Home Bilgi Bankası Huzursuz adam Musil’in portresi
Huzursuz adam Musil’in portresi

Huzursuz adam Musil’in portresi

181
0

İnsan­la­rın ara­sına karış­mayı sev­me­yen, çocuk­lar­dan nef­ret eden, hay­van­lar­dan hoş­lan­ma­yan, ken­dini ancak yaza­rak var ede­bi­len Nite­lik­siz Adam’ın yara­tı­cısı Robert Musil’in yaşa­mın­dan hiç bilin­me­yen­lere kısa bir bakış.

Her­bert Kraft’ın Musil’in ayrın­tılı bir port­re­sini çiz­diği Nite­likli Bir Adam “Musil” adlı biyog­rafi kita­bında Musil’in yazar­lı­ğı­nın yanı sıra kişi­li­ği­nin bilin­me­yen­leri de yan­sı­tıl­mış. Kraft, 20. yüz­yı­lın en önemli yazar­la­rın­dan biri olan Robert Musil’in gün­lük­le­rin­den, mek­tup­la­rın­dan, tiyatro oyun­la­rın­dan yaza­rın karak­te­ri­nin sınır­la­rını çize­cek alın­tı­lara yer ver­miş. Nite­lik­siz Adam roma­nıyla özdeş­le­şen Musil’in iç dün­ya­sını, çev­re­sin­de­ki­lerle uyu­munu okur­lara sunan Her­bert zevkli biyog­ra­fi­siyle Musil’in hiç bilin­me­yen yön­le­rini gös­te­ri­yor. Musil’in huzur­suz­lu­ğunu, ben­cil­li­ğini, utan­gaç­lı­ğını bas­tır­maya çalış­ma­sını, mesa­feli hal­le­rini anla­tı­yor.

musil-1

Yaşa­mı­nın en önemli soru­nunu irade ola­rak tanım­la­yan Musil, ken­dini ger­çek­leş­tirme yolunda özgün adım­lar ata­bil­me­sini, özne ola­bil­me­sini ira­deye bağ­lı­yor. Ümit­siz kal­dığı zaman­larda bir dala tutu­nur gibi, “İra­dem var” diye­rek içinde bulun­duğu durum ne olursa olsun ora­dan çık­mayı başar­mış. Psi­ko­lo­jik ola­rak rahat­lama söz konusu olmasa bile çev­re­sin­de­ki­lere müda­hale hakkı bırak­ma­mış. İra­de­sini sağ­lam bir şekilde kul­la­nan Musil kes­kin karar­lar ver­miş, onu karar­la­rını gerek­çe­len­dir­mek zorunda bıra­ka­cak insan­larla ile­ti­şi­mini kes­miş.

Musil’in kabul gör­müş üstün yete­nek­leri yok­muş. Orta­lama okul­larda eği­tim gör­müş, küçük­lü­ğün­den beri kafa­sında yarat­tığı katı, güçlü ve sağ­lam ira­deli kişi olmaya çaba­la­mış. İste­di­ğini elde etmiş gibi görü­nen Musil’in yaşamı tek­rar­dan, alış­kan­lık­lar­dan ve düzen­den olu­şu­yor­muş. Hiç­bir zaman aşı­rıya kaç­ma­mış, uçlarda dolaş­mak iste­me­miş. Her­bert Kraft’ın dediği gibi, Musil’in yaşamı bay­ram gün­le­rin­den değil, sıra­dan gün­ler­den oluş­mak­tay­mış.

Musil her zaman net oldu­ğunu düşün­müş. Kaba ve sert konuş­mak­tansa karşı tarafı din­le­yip en sonunda doğru bil­diği ger­çek­leri çekin­me­den söy­le­miş. Müsa­ma­ha­sız tavır­ları, onu tanı­yan­lar tara­fın­dan ola­ğan kar­şı­lansa da yeni tanış­tığı insan­larla ara­sında duvar örül­me­sine sebep olmuş. Etra­fın­da­ki­ler­den iste­diği anla­yışı bula­ma­yan Musil ken­dini soğukça geri çekip katı kural­la­rını koy­muş. İnsan­larla yakın olmak­tan, sami­mi­yet­ten çekin­miş. İnsan­lar­dan sadece sev­me­diği, anla­şa­ma­dığı için uzak­laş­ma­mış. Aynı zamanda kor­ku­sun­dan, utan­gaç­lı­ğın­dan onlara karşı dav­ra­nış­la­rını sınır­la­yıp bas­tır­mayı, katı dur­mayı ter­cih etmiş.

Hır­çın­lı­ğı­nın, huzur­suz­lu­ğu­nun temel­leri çocuk­lu­ğuna dek uza­nan Musil arka­daş­ları ara­sında sevil­me­yen biriy­miş. Çekin­gen­li­ğiyle ken­dini korur­ken git­tikçe katı, huzur­suz bir adama dönüş­müş. Fotoğ­raf çek­tir­mek­ten, fotoğ­rafa iki üç sani­ye­li­ğine de olsa bakıp sami­mi­yet­siz gülüm­se­mek­ten rahat­sız olmuş.

musil-2

Yazar­ken bölün­mek­ten hoş­lan­ma­yan Musil çalı­şır­ken başka bir şey düşün­me­meye gay­ret etmiş. Düzenli, sis­temli oku­ma­nın, yaz­ma­nın çalış­ma­la­rına kat­tığı artı­larla daha iyi yaz­dı­ğını düşün­müş. İnsa­nın durak­sa­ma­dan hedefi neyse onun üze­rine yoğun­laş­ma­sını söy­le­miş. Musil,  “İnsan aklıyla her an yaza­bi­le­ceği şey­leri yaz­malı, çünkü insan daima kes­kin düşü­ne­bi­lir,” diye­rek yaz­mak için belli zaman­ları bek­le­mek­ten vaz­geç­miş. İlham peri­le­ri­nin ancak düzenli bir çalış­mayla başu­cuna kona­ca­ğını düşün­müş.

Düzenli çalış­mayı seven Musil’in niko­tin rahat­sız­lığı sonucu sigara def­teri bile tut­tuğu bili­nir. Sigara def­te­rine kay­det­tiği bir notta şöyle yaz­mış: “Dumanı kro­no­met­rik ola­rak değil, psi­ko­lo­jik ve teolo­jik ola­rak çeki­yo­rum.”

Musil öğle yeme­ğini bile önem­siz bul­muş. Yoğun olduğu zaman­larda yemek yemek­ten kaçın­mış. İnsan­la­rın gün­lük ihti­yaç­lara bu kadar düş­kün olma­sını anlam­sız bul­muş. Yaşamı boyunca etra­fın­da­ki­ler tara­fın­dan doğru dürüst kabul görül­me­di­ğini düşün­müş. Ken­dini zir­vede tut­muş, yüz­yı­lı­nın en büyük Alman yazarı ola­rak tanım­la­mış. Baş­ka­la­rı­nın ona­yını almayı baş­larda önem­se­miş olsa da zamanla ken­dine biç­tiği değeri baş­ka­la­rı­nın ona­yın­dan sıyır­ma­sını bil­miş.

Musil’in bilin­me­yen bir diğer özel­liği de çocuk­ları hiç sev­me­mesi. Küçük çocuk­lara karşı sabrı olma­yan Musil onlarla aynı ortamda bulun­mak­tan bile hoş­lan­maz­mış. Musil’in aynı zamanda hay­van­lara karşı da çekin­gen­liği var­mış. Atlar­dan hiç hoş­lan­ma­dığı bili­nir. Misa­fir sev­mez, misa­fir­liğe git­meyi binde bir ter­cih eder­miş.

musil

Arka­daş­la­rın­dan, çocuk­lar­dan, hay­van­lar­dan ürke­rek ken­dine katı bir duvar ören Musil’in maske tak­ma­dan ken­dini var ede­bil­diği tek sığı­nağı çalışma odası. Çalışma odası evin nere­deyse gizli bir köşe­sinde, başka kapı­lar­dan geçe­rek ulaş­tığı bir oda. Tavana kadar kitap­larla dolu raf­lar, elyaz­ma­ları, dos­ya­lar ve orta­daki büyük yazı masa­sıyla basık bir havası olan bu oda oldukça karı­şık­mış. Musil evine gelen­lere oda­sını gös­ter­mek­ten çeki­nir­miş. Düz­gün yapa­bil­diği tek şey yazı yaz­mak olduğu için var­lı­ğını yaz­maya ada­mış. Nadir bulun­duğu arka­daş ortam­la­rında tar­tış­mak­tan kaçın­ma­mış ancak bil­gi­si­nin yeter­siz oldu­ğunu anla­yınca ezi­lip bükül­müş.

Yaşa­mında ken­dini şanslı saya­bi­le­ceği bir yete­neği oldu­ğunu düşün­me­yen Musil henüz yirmi yedi yaşını bile dol­dur­ma­dan yaz­dığı bir mek­tupta “aslında çok­tan inzi­vaya çekil­miş bir insa­nın yaşa­mını sür­dür­dü­ğünü” bil­dir­miş.

Kay­nak: Her­bert Kraft, Nite­likli Bir Adam “Musil”, Çev. Ali Nal­bant, YKY, 2012.

(181)

Yorumlar