14 Şubat İçin Sıra Dışı Seks Pozisyonları ya da Sevgi ile İzlenebilecek Filmler Listesi

14 Şubat İçin Sıra Dışı Seks Pozisyonları ya da Sevgi ile İzlenebilecek Filmler Listesi


Twitter'da Paylaş
0

Çok satanlar raflarından taşan renk cümbüşü, sana hangi romanı satın alırsan sokakta bakılacağını ve Instagram, Facebook ile Twitter'de paylaşımının like alacağını fısıldar.
Erdinç Akkoyunlu
Türkiye'de orta sınıfın çürümüşlüğüne dair koku sizin de burnunuzun direğini kırıyor mu? Atadan gelen zenginliği, büyükşehirlerin köklü yerleşimcisi olmayı ve bir anlamda entelektüel dünyayı yönetmeyi ifade eden Beyaz Türk kavramının yanında, yüksek maaşlıların oluşturduğu Ruhsuz Züppe sınıfı türedi. Sadece tüketmeye odaklı bir sistemin dişlisi olmakla övünmeci bu sosyal dalga, tüm insani alıcıların frekans ayarlarını bozarak İstanbul'dan diğer büyükşehirlere, oradan da Anadolu'ya yayılıyor. Nasıl mı? Kitap zincirlerinin bir AVM'de bu da oluversin diye en ücra köşesine kondurulmuş mağazasına girdiğinde, roman ile okur ilişkisi biter. Ürün ile müşteri ekonomik terimleriyle yaşanan bir alışveriş başlar. Çok satanlar raflarından taşan renk cümbüşü, sana hangi romanı satın alırsan sokakta bakılacağını ve Instagram, Facebook ile Twitter'de paylaşımının like alacağını fısıldar. Bunu başarmak elbette yayınevi ile ürününü pazarlayan departmanın övünç kaynağı. Ama ne vakit böylesi bir kitap zincirine giriversem hangi ürünü alacağını şaşırmış bir anne, baba ve çocuklardan oluşan ailenin ellerindeki sepeti bugün rafa, yarın da kapıya koyacağı popüler kitaplarla doldurduğunu görüyorum. Geri dönüşüm sektörünün çarklarını döndürmek için kâğıt yapılmak için kesilmiş o ağaçlara acıyorum. Onlar ki Yaşar Kemal romanlarındaki ulu ormanların başları göğe uzanan yüce sakinleri. Şimdiyse popüler bir çılgınlığı sırf iyi kazanmanın bir çeşit göstergesi sayılan, evde kitap sergileme ritüelinin parçası olarak kitaplıkta tozlanana kadar ömrü olacak bir hevesin nesnesi haline gelmişler... Oysaki Vefayı Anlatır... Öyledir... Toplumlar ekonomiye göre kabuk değiştirir ve okuma alışkanlığı başta olmak üzere her şey yavaş yavaş değişir. Sihirli ifade, değişmek olmalı. Bunun yerine çürüme geliyorsa, orada düşünmek gerekmiyor mu? Pekâlâ bir ülkenin çok satanlar listesinin o ülke hakkında fikir verebileceğini söylemek boşboğaz cesareti mi sayılıyor. Söz gelimi Sabahattin Ali'ye gösterilen bu büyük ilgi sırf edebiyata dair olsaydı, onun en iyi romanı Kuyucaklı Yusuf'un satış rekorları kırması gerekmez miydi? Onun yerin bir aşk, daha doğrusu bir vefanın hikâyesinin anlatıldığı Kürk Mantolu Madonna, yaklaşık on yıldır çok satanlar listesini kasıp kavuruyor. Ne kadar âşık olduysa o kadar dayak yiyerek, işini ve sağlığını kaybetmiş bir edebiyat gevezesi de olsam, bu söylediğimin küçücük bir anlamı olduğunu düşünüyorum: Türkiye'de gitgide bozulan orta sınıf, insanlar birkaç yıl işgal edip her türlü sömürüyü yaptıktan sonra zerre sorumluluk almadan çekip gidebileceği coğrafyalara benzetiyor. Seks ve paradan, yani sosyal statüden başka hiçbir değerin geçmediği bu düzen sadece aşk ilişkilerini bozmakla kalmıyor. Bir arınma ritüeli olarak da 70 yıl önce yazılmış bir romanı, 60 yıllık unutuluşun ardından kendi ayıbını örtmek için perde olarak kullanıyor. Ve başarıyor da. 14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşırken, çiçeğin, parfümün ve kolyenin yanında bir de Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sını hediye sepetine ekleyen kampanyaları görmek, pazarlama sektörünün başarısına şapka çıkarmayı gerektirmez. Aksine böyle radikal bir durumun bu romana büyük ilgi gösteren tüm okurları kapsadığına ilişkin bu düşünceye tepki doğurur. Yani doğurması gerekirdi ama romanı Raif ile Maria Puder'in imkânsız ve melankolik aşkı olarak okuyup, kendi hayatında yediği ya da attığı aşk kazıklarını bu naif hikâye dokusuyla temizlemeye çabalamak, Türkiye'de bir sosyal eyleme dönüştü. Hatta bir alışkanlık haline geldi... Oysaki bu roman Raif Efendi'nin Maria Puder'e vefasının romanıdır. Hayat onu başka yerlere sürüklese de asla Maria'yı unutmayan ve onsuz bir tek an dahi mutlu olmayan bir erkeğin 70 yıl önce de eşine az rastlandığı için roman konusu olmuş vefasını işler. Ki ben bugüne değin o romana vefaya dair bir değer atfedeni görmedim. Sevgililerin seviştiğini, aldatanların ya da ihtiyaçtan olanların ise seks diye adlandırıldığını düşünürüm. Sevdiğiyle sevişenler alınmasın ama sekse dair yeni pozisyonlar arayanlar, önce hayata dair pozisyonlarına bakıverseler, tatmin için yatay değil de dikey bir duruşun gerektiğini belki anlayabilirler. Film listesi mi? Sevgili ile olanları bilemem, bu konuya çok yabancıyım. Sevgiyle izlenebilecek filmler içinse şu listeyi verebilirim: Benden Bu Kadar - As Good As It Gets Mükemmel Bir Dünya - A Perfect World Sil Baştan - Eternal Sunshine of the Spotless Mind Selvi Boylum Al Yazmalım Akbabanın 3 Günü -Three Days Of The Condor Yasak İlişki - The Bridges of Madison County Savaşın Çiçekleri - Jin ling shi san chai Carlito'nun Yolu - Carlito's Way Düşler, Tutkular ve Suçlar -The Dreamers Lolita  

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR