Angela Carter Şiirini Yeniden Keşfetmek:  Zihnimize kıymık gibi saplanan imgeler

Angela Carter Şiirini Yeniden Keşfetmek: Zihnimize kıymık gibi saplanan imgeler


Twitter'da Paylaş
0

Modern İngiliz edebiyatının büyülü kalemi Angela Carter'ın çok bilinmeyen erken dönem şiirleri,  Sirk Geceleri, Büyülü Oyuncakçı Dükkânı, Kanlı Oda gibi kitaplarının nasıl doğduğuna ilişkin ilk izleri taşır. Carter'ın henüz çok bilinmeyen şiirlerinin derlendiği Unicorn geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Carter şiirlerini derleyen Rosemary Hill'in Unicorn üzerine yazdığı yazıyı yayımlıyoruz. "1940 yılında doğan ve 1992'de hayata gözlerini yuman yirminci yüzyılın en önemli feminist yazarlarından Angela Carter, yaşamı boyunca inişli çıkışlı bir şöhrete sahip oldu. 1960larda Büyülü Oyuncakçı Dükkânı (1967) romanıyla en yetenekli genç yazarlar arasında sayıldı. 1970lerde yayımladığı Kahramanlar ve Zalimler ve Aşk adlı romanlarıyla yetenek vaat eden genç yazarlar arasında nedense daha geri planda kaldı. 1980’lere gelindiğindeyse, Kanlı Oda (1980) ve Sirk Geceleri (1984) ve adlı romanıyla, eleştirmenlerin ve feminist yazının gözdesi oldu. 1992 yılındaki ölümünden sonra, modern İngiliz edebiyatında, dünya edebiyatında ve akademik çevrelerde Carter üzerine pek çok nitelikli yazı ve çalışma yer aldı. Ne var ki  Carter'ın şairliği, romancılığına kıyasla çoğu kez görmezden gelindi. İlk eşim, şair Christopher Logue sayesinde Carter'ın 1966'da Bristol'da yazdığı "Unicorn" adlı şiire ulaşma şansını yakaladım. "Unicorn"da, Carter'ın büyülü gerçekçi romanlarının ilk meyvesini gördüm."Unicorn"şiiri, neredeyse milyonlarca evin artık süs eşyası haline gelmiş leydi ve tek boynuzlu at mitinin yeni cinsel tasavvurunu sunar bize. Carter, sanki bir oyuncak tiyatro sahnesindeymişçesine şekillendirir şiiri. "Haydi  kesip biçelim ve parçalarımızı toparlayalım" diye başlar ilk dize. Sonra şöyle seslenir okura: "Şeridi bükelim ve X diye işaretlenen yerden boylamasına keselim." Carter, yirmi üç yaşına bastığında, sanki gizemli bir ormandan düşünce dünyasına güç aktarıyormuş gibi konuşuyordu. Mitlerin ve halk hikâyelerinin gücünün ayrımına hemen varmıştı. Mitlerin, anlatıyı nasıl parçalayıp oyunbaz biçimde gelecek nesiller için yeniden birleştirdiğinin büyüsünü görmüştü. "Unicorn", tıpkı Kanlı Oda gibi Freud sonrası nesillere seslenerek görünenin altında yatanı –tek boynuzlu atın sözde eril boynuzunu, ormandaki bakireyi– konuşturur. Carter, boynuza doğru öyle bir ses üfler ki bir seks dükkanındaki neon ışıkların yanıp sönmesi gibi parıltılı imgeler düşüverir önünüze. Bu imgeler ormandaki ‛masum ve kırılgan yaprakları’ örtbas eden striptiz kulübündekilere gönderme yapar. Oradakiler ‛toy ve kocaman’ bakireyi, tek boynuzlu atın aklını çelip tuzağa düşürmek için kullanırlar. Carter'ın yazar Walter de la Mare hakkında şaşırtıcı biçimde söylediği gibi, böylesi imgeler okurun zihnine kıymık gibi saplanıp kalır. Dahası zihni paramparça edebilir. Bulabildiğim tüm Carter dörtlüklerini yeniden yayımlama kararı aldım. Fazla şiiri bulunmuyor. Carter'ın şairliği on yıldan çok sürmedi; 1963 yılından 1966 yılına kadar. 1960’lar, Carter'ın da söylediği gibi "filmlere benzemiyordu". Şiirlerini yayımladığı dergiler, Edward dönemiyle iç içe geçen Öfkeli Genç Adamlar çağında hâlâ savaş sonrasının izlerini taşıyordu. Carter'ın ilk kitabı, Beatles'ın "Paperback Writer" şarkısını ilk kez piyasaya sürdüğü 1966'da yayımlandı. Ancak, Carter'ın yazdığı roman ve hikâyelerin çoğu, "Unicorn"daki o tuhaf küçük trajediden doğdu." Unicorn: The Poetry of Angela Carter Profile Books tarafından yayımlandı, Kasım, 2015.

Kaynak: Guardian


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR