Notos’un 6. Büyük Soruşturması
Kalıcı, uygulanabilir bir liste.
Notos’un geleneksel yıllık soruşturmalarının 2012 konusu 100 Temel Eser olarak belirlendi. Soruşturmaya 192 yazar ve eğitimci katıldı. Bu liste, öğretmenlerin, öğrencilerin, genç ve yetişkin okurların, araştırmacıların dönüp bakabileceği, kendilerine göre değiştirip yararlanabileceği bir liste olarak çıktı.
- İnce Memed 1, Yaşar Kemal
- Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar
- Alemdağ’da Var Bir Yılan, Sait Faik
- Memleketimden İnsan Manzaraları, Nâzım Hikmet
- Don Quijote, Cervantes
- Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
- Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin
- Bütün Öyküleri, Sait Faik
- Suç ve Ceza, Dostoyevski
- Parasız Yatılı, Füruzan
- Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry
- Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
- Dönüşüm, Kafka
- Tutunamayanlar, Oğuz Atay
- Bereketli Topraklar Üzerinde, Orhan Kemal
- Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel García Márquez
- Çavdar Tarlasında Çocuklar, J.D. Salinger
- Aylak Adam, Yusuf Atılgan
- Sevda Sözleri, Cemal Süreya
- Beyaz Kale, Orhan Pamuk
- Bütün Öyküleri, Anton Çehov
- Yeraltından Notlar, Dostoyevski
- Fareler ve İnsanlar, John Steinbeck
- Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay
- Yabancı, Albert Camus
- Bütün Şiirleri, Orhan Veli
- Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan
- Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk
- Dede Korkut Hikâyeleri
- Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar
- Martin Eden, Jack London
- Kuvayı Milliye Destanı, Nâzım Hikmet
- Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin
- Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
- Zübük, Aziz Nesin
- Kırmızı Pazartesi, Gabriel García Márquez
- Dost-Yaşamasız, Vüs’at O. Bener
- Divan, Yunus Emre
- Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Aziz Nesin
- Çocuk ve Allah, Fazıl Hüsnü Dağlarca
- Büyük Saat, Turgut Uyar
- Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
- Büyük Umutlar, Charles Dickens
- Dava, Kafka
- Baba Evi, Orhan Kemal
- Memleket Hikâyeleri, Refik Halit Karay
- Yanık Saraylar, Sevim Burak
- Anna Karenina, Tolstoy
- Mrs. Dalloway, Virginia Woolf
- Kendi Gök Kubbemiz, Yahya Kemal
- Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- O / Hakkâri’de Bir Mevsim, Ferit Edgü
- Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu
- Goriot Baba, Balzac
- Morgue Sokağı Cinayeti, Edgar Allan Poe
- Sonrası Kalır, Edip Cansever
- Yaşlı Adam ve Deniz, Ernest Hemingway
- Seyahatnâme, Evliya Çelebi
- 1984, George Orwell
- Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
- Moby Dick, Herman Melville
- Denemeler, Montaigne
- Son Şiirler, Nâzım Hikmet
- İshak, Onat Kutlar
- Bütün Hikâyeleri, Ömer Seyfettin
- Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos
- Sefiller, Victor Hugo
- Yılkı Atı, Abbas Sayar
- Göçmüş Kediler Bahçesi, Bilge Karasu
- Yılanların Öcü, Fakir Baykurt
- Gazap Üzümleri, John Steinbeck
- Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk
- Tuhaf Bir Kadın, Leylâ Erbil
- Ayaşlı ile Kiracıları, Memduh Şevket Esendal
- Dorian Gray’in Portresi, Oscar Wilde
- Küçük Kara Balık, Samed Behrengi
- Tante Rosa, Sevgi Soysal
- Çocukluğumun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü
- Yerdeniz Üçlemesi, Ursula K. Le Guin
- Veba, Albert Camus
- Aziz Bey Hadisesi, Ayfer Tunç
- Robinson Crusoe, Daniel Defoe
- Bütün Yort Savul’lar!, Ece Ayhan
- Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Ernest Hemingway
- Pal Sokağı Çocukları, Ferenc Molnár
- İlyada, Homeros
- Oblomov, İvan Gonçarov
- Açlık, Knut Hamsun
- Berci Kristin Çöp Masalları, Latife Tekin
- Tom Sawyer, Mark Twain
- Sokrates’in Savunması, Platon
- Hababam Sınıfı, Rıfat Ilgaz
- Malte Laurids Brigge’nin Notları, Rainer Maria Rilke
- Kurutulmuş Felsefe Bahçesi, Salâh Birsel
- Muhteşem Gatsby, Scott Fitzgerald
- Dostlukların Son Günü, Selim İleri
- Küçük Ağa, Tarık Buğra
- Venedik’te Ölüm, Thomas Mann
- Eylül, Mehmet Rauf
- Kötülük Çiçekleri, Charles Baudelaire
100 Temel Eser ve Liste Yapmanın Değeri
Semih Gümüş
Edebiyat dünyamız kendi dışındaki oluşumlara seçenekler üretmeye yatkın sayılmaz. Onun kendi gündemi vardır ve bu gündem genellikle yaşayandan değil, geçmişte kalandan; gelecekçi değil, ayakta kalma kaygısından çıkar. Oysa edebiyat dünyamız, olumlu, önemli, nitelikli bir büyük birikimi anlatıyor. Devletle içli dışlı değil, hiç olmadı. Cumhuriyet dönemi boyunca egemen bir anlayış içinde büyüyegeldiyse de resmi olanı yüzgeri etmiştir.
“100 Temel Eser” konusunu da bu bağlamda, son yıllarda, hep düşündük. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “100 Temel Eser” listesi, ortaöğrenime önerildiğinden ve uygulamaya konduğu günlerden beri tartışılmaktan kurtulmadı.
Değil mi ki konu, kendi seçimini özgürce yapan okurlar için değil de, zorunlu okumalar yapacak öğrenciler, gençler içindir, durum daha ciddi demektir. Okul eğitimi: köhne bir düzene göre kurgulanagelmiş, önce öğrenciler için sinir bozucu. Benim liseye girdiğim yıl 1971, kırk yıl geçmiş, hâlâ aynı edebiyat kitapları yapay değişiklikler yapılarak okutulup duruyor. Kırk yılda edebiyat yerinde durur mu, ders kitapları ve edebiyat öğretimi aynı kalsın.
“100 Temel Eser” uygulamasında devlet okulları listeye bağlı kalırken özel okulların serbest davranabildiğini biliyoruz. Serbest kalmak çok olumlu, ama özel okullar da bütünün yüzde 2-3’ünü oluşturuyor. Geri kalan yüzde 97-98, sınırlarını bilmek zorunda.
İlk niyet belki olumluydu, öğrenci gençler hiç değilse yol gösterici bir liste çevresinde Türk ve dünya edebiyatından seçkin örnekleri okusunlar, daha çok okusunlar, edebiyat sevgisi de böylece yaygınlaşabilsin. Gelgelelim, uygulama öğrenciler için daha başlangıçta bir yaptırım biçimine dönüştü ve bu uygulama içinde öğrencilerin kitap ve yazarları sevmek yerine onlardan uzaklaştıklarını söylemek de yanlış olmaz sanırım. Bu arada yanlış uygulamalar da ister istemez oluyor elbette. Sözgelimi okuduğu romanın sınav ve not konusu olması, bir öğrenciyi nasıl etkileyebilir ki?
Başlangıçtan bugüne, önlerine “temel eser” sıfatı konmuş kitaplar bu arada büyük ölçüde zamandizinsel bir bütün oluşturacak biçimde sıralanırsa, bu liste bir edebiyat kanonu oluşturmanın önadımı olur. Ortak kültür değerlerini yaratan ya da onları içselleştirip kuşaktan kuşağa yansıtan eserler, zamanla o kültürün klasikleri, en azından kalıcı eserleri olarak onaylanır. Belki ister istemez ortaya çıkan bu durum, farklı dünya görüşlerini bir çizgide bağdaştırma özelliğine de sahip olmalıdır elbette, ama bunun da hiç olamadığı görülüyor.
Bakanlığın “100 Temel Eser” listesinde yer alan kitaplara bakıldığında, okunmalarının pek çok güçlük taşıdığı görülür. Listenin ilk sırasında yer alan
Nutuk 1.100 sayfalık bir kitap; daraltılmış bir biçimi mi okunacak, özgün hali mi, dili sadeleştirilmiş olanı mı vb.
Kutadgu Bilig ya da
Divanü Ligat’it Türk gibi, edebiyat tarihi içindeki anlamlarıyla değerlendirilmesi gereken eserleri ortaöğrenim öğrencilerine okutabilir misiniz? Uzatmayalım, listede yer alıp da ilkgençlik zamanlarını yaşayan öğrencilere okulda okutulması çok zor olan eserler orada durup durur, ama kolay kolay canlandırılamaz.
Yazarları doğru, kitapları yanlış birçok seçim de var elbette. Toltoy’dan
Savaş ve Barış var listede, 2.000 sayfadan hacimli, dört ciltlik bir romanı kaç zamanda okutacaksınız, Tolstoy’un başka romanları varken. Yaşayanlara yer vermeme ilkesi yüzünden bir çağdaş Türk şiiri antolojisinin bile bulunmadığı bir liste bu. Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat, Behçet Necatigil, Cahit Külebi, Metin Eloğlu, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever de yoktur, onlarla aynı yerde görülebilecek başka şairler de. Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun
Çağlayan adlı öykü kitabı vardır da Memduh Şevket Esendal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal ya da çağdaş öykücülüğümüzü örnekleyen ustalar yoktur.
Olmadığını söylediğimiz şairler ve yazarlar da olmayabilir elbette, ama onlarla aynı düzeyde görülen, edebiyat tarihinin yerlerini saptadığı başkaları olabilirdi. Yoksa
Notos’un geleneksel yıllık soruşturmalarında ortaya çıkan listelerin de yüzlerce seçicisinin öznelliğini taşıdığını her zaman belirtiyoruz, ama MEB’in hazırladığı “100 Temel Eser” listesi, bizim bu esnekliğimizin bütün bütüne dışında, hem oluşturulma biçimi yanlış hem de uygulanması zor bir liste. Yıllardır okullarda yürütülen uygulama da zaten bunu apaçık göstermiş durumda.
Kaldı ki, listenin hazırlanma biçimindeki yanlış da sorunun kaynağını oluşturmuştu. Birkaç uzman ile edebiyatçının yanında edebiyattan uzak ve uzman olmayan resmi görevlilerin bulunduğu bir kurul tarafından belirlenmiş, ilk ortaya çıktığında çok tartışılmış, yaşayan yazarların tuhaf ve edebiyat dışı gerekçelerle alınmadığı bir 100 kitaplık liste oluşturulmuştu.
Resmi kurumların hep yapmak zorunda olduğu gibi, gene dengelerin gözetildiği bir liste çıkmıştı ki ortaya, Türk ve dünya edebiyatından kitapların dengesi tutturulamadığı gibi, sözde karşıt kültürler ve dünya görüşlerinden yazarların dengesi de epeyce anlamsız kalmıştı.
100 Temel Eser soruşturmasının anlamı
Notos bugüne dek, sonuçlarını her yıl şubat sayısında açıkladığı beş büyük soruşturma düzenledi:
Ölmeden Önce Okunması Zorunlu 40 Kitap (2007)
Yüzyılın 40 Romancısı (2008)
Edebiyatımızda Geleceğin Ustaları (2009)
Yüzyılın 40 Öykücüsü (2010)
Edebiyatımızda En İyi 40 Şey (2011)
Bilindiği gibi bu soruşturmalar, olabilen en geniş yazar çevresinin katılımıyla gerçekleşmiş; edebiyat kamuoyunda büyük ilgi görmüş; gazetelerde, dergilerde, kitap eklerinde ve
Notos’un kendisi için de önemli bir etkinlik alanı olarak gördüğü internet platformlarında tanıtılmış, tartışılmıştı.
Bu arada soruşturmalarımıza olumsuz eleştiriler de geliyor elbette. Soruşturma konumuzu yerinde bulmadığı için yanıt vermeyenler olduğu gibi.
Notos’un bilinen özelliklerinden biri, kendisini gerçek bir saydamlıkla edebiyat dünyasına ve okurlarına açık tutarken, gelen eleştirileri de doğallıkla ve açıklıkla benimsemesi. Bu eleştirilerden bazılarını önümüzdeki sayıda yayımlayacağız.
İlk karşı çıkışın liste yapmak üstüne olduğu görülüyor. Temel eserlerin görece olduğu, dolayısıyla bir listede toplanamayacağı, genç öğrencilere belirlenmiş bir kitap listesinin dayatılmaması gerektiği gibi gerekçelerle.
Doğrusu, hangi açıdan bakarsak bakalım, anlamlı bulamadığımız gerekçeler. Tam tersine, bir kitap listesi, pek çok yararı birden taşır. Her şeyden önce, uçucu bilgileri bir yerde saptamayı sağlar. 100 temel eserin neler olabileceğini kendi kendimize düşünmeye çalışalım: kaç kitap gelir aklımıza? Üstelik tek başımıza yaptığımız liste, çok daha değişken olacak ve tek kişinin öznelliğini taşıyacaktır, yani hemen değişebilir. İkincisi, genç ya da yetişkin, öğrenci ya da çalışan, okuma biçimini denetlemenin, disiplin altına almanın, insanın kendisini okumaya yöneltmesinin en işe yarar araçlarındandır listeler. Biz gençlik yıllarımızda sürekli kitap listeleri yapar ve arkadaş çevremizde o listeyi düzenli biçimde izlemeye çalışırdık. Bir listeyi şu ya da bu ölçüde tamamladıktan sonra yeni bir liste de yapardık hemen. Liste yapmak niçin yanlış olsun? Olmaması durumunda kendi okuma alışkanlığımızın gevşeyip savrulması daha olasıdır. Kaldı ki, liste bir orta yoldur ya da yol gösterici, ona bakarak kendi yolunuzu çizebilirsiniz zaten.
Sözgelimi antoloji yapmak da liste yapmaktır. Her zaman çok yararlı olduğunu düşündüğüm antolojiler de hazırlayanın öznel seçimini şu ya da bu ölçüde yansıtır ve bir seçim varsa, bir liste de yapılmış demektir. Başka türlü antoloji hazırlanamaz zaten.
Listenin okullara dışardan dayatılması gibi bir gerekçe de uygulama içinde anlamsızlaşır. Her liste bir öneridir, Tanrı kelamı değil. Listeyi alırsınız önünüze, en uygun olanları seçmenin yanı sıra sizin yaptığınız çalışmaya, programınıza uygun olup da listede olmayan kitapları eklersiniz. Uygulayıcının inisiyatifi liste olduğunda çok daha verimli ve mantıklı biçimde işlemeye başlar. Yeter ki hazırlanan liste güvenilir, nitelikli, işe yarar olsun, doğru dürüst bir temel oluştursun. En önemlisi de resmi kurumlar tarafından değil, bağımsız, herkesin kendine özgü kararlarıyla katıldığı kurullar tarafından hazırlanmış olsun.
Notos’un 100 Temel Eser soruşturmasının özellikleri
Notos’un soruşturmalarında her yıl olduğu gibi bu yıl da katılım yüksek oldu. Konumuz 100 Temel Eser ve asıl hedefi ortaöğretim öğrencileri olduğu için, edebiyatçıların dışında, eğitimcilere de yönelttik sorumuzu. Özellikle üniversite öğretim üyelerinden soruşturmaya katılmalarını istedik. Sonunda 192 kişinin katılımıyla ortaya çıkan bir listeye ulaşmış olduk ki, bu da benzer soruşturmalar için çok yüksek bir katılımı gösterir. Edebiyat dergilerinin yaptığı pek çok soruşturma arasında
Notos’un soruşturmalarına katılımın yüksek oluşu, hem artık
Notos’un geleneksel soruşturmalarının güvenilirliğinden hem de sonuçlarının anlamlı ve yararlı olduğunun görülmesinden olmalı.
Düzenlediğimiz soruşturmalarda her zaman katılımcılarımızın tümünü bir tür “Seçici Kurul” gibi görüyoruz. Soruşturmamıza katılan 192 adı alt alta sıraladığımızda –ki sayfalarımızda o listeyi de görüyorsunuz– güvenilirliği, saygınlığı, inandırıcılığı kuşku götürmeyecek, daha önce bir arada pek görülmemiş bir seçici listesi çıkıyor ki ortaya, onun edebiyat ve kültür kamuoyumuzun bugünkü eğilimini önemli ölçüde temsil ettiği de söylenebilir.
Bu temsille ilgili olarak şu da belirtilebilir: Bir soruşturmaya katılım hangi oranda artarsa, o soruşturma sonucunun güvenilirliği de aynı oranda artmaya başlar. 100 Temel Eser konulu bir soruşturmaya 192 yazar ve öğretim üyesi katıldığı zaman, ortaya çıkan sonuç edebiyat ve kültür dünyamızın bugününü anlatan bir eğilimi belirtir. Düşük katılımlı bir soruşturmanın sonucundaki olası sapmalar, katılımcı sayısı arttıkça enaza inmeye başlar.
Notos’un, geleneksel soruşturmalarına katılımın ençok düzeyde olması için gösterdiği çabanın nedeni de budur.
- Çıkan sonucun bir doğruyu göstermediğini belirtmek gerekir mi? Bir kitap listesi ortaya çıkıyor ve bu listedeki kitaplar okunmaları için yalnızca öneriliyor. Sonuç, bir eğilimi gösterir, güçlü bir eğilimi, yaşadığımız günlerin beğenisini. Bu arada bir tek kişi tarafından belirtilmiş bir eğilim nasıl o kişinin öznelliğini gösterirse, 192 kişinin belirttiği bir eğilim de o topluluğun öznelliğini gösterir. Başka bir deyişle, tarihsel bir saptama yapmaktır bu ve amaç da zaten bu tarihsel saptamayı ortaya çıkarmaktır.
- Sözgelimi birkaç onyıl sonra yinelendiğinde çıkacak sonuçla karşılaştırıldığında, 100 Temel Eser soruşturmasının edebiyat ve kültür hayatımızdaki değişimi anlamak için ne denli sağlam bir veri yarattığı daha iyi görülecektir. Demek ki Notos’un yıllık büyük soruşturmaları edebiyat ve kültür tarihimize düşülmüş en nitelikli kayıtlar arasında yer alacak, gelecekte geçmişe dönük çalışmalar yapacak tüm edebiyat araştırmacıları için başvurulması gerekli kaynaklar arasında bulunacaktır.
- Böylece akademik kurumlarla özel kültür kurumlarının, öğretmenlerle öğrencilerin, edebiyat araştırmacılarının çeşitli çalışmalarda ve etkinliklerde kullanabileceği, edebiyat ve eğitim dünyamızın içinden süzülmüş, 192 kişilik bir kurulun beğenisiyle oluşmuş, nitelikli bir 100 Temel Eser listesi çıkmış oluyor.
- 100 Temel Eser soruşturmasının sonunda ortaya çıkan 100 kitaplık listenin en önemli yanlarından birinin, yaşayan Türk edebiyatının nitelikli örneklerini de ciddi biçimde göz önünde tutması olduğu söylenebilir. Ortaya çıkan listenin MEB’in listesiyle yer değiştirmeye başlayıp okullarda uygulanmaya değer bulunacağını da düşünebiliriz. Çünkü hem öğretmenlerin uygulama sırasında daha kolay izleyebileceği, hem öğrencilerin kendilerine yakın bulacakları bir liste olduğunu düşünüyoruz. İyi bir kılavuz varsa ortada, sonrası öğretmen ve öğrencilerin inisiyatifine kalır.
- Soruşturmaya yanıt veren 192 seçicinin ilk dört sıraya Yaşar Kemal’in İnce Memed, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Nâzım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları ile Sait Faik’in Alemdağ’da Var Bir Yılan kitaplarını koyması bile listenin niteliğini daha baştan gösteriyor. Bunlar edebiyat kamuoyumuzun genel onayını da gösteriyor. Bu dört kitabın lise öğrencilerince okunabilir olup olmadığı da sorgulanabilir belki ama dördünün de çağdaş ve ilgi çekici metinler oluşu önemli. Öte yandan, Türk edebiyatı ile dünya edebiyatı arasında kendiliğinden oluşan denge ve klasiklerin yanında günümüzün yaşayan değerli yazarlarının eserlerinin bulunması da bu listenin ayırt edici yanlarından
Notos’un altıncı büyük soruşturması olan 100 Temel Eser soruşturması, sonuçları hem bugün, hem yarın değerlendirilecek nitelikte olmuşsa, bunun nedenlerinden birinin de iyi tasarlanıp uzun zamanda, yoğun emekle, takipçilikle hazırlanması olduğunu belirtebilir miyiz? Sonunda, 192 yazarın yanıt verdiği bir soruşturmanın uzun hazırlığı özen, sorumluluk, emek ister. Böyle bir soruşturma durgunluk içinde yaşayan, tartışma güdüleri zayıflamış, değişimi yavaş, merakları kısıtlı dünyamızın kan dolaşımını hızlandırabilir...