Arınma Merasimim 2: Mektup
28 Kasım 2018 Öykü

Arınma Merasimim 2: Mektup


Twitter'da Paylaş
0

O fasulye senin elini tutmuşken omzu çaksaydım ve kıç üstü yere yapışsaydı ardından elini tutup seni alıp götürseydim buralardan. Hem de uzaklara, buralardan çok uzaklara. Gelir miydin benimle yoksa geri koşup onu yerden mi kaldırırdın? Bunun cevabını ben bulamayacağım. Yaşamaktan korktuğun o rezillik orada yaşanabilirdi. Kendimi temize çekecek bir yüzüm yok.

Yaşananlar kısaca şu: zamanında sen karşıma bir melek gibi çıktın ama ben bunu anlayamayacak kadar kibirli ve aptaldım, bunu biliyorsun. Şimdi ise senin için mücadele edemeyecek kadar korkak olduğumu mu düşünüyorsun? Hiç sanmıyorum. Benimkisi artık bekleyiş. Ucuz bir bekleyiş değil bu. İnan bana, karşılığını ödemesi pahalı. Senin farkında olmadığın, sana ulaştıramadığım, hissettiremediğim inadına bir bekleyiş. Yemek yaparken, yolda yürürken, kitap okurken, dersten çıkıp sınava girerken hep senin varlığını yanımda taşıyıp bütün bunların hayatımın ana meselesi olmadığı, bu yaşadıklarımı seni beklerken sadece vakit geçirmek için yaptığımın farkında değil misin? Sen ne zannediyordun?

“Beni bekleme, hayatını yaşa” dediğinde her şeyini silip hiçbir şey olmamış, hiçbir şey hissetmemiş gibi günümü gün edip yoluma bakacağımı mı? Hayır böyle bir şey yapmayacağımı biliyorsun. Ben, koltuğuma sanki her an gelebilirmişsin ve camıma tıklayıp “aç kapıyı” diyecekmişsin gibi yayından fırlayacak ok gerginliğinde bekliyorum. Müsade etmiyorum camımın önüne bir arabanın park etmesine ya gelip de camımı tıklayacak bir yer bulamazsan? O zaman ne yaparım? Üç araba park etti camımın önüne, üçünü de çektirdim, biriyle kavgaya girdim yaka paça ki bilirsin hiç hoşlanmam kavgadan.

Robin Hood’um benim, iyi kalplim, dünyadaki kötülükleri düzeltircesine açmış çiçeğim, tanıyorsun beni kavgadan hiç hoşlanmam her şey senin içindi. Keşke seni son görüşüm başkasının elini tutarken olmasaydı. O fasulye yanımdan sinirli sinirli geçerken bana gülümsedin. Ne saklıydı o gülüşünde? Küçümseme? Merhamet? Yoksa alay mı? Hayır hiçbiri değil, gülümseyişinde zamanında değerimi bilemedin anlamı vardı. Ey kısa ömrümün baharı, bilmez misin sen gittiğinden beri geceleri uyuyamadığımı? Sabah ezanını benim karşıladığımı bilmez misin? Saatler ve Geyikler kitabını okuduğumdan beri sessiz bir evde saatin tıkırtısına tahammül edemediğimi söylememiş miydim?

Seni daha önce de bir akşam köpeğini gezdirirken gördüm. Önce arkandan gelmekte tereddüt etsem de sonunda cesaretimi toplayıp sana doğru yöneldim. Sen sokağı döndün, yirmi saniye sonra da ben döndüm. Süper kahraman filmlerindeki kahraman aniden ortalıktan kaybolur ya öyle bir sahneydi, bir baktım yoksun. Biliyorum süper kahramanlar gibi bir anda ortadan kaybolacak gücün yok. Senin süper güçlerin farklı. Mesela koyu gözlerine bakınca masmavi bir deniz görüyorum ben. Ellerini tutunca annem başımı okşuyormuş gibi huzur doluyorum... Belki de marifet sende değil, benim hislerimde ama o hisleri sen yaşatıyorsan, marifet yine sende olmaz mı, ne dersin?

Çok mu uzattım, anlatacaklarımdan uzak mı düştüm? Söylediğim gibi sokakta yoktun ve bir binanın giriş ışığı yanıyordu. Khenghiz Han apartmanı. Dürüst konuşayım o binanın kapısını açacak cesareti bulamadım, belki de haddimi aşmak istemedim fakat şimdi olsa bütün yüzsüzlüğümle açardım o kapıyı. Görmüyor musun nasıl paramparça olduğumu? Onurumu, gururumu ayaklarının altına serdiğimin farkında değil misin? Kolay mı oldu zannediyorsun hayata, ilişkilere karşı takındığım tüm tavırlarımı yıkıpta çırılçıplak önünde durmak? Kaç defa reddettim senin varlığını, kaç defa ağladım, kaçmak ve saklanmak istedim. Beceremedim. Mektubumu ister al ister alma, ister oku ister okuma, ister yırt ister sakla. Bunlarla ilgilenmiyorum. Kendimi ifade ettim ya bu da yeter bana. küçük İskender’in şiirinde söylediği gibi, “aramıza koyduğun mesafeden kendine şık bir matem giysisi diktirebilirsin”. Evet aramıza koyduğun mesafeden ister kendine şık bir matem giysisi diktir istersen de kes at o mesafeyi. İster “göğsümde her yöne açmış gül” ol .istersen de “bana iliştirilen acı bir damga.” Ne istersen o ol artık hayatımda. Ben bekleyenim, bekleyenenim. Son olarak evime ikinci bir anahtar yaptırdım senin için. Seni gördüğümde onu vereceğim, eğer camımı çalıp da beni evde bulamazsan soğukta bekleyip, üşütme diye. Onu da ister atarsın ister saklarsın. Tercih senin. Ben bekleyenim.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR