu filmi çek­meyi başar­mış.

Sinema ilk yıl­la­rın­dan beri çok sayıda haya­let öyküsü anlattı, “Haya­let filmi” den­di­ğinde aklı­mıza iki dünya ara­sında kal­mış var­lık­lara dair öykü­leri kor­ku­ta­rak anla­tan film­ler gelir oldu. Bu film­le­rin çoğu­nun ismi aynı anlat­tık­ları öykü­ler­deki gibi hafı­za­lar­dan silindi. The Sixth Sense, Ghost, The Others, The Inno­cents, Don’t Look Now, El Espi­nazo del Diablo gibi alı­şıl­mı­şın dışına çıka­bil­miş film­ler ise sinema izle­yi­ci­si­nin aklında yer tuttu.

Guil­lermo Del Torro, Santi adında unu­tul­maz bir çocuk haya­let yarat­nış olduğu Şeytan’ın Bel­ke­miği adlı fil­mini bir soruyla açmış ve haya­leti şöyle tanım­la­mıştı: “Nedir bir haya­let? Bir his mi, ken­di­sini sürekli tek­rar­la­maya mah­kûm bir tra­jedi mi? Bir anlık acı belki de. Zaman zaman canlı gibi görü­nen, ölü bir şey. Sanki bula­nık bir fotoğ­raf gibi, sanki ambe­rin içinde hapis kal­mış bir böcek gibi… zama­nın içinde asılı kal­mış bir his mi?”

Lowery’nin filmi Vir­gi­nia Woolf’un Perili Ev’inin ilk cüm­lesi ile açı­lı­yor: “Hangi saatte uya­nır­sa­nız uya­nın, kapa­nan bir kapı olurdu.” Ancak öykü­sünü haya­let film­le­rinde görül­me­miş bir duyar­lıkla anla­tı­yor. Siyah zemin­deki beyaz harf­ler sıra­dan bir korku öyküsü anla­tı­la­cağı izle­ni­mini yaratsa da, film iler­le­dikçe bunun aslında yönet­me­nin izle­yi­ci­sine hın­zırca bir göz kır­pı­şın­dan başka bir şey olma­dığı ortaya çıkı­yor. Yönet­men öykü­sünü türe ait hiç­bir kli­şeye baş­vur­mak­sı­zın anlat­mayı ter­cih etmiş, ancak bunu yapar­ken de haya­let gör­sel­liği için pahalı özel efekt­ler kur­gu­la­mak yerine dün­ya­nın en yay­gın haya­let kli­şe­le­rin­den bir tane­sini seç­miş. Fil­min baş oyun­cusu geçen sene gös­te­rime giren Manc­hes­ter by the Sea fil­min­deki rolü ile ünü yay­gın­la­şan Casey Aff­leck, fil­min büyük bölü­münde çar­şaf­la­rın altında giz­le­ni­yor. Böy­le­likle aktö­rün en önemli enst­rü­man­la­rın­dan, yüzü ifa­desi, göz­leri ve sesi elin­den alın­dı­ğında film melod­ram tuzak­la­rına düş­me­den iler­li­yor.

Film­deki karak­ter­le­rin isim­leri yok, düğüm­le­rin çözül­düğü andaki, varo­luşa dair bir tirada dek pek konuşma dahi olmu­yor. Böyle olunca filmde müzi­ğin önemli bir rolü var. Erkek bir müzis­yen, bes­teci, has­sas, düşün­ce­le­riyle baş başa kal­mayı seven ve bazen huy­suz­luk eden biri. Kadı­nın ne iş yap­tığı belli değil ancak erkekle huy­ları örtü­şü­yor. Kır­sa­lın orta­sında, tek katlı bir evde yaşı­yor­lar. Kadın evden taşın­mak isti­yorsa da ada­mın bu eve bile­me­diği biçimde sıkı bir bağ­lı­lığı var. Yine de razı geli­yor ancak tam taşı­na­cak­ları gün adam evin önünde geçir­diği bir tra­fik kazası sonucu ölü­yor. Morgda üze­rine örtü­len beyaz örtüyle evine dönü­yor, artık insan­ları ve diğer haya­let­leri göre­bi­li­yor. Erkek tam ola­rak ait ola­ma­dığı iki dünya ara­sında eve ve yakın çev­re­sine hapis kalı­yor. Bir haya­let ne yaparsa onu yapı­yor, zama­nın akı­şına tanık­lık edi­yor. Bütün amacı bir süre sonra evden taşı­nan kadı­nın, ayrıl­ma­sın­dan hemen önce ken­disi için yazıp bir kapı­nın per­va­zına sak­la­dığı notu çıka­ra­bil­mek. Zaman geçi­yor, evin yeni sakin­leri, sonra yeni insan­lar geli­yor. Öldü­ğünü bir türlü kabul­len­mek iste­me­yen erke­ğin öfkesi baş gös­te­ri­yor. Evin yıkı­lışı, yerine devasa beton blok­la­rı­nın yük­se­lişi artık tanı­dık bir tek izin kal­ma­mış olduğu alanda geç­mişe duyu­lan yoğun özlemle tanı­şı­yor erkek. Fil­min derdi kor­ku­tan bir haya­let öyküsü anlat­mak değil, yer yer bilim kur­guya dönü­şe­rek, zamanda yol­cu­luk­la­rın, zaman boş­luk­la­rı­nın, yıl­dız­la­rın insan­la­rın üze­rine düşen göl­ge­le­ri­nin anla­tıl­dığı; yarıda kal­mış bir aşk hika­ye­sini de barın­dı­ran; hüzünlü bir evin kim­se­le­rin bil­me­diği gizemli öykü­süne tanık olan bir geride kalan öyküsü.

Onu insan yapan her şey, vücudu, söz­cük­leri, müziği ken­di­sin­den alın­dı­ğında erke­ğin elinde eksik bir aşk, din­me­ye­cek özlem­den başka bir şey kal­mı­yor ve vücut­suz bir yaraya dönü­şü­yor. Lowery’nin kısa film­den gelen tec­rü­besi en çok aynı mekân içinde zaman atla­ma­la­rı­nın, çok az diya­log içer­me­sine rağ­men evin yeni sakin­le­rini ve dün­ya­la­rı­nın izle­yici tara­fın­dan vakit kay­bet­mek­si­zin algı­la­ma­sında kuv­vetli bir etken olu­yor.

A Ghost Story her şeyin bin­lerce defa düş­tüğü sinema per­de­sinde özgün­lü­ğüyle seyir­ciyi içine çeken film­ler­den. Artık bilin­me­dik tarafı kal­ma­yan bir haya­let öykü­sü­nün bürün­düğü bu ente­re­san yapı izle­yi­ci­nin zih­ninde yer tuta­cak cin­sin­den.

A GHOST STORY - 2017

Yönet­men & Senaryo & Kurgu: David Lowery

Oyun­cu­lar: Casey Aff­leck, Rooney Mara

Görüntü Yönet­meni: And­rew Droz Palermo

Müzik: Daniel Hart

(60)

Yorumlar