‘Soluk Mavi Nokta’dan geçen bir yolcu: Carl Sagan
11 Kasım 2018 Bilim Teknoloji

‘Soluk Mavi Nokta’dan geçen bir yolcu: Carl Sagan


Twitter'da Paylaş
0

“Soluk mavi bir noktada –kendi deyişiyle– milyarlarcası gibi sadece bir konuktu... İyi ki doğdun Carl.”

“Dünya, doğum yerimiz ve bildiğimiz kadarıyla tek yuvamız. Sayımız az ve teknolojimiz zayıfken, çevreyi etkileme gücünden yoksunduk, ancak günümüzde, farkına bile varmadan muazzam bir sayıya ulaştık ve teknolojimiz ürkütücü bir güç kazandı. Artık, istemeyerek de olsa, küresel çevrede yıkıcı değişiklikler yapabilecek güçteyiz. Bu, bizim ve yeryüzünü paylaştığımız öteki tüm canlıların titiz ve incelikli bir uyum içinde olduğu bir çevre. Şimdi ise, bizim yarattığımız ve hızla gelişen, uzun süreçteki biyolojik ve ekolojik sonuçları hakkında tam bir cehalet içinde olduğumuz iklim değişikliğinin tehdidi altındayız. Koruyucu Ozon Tabakası’nın incelmesi, son 150 bin yılda dâhi görülmemiş ölçüde küresel ısınma, her saniye dört buçuk dönümlük ormanın kaybı, türlerin hızla yok olması ve dünya nüfusunun hemen hepsini tehlikeye atacak küresel bir nükleer savaş olasılığı ve belki cehaletimizden dolayı, hâlâ farkında olmadığımız benzer başka birçok tehlike bizi bekliyor olabilir.

Bunlar tek tek ve toplu olarak insan soyu için bir tuzak anlamına gelmekte ve bu tuzağı biz kendi kendimize kurmaktayız. Gerekçeleri ne kadar ilkeli ve yüce, ya da safça ve öngörüsüz olursa olsun, bu tehlikeleri ortaya çıkaran eylemler, tek başına ya da birlikte, artık türümüzü ve pek çok diğer türü tehlikeye atıyor. Dini tabirlerde “yaratılışa karşı suç işlemek” olarak tanımlanan eylemi yapmak üzereyiz; kimilerine göreyse bu suçu hâli hazırda zaten işlemekteyiz.

carl sagan

Çevreye karşı girişilen bu yıkımın sorumlusu tek bir siyasi grup ya da tek bir kuşak değil, özleri bakımından bu saldırılar uluslar ötesi, kuşaklar aşırı ve ideolojiler üstü. Dolayısıyla akla gelebilecek bütün çözümler de öyle. Bu tuzaklardan kurtulmak için, gezegenimizin tüm halklarını ve gelecek tüm kuşakları kucaklayacak bir yaklaşım gerekmekte. Böylesine büyük ölçekli sorunlarla bu kadar geniş bir perspektif gerektiren çözümlerin bilimsel olduğu kadar dinsel bir boyutu da olduğu dikkate alınmalı. Biz bilim insanları ki çoğumuz bu mücadeleye çoktan başladık, ortak sorumluluğumuzun bilincinde olarak, dünya din alemini, söz ve eylemle, ve gerekli olan cesaretle, dünyayı koruma sözü vermeye davet ediyoruz.

Bu tehlikeleri hafifletebilecek kısa vadeli önlemlerden bazıları, enerji verimliliğini arttırmak, kloroflorokarbonların hızla yasaklanması ve nükleer silahlarda kısmi indirimler yapılması gibi diğerlerine kıyasla kolay, ve uygulanmalarına da bir ölçüde başlandı. Ancak daha geniş kapsamlı, daha uzun vadeli ve daha etkili yaklaşımlar, yaygın bir umursamazlık, ret ve direnişle karşılaşacaktır. Bunlar arasında, fosil yakıtların kullanımından kurtulmak, küresel kirliliğe yol açmayacak enerji kaynaklarıyla işleyen bir ekonomiye geçiş, nükleer silah yarışında hızla geriye dönüş ve -çevreyi korumaya yönelik yaklaşımlardan çoğunun onsuz etkisiz kalacağı- nüfus artışını gönüllü olarak azaltmak sayılabilir.

Barış, insan hakları ve sosyal adalet konularında olduğu gibi burada da, din kurumları hem özel sektörde hem de kamuda; ticaret, eğitim, kültür ve kitle iletişiminin farklı dünyalarında ulusal ve uluslararası girişimleri teşvik edici bir güç olabilir. Çevre bunalımı sadece kamu politikasında değil, aynı zamanda bireysel davranışlarda da köklü bir değişiklik gerektirmekte.

carl sagan

Tarih gösteriyor ki dinsel eğitim, örnek oluşturma ve önderlik, kişisel davranışları ve kararları güçlü bir şekilde etkileyebilir. Bilim insanları olarak çoğumuz evren karşısında dehşet ve vecd içinde kaldığımız deneyimler yaşamışızdır. Kutsal kabul edilen şeylere daha çok ilgi ve saygıyla yaklaşıldığını biliyoruz. Bu bağlamda, çevreyi koruma ve yüceltme çabalarının kutsal olduğu telkin edilmelidir. Aynı zamanda bilim ve teknolojinin daha yaygın ve derinlemesine kavranması gerekli. Eğer sorunu anlamıyorsak, bu soruna çözüm bulmamız da mümkün değil. Bu yüzden, hem din hem de bilim bu konuda yaşamsal rol oynayacaktır. Küresel çevrenin durumunun, sizin meclis ve cemaat toplantılarınızda ciddi kaygı oluşturduğunu biliyoruz. Bu çağrının, dünyanın korunması için ortak bir dava anlayışı ve ortak bir eylem geliştirilmesini teşvik edeceğini umuyoruz.”*

Yukarıdaki metin, Carl Sagan'ın öncülüğünde, bilim insanlarının tüm dünya dinlerinin temsilcilerine ve önderlerine gönderdiği “Dünya’yı Korumak ve Yüceltmek için Bilim ve Din adına Ortak Yükümlülük Çağrısı” başlıklı bir davettir.

Bu çağrı bundan yaklaşık 30 yıl önce yapıldı ve dünyanın dört bir yanından tüm dinlerin temsilcileri bu konuda ortak bir hassasiyet içerisinde, üzerlerine düşen görevi yapacaklarını, ve bunun tüm dünya dinlerinin ortak bir kaygısı olması gerektiği yönünde hemfikir olduklarını beyan etmişlerdi. Peki ya sonuç?..

carl sagan

Yazılarımda adını, fikirlerini ve çalışmalarını sıkça andığım Sagan, hayranlık uyandıracak denli yetenekli bir bilim insanı olmasının yanında, döneminin edebiyatçılarına parmak ısırtacak düzeyde üsluba sahip bir bilim yazarıydı. Bilimin popülerleşmesi için verdiği çaba, mütevazı kişiliği, ileri görüşlülüğü ve zor kavramları anlaşılır terimlerle açıklama yeteneği onu dönemindeki tüm bilim insanlarından ayrı bir yere koydu. Pulitzer Ödüllü Sagan, İngilizce olarak basılmış bilim kitapları arasında en geniş okuyucu kitlesine ulaşmakla kalmadı, Emmy ödüllü Kozmos dizisiyle dönemin televizyon yayımcılığı tarihine de imzasını attı.

Amerikan Astronomi Topluluğu ve Jeofizik Birliği’nin Gezegen Bilimleri Bölümü, Amerikan Bilimsel İlerleme Derneği’nin Astronomi Bölümü başkanlığı ve gezegen araştırmaları yapan Icarus dergisinin 12 yıl süreyle baş editörlüğünü yapan Sagan, uzayla ilgilenen dünyadaki en büyük kuruluş olan Planetary Society’nin de kurucu eşbaşkanlığını yaptı. 1980’li yılların meraklı çocuklarından 2000’li yılların önde gelen bilim insanlarını mayalayan Sagan, sadece kendi döneminde değil, halen NASA’da yürütülmekte olan birçok projenin de fikir babası oldu.

Evrende hiçbir şey sonsuz değil. Tek bir atom tanesi bile değişim ve dönüşümden kaçamaz. Ve evrende doğan her yıldız, çökmeye yazgılıdır. Işığı, ancak sınırlı bir zaman diliminde var olabilir; tıpkı bizler gibi. Aydınlık bir gecede yüzünüzü gökyüzüne çevirin ve karanlık boşluktaki küçük kıpırtılara bakın. Bilimin öncülerini bir yıldız dizisine benzetecek olursak, yakın dönemde en parlak olan süpernovadır Carl Sagan. Kimi yıldızlar uzun zaman önce sönmüş olsalar da, ışıkları bu kozmik okyanustaki soluk mavi noktayı aydınlatmaya devam edecek. Tıpkı Sagan gibi...

Ta ki biz yolumuzu bulana dek...

*Carl Sagan-Billions and Billions 1998 © Ballantine Books


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR