Afrikalı-Amerikalı Kadınların Hikâyesi
2 Şubat 2019 Kitap

Afrikalı-Amerikalı Kadınların Hikâyesi


Twitter'da Paylaş
0

Oldukça acıklı bir şekilde yazılmaya başlayan metin git gide bir başkaldırıya dönüyor.

1944 yılında Amerika’da doğan Alice Walker’in 1982 yılında ilk defa yayınlanan ve Pulitzer Ödülü alan romanı Renklerin Moru (The Color Purple) Doğan Kitap tarafından yayımlandı. (Kitap Türkiye’de ilk kez 1984 yılında İnkılâp Yayınevi tarafından yayımlanmıştı.) Roman aynı zamanda sinemaya ve müzikale uyarlanmış.

Walker, yoksul bir ailenin sekiz çocuğundan biri. Yazarlığın yanı sıra şair. 1960’lı yıllarda insan hakları hareketleri için çalışan Walker feminist ve aktivist aynı zamanda Martin Luther King’le de çalışma fırsatı bulmuş bir kadın. Dünya barışı için pek çok eyleme katılan yazar İsrail’in Gazze ablukasını krımaya çalışan yardım filosunda da yer almış.

Yazar hakkında bu kadar bilgiyi vermemim nedeni aslında tamamıyla yazdığı romanla ilgili. Siyahi bir kadının ayakta kalma mücadelesini anlatıyor Renklerden Moru. Celie, Tanrı’ya sesini duyuramayacağına karar verdiğinde, ona mektup yazmaya başlıyor. Yaşadıkları hiç kolay olmayan bir kadın o, bir ömür unutamayacağı pek çok şey yaşamış. Yine de ayakta kalmanın bir yolunu aramaya her daim devam etmiş. İşte bu mücadele anlatısı bence Alice Walker hayatıyla da örtüşüyor. Bu roman Walker’in biyografisi değil, lakin ayakta kalmayı bilen bir kadının, ayakta kalmaya çalışan bir kadını anlatmasının hikayesi. Walker romanıyla pes etmemeye, mücadele etmeye davet ediyor. Üstelik sadece kendimiz için değil, buna cesaret edemeyen herkes için harekete geçmek gerektiğinden de bahsediyor. Sanırım bu yüzden kitabını “Ruha” ithaf ediyor.

On dört yaşındaki Celie bir ensest mağduru. Başından geçenleri annesi üzülmesin diye ona anlatamıyor. O yüzden çareyi Tanrı’ya mektup yazmakta buluyor. Annesi ölünce önce kardeşlerine o bakıyor, sonra babası tarafından tanımadığı dört çocuğu olan bir adamla evleniyor. Defalarca doğum yapıyor, çocukları ellerinden alınıyor. Kardeşini kurtarmak istiyor ama aklı bütün bunlarla nasıl başedeceğini uzun bir süre kestiremiyor. Evlendiği adamın çocuklarına bakıyor, çocuklara hızla büyüyor. Tek iyi yaptığı şeyin çocuklara ve eve iyi bakmak olduğunu düşünüyor.

1920’li yıllarda Afrikalı-Amerikalı kadınların hikâyesini anlatıyor Walker. Amerikan sosyal kültürü içinde yer aldıkları sınıf sorununu, yok sayılmalarını, hakir görülmeleri üzerine duruyor. Roman vaktiyle sansürcülerin ciddi baskısını ve eleştirisini görmüş olsa da 2003 yılında BBC’nin yaptığı bir ankette “en sevilen romanlar” listesinde yerini almış.

Romanın devamında evlendiği adamın büyük oğlu Harpo, Sofia adında bir kıza aşık olur. O kızı hamile halde eve getirir. Onunla evlenir. Gerçek aşk konusunda bir fikri olmayan Celie bunu kıskanır. Ama Sofia ona yardım etmeye çalışır. Celie’nin evlendiği adamın bir sevgilisi vardır Shug, bir şarkıcı, kadın hastalanınca Celie’nin evine gelir. Celie, Shug’a fotoğraflarından hayrandır. Önce bu durumu anlamayan ve Celie kötü davranan Shug’un en yakın dostu Celie olur.

Yazının içerisinde kitaba dair anlatmak istemediğim pek çok sürpriz ve değişim var. Oldukça acıklı bir şekilde yazılmaya başlayan metin git gide bir başkaldırıya dönüyor. Ve evet Celie kendi hayatına sahip çıkmayı bir şekilde başına gelen onca şeye rağmen öğreniyor. Ve evet istediği o büyük ve herkesin birbirini sevdiği, birbirine bağlı olduğu aileye sonunda kavuşuyor.

alice walkerAslında bu romanın bize anlattığı pek çok şey var. Irkçılık, sınıf ayrılığı, dindarlık, zenginlik, fakirlik, erkeklik ve kadınlık hakkında bize çok şey anlatıyor. Bugün yaşadığımız coğrafyanın içerisinde bütün bu ayrımların olmadığını söyleyemeyiz. Bütün bunları görmezden gelmek sadece bizim bir tercihimiz olabilir. Bu da gerçekten büyük bir tercih ve belki kim bilir büyük bir başarıdır. Alice Walker’in romanı bu manası ile bir yandan zamansız ve coğrafyasız bir roman. Lakin yaşadığı onca drama karşı bir şekilde dilediğini elde etmeyi başaran ve başardıktan sonra bu yolu herkese anlatmayı kendine dert edinen kadınların romanı.

Alice Walker, Renklerden Moru, İngilizce aslından çeviren: Senem Karagözoğlu, Aytaç Özgören, Doğan Kitap, 288 s.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR