21. Yüzyılın En İyi Dünya Filmleri
20 Kasım 2018 Liste

21. Yüzyılın En İyi Dünya Filmleri


Twitter'da Paylaş
1

Dünya sinemasının İngilizce dışında bir dilde çekilmiş en iyi 100 filmini belirlemek için BBC'nin yaptığı ankette 21. yüzyıldan sadece 13 film var. İşte bu filmler.

Aşk Zamanı (In the Mood for Love - Wong Kar-wai, 2000)

Wong'un filmi, 1960'ların Hong Kong'unda eşlerinin birer ilişki yaşadığını öğrenen iki komşunun arasındaki duygusal yakınlaşmayı konu ediyor. Yönetmen her tür ayrıntıya odaklandığı için izleyicinin de dikkatini çekiyor bu ayrıntılar.

Los Angeles Times'dan Justin Chang bu film için "Daha önce hiçbir film, arzunun ve kaybın ortak evrensel dilini hiç bu kadar akıcı konuşmamıştı" diyor.

Bir Ayrılık (A Separation - Asghar Farhadi, 2011)

İran filmleri 21. yüzyıl başlarında uluslararası dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Farhadi'nin filmi Tahran'daki dinsel sınırlamalara ve ülkeye özgü karmaşık mahkeme sürecine el atmaktan kaçınmıyor. Başkentteki sıradan bir apartman dairesinde hızla gözlerimizin önüne serilen senaryo ve ana tema olarak bir evliliğin çöküşü herkes tarafından ilgiyle izlenip anlaşılabilecek bir hikaye. Bu filmle en iyi yabancı film dalında Oscar ödülünü alan Farhadi, geçen yıl da Satıcı filmi ile aynı ödülü almış, ancak ABD'nin seyahat yasağını boykokt ederek törene katılmamıştı.

Pan'ın Labirenti (Pan's Labyrinth - Guillermo del Toro, 2006)

BBC anketinde ortaya çıkan trendlerden biri 21. yüzyılda Latin Amerika sinemasının hızlı yükselişi oldu. Listeye giren filmlerden üçü Meksikalı ve Brezilyalı yönetmenlerin. Aslında Toro ve Cuaron diğer filmlerinin birçoğunu İngilizce çekmeseydi bu sayı daha fazla olurdu.

Pan'ın Labirenti masalsı bir fantezi ile gerçek dünyayı birleştiriyor. Toro'nun Oscar ödüllü Suyun Sesi (The Shape of Water) İngilizce yerine İspanyolca çekilmiş olsaydı o da listeye girerdi.

Yi Yi (Edward Yang, 2000)

Edward Yang'ın üç saatlik şaheseri Yi Yi'de Tayvan'ın başkenti Taipei'de bir mühendis ve ailesinin yaşamı anlatılıyor. Yang sosyo-politik sorunları bu ailenin yaşamıyla ele alırken aslında bir kenti, bir ülkeyi, hatta bir çağı anlatıyor. Farklı dillerdeki filmlerin böylesine besleyici olmasının bir nedeni de bu.

İhtiyar Delikanlı (Oldboy - Park Chan-wook, 2003)

2003'ün sinemaseverleri, yönetmen Quentin Tarantino'nun stilize ve Asya etkisindeki, siyah giysili dövüşçülerin birbirini parçaladığı şoke edici görüntüler içeren filmlerine aşinadır. Ama Park Chan-wook'un İhtiyar Delikanlı'sı 15 yıl bir hücreye hapsedilmiş, canlı ahtapot yiyen, üç dakikalık tek bir çekimde bir koridorda savaşan ve sonra da sinema tarihindeki en beklenmedik gelişmeye maruz kalan bir insanı anlatıyor.

Başkalarının Hayatı (The Lives of Others - Florian Henckel von Donnersmarck, 2006)

Bu film von Donnersmarck'ın ilk filmi olmasına ragmen, kurgusu ve akışı ile bir ustanın filmi izlenimi veriyor. 2006'da henüz 30'lu yaşlarının başında olan yönetmen 1984'te Doğu Berlin'deki yaşamı neredeyse otobiyografik netlikte anlatıyor.

Doğu Almanya'da istihbarat ajanı bir erkeğin bir oyun yazarını takibi üzerine kurulu melankolik hikaye, ülkedeki yaşam hakkında bilgi içeriyor. En iyi yabancı film dalında Oscar ve BAFTA ödülü aldı.

Ruhların Kaçışı (Spirited Away - Hayao Miyazaki, 2001)

Bazı filmler onu yapanların yaratıcılığının süzülmüş hali gibidir. Miyazaki'nin filmi de bu özelliği taşıyor. Japon animasyonlarıyla ilk kez tanışacak biri için iyi bir seçim olur bu film. Ruhların Kaçışı, en iyi animasyon kategorisinde yabancı bir dilde Oscar alan tek filmdir.

Tanrıkent (City of God - Fernando Meirelles, Kátia Lund, 2002)

21. yüzyılda tüm kiri ve çıplaklığıyla kent heyecanı görmek isityorsanız, izlenecek filmlerden biridir Tanrıkent. Sosyal realizmi gangster filmlerinin aksiyonu ile birleştirmek için en iyi bölge Latin Amerika’dır.

Filmde Rio de Janeiro'daki gecekondu mahallelerinde suç ve yoksulluk ele alınıyor. Eğitici bir film olarak da görülen Tanrıkent aynı zamanda bir tavuğun sokakta kovalanmasını gösteren ilk sahneleriyle Hızlı ve Öfkeli'den daha fazla enerji taşıyor.

4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (4 Months, 3 Weeks and 2 Days - Cristian Mungiu, 2007)

Bu listedeki birçok film en iyi yabancı film dalında Oscar aldı. Cristian Mungiu'nun bu filmi ise aday bile gösterilmedi. Altın Palmiye alan film, eleştirmenlerin beğenisini kazansa da, Romanyalı bir kadının yasadışı kürtajı konusu Akademi için fazla tartışmalı gelmişti. Film, 1980'lerde Doğu blokundaki hayata da bir pencere açıyor.

Aşk (Amour - Michael Haneke, 2012)

BBC'nin 2016'da yaptığı 21. yüzyılın en iyi filmleri anketinde, Avusturyalı yönetmen Michael Haneke üç filmiyle ilk 100'e girmişti: Saklı (Caché), Beyaz Bant (White Ribbon) ve Aşk (Amour). Aşk, Cannes'da Altın Palmiye, en iyi yabancı film kategorisinde de Oscar almıştı. Karısı inme sonucu felç olan yaşlı bir Parisli erkeğin yaşamını ele alan film, Haneke'nin diğer filmlerinden çok daha insancıl ve daha az dolambaçlı bulunmuştu.

Ananı Da! (Y Tu Mamá También - Alfonso Cuarón, 2001)

Yönetmen Alfonso Cuarón Hollywood'da zorlu bir kısıtlama döneminin ardından bu filmi çekmek için Meksika'ya gitti. İki delikanlının yanlarında biraz daha yaşlı bir kadınla birlikte deniz kenarına araba yolculuğu anlatılıyor filmde.

Listede yer alan diğer bazı filmlerde olduğu gibi burada da çeşitli karakterlerin kişiliklerine dair analizlerin yanı sıra bir ülkenin koşulları hakkında da bilgi veriliyor. Bu filmle Cuarón büyük bir yönetmen olduğunu kanıtladı. Harry Potter, Son Umut (Children of Men) ve Yerçekimi (Gravity) gibi İngilizce filmlerin ardından tekrar Meksika'ya dönüp otobiyografik Roma filmini çekiyor. BBC anketi bir yıl sonra yapılmış olsaydı bu film de şüphesiz listede yerini alırdı.

Kaplan ve Ejderha (Crouching Tiger, Hidden Dragon - Ang Lee, 2000)

Filmlerden bazıları belli film türlerini yeni seyirci kitlesiyle buluşturduğu için ilk 100'e girmişti. Kaplan ve Ejderha da bu filmlerden biri. Tayvanlı yönetmen Ang Lee bu dövüş sporu filmini başarılı bir biçimde batılı izleyiciye taşıdı. Film en iyi yabancı filmi kategorisinin yanı sıra İngilizce dışı dilde olup da Oscar alan ender filmlerden biri oldu.

Amélie (Jean-Pierre Jeunet, 2001)

Romantik komedi türü filmler genellikle eleştirmenlerden pek iyi not almaz. İngilizce değillerse uluslararası sinemalarda da pek başarı kaydetmezler. Aşk ve komedi belli ki yan yana iyi gitmiyor ya da çeviride anlam kaybına uğruyor.

Ne var ki Amélie'nin kaderi böyle olmadı, hem seyirciden hem de eleştirmenlerden olumlu tepki aldı. Filmin kahramanı olan garsonu canlandıran Audrey Tautou'nun sevimli cazibesinin bunda epeyce rolü olduğu bir gerçek. Ancak bu filmin basit bir romantik komedi değil etkileyici bir sinema olduğuna seyircinin ikna edilmesinde asıl etken yönetmen Jean-Pierre Jeunet'nin yeni buluşlarla dolu çekimleri oldu.

(BBC)


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Bülent Öztürk
Kaplan ve Ejderha filminin görseli olmamış sanki? İki oyuncu evet orda da var ama diğerleri yoktu söz konusu filmde...
4:36 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR