Atilla Birkiye: "Sabahattin Ali’nin çok okunması insanı sevindiriyor."

Atilla Birkiye: "Sabahattin Ali’nin çok okunması insanı sevindiriyor."


Twitter'da Paylaş
0

Daha önce, üç romanını bu bağlamda değerlendirdiğimde Kuyucaklı Yusuf öne çıkardı ama Kürk Mantolu Madonna’nın da ayrı bir yeri vardı. Son yıllardaki okumalarımdan sonra, İçimizdeki Şeytan’ı önceleri eksik değerlendirdiğimi düşündüm, dolayısıyla şimdi o birazcık öne çıkıyor.
Atilla Birkiye öteden beri Sabahattin Ali'nin romanları ve öyküleri üstüne çalışıyor. Bu çalışmalarının sonunda bu kez Sabahattin Ali’nin Yapıtlarını Sevme Sözlüğü'nü yayımladı. Sabahattin Ali okurlarını yakından ilgilendiren, onlar için aynı zamanda kılavuz yerine geçecek kitabı nedeniyle Atilla Birkiye ile konuştuk. – Sabahattin Ali ile öteden beri yakından ilgileniyor, onun yazdıklarını iyi tanıyorsunuz. Ama bu kez Sabahattin Ali için bir sözlük çalışması: Sabahattin Ali’nin Yapıtlarını Sevme Sözlüğü. Bu fikrin nedeni ve işlevi nedir? Atilla Birkiye: Çok uzun yıllardır, seksenlerin başından bugünlere kadar, Sabahattin Ali ile ilgi bir kitap yazma düşüncem vardı. Bugüne kadar bir türlü beceremedim; sözlük, bir anlamda yazabilmemin biçimsel nedeni oldu. Estetik bir kaygı da deyebiliriz buna. Baştan beri kuşkularım vardı, korkularım vardı; nasıl, neyi yazacağım diye. İlk zamanlar, hep verdiğim bir örnek var, Asım Bezirci’nin kitabını aşmam gerekirdi, onu nasıl aşacaktım! Yazamadım, yıllar geçti ama yazma düşüncesinden de hiç uzaklaşmadım. Yazma niyetim, hep benimleydi. Kuşkusuz yıllar geçtikçe, öğrendikçe, farklı okumalar oluyor; bu doğal olarak yararlıydı ama öte yandan hangi raydan yol alacağıma karar vermemi de zorlaştırıyordu. İşlevsellik düşündüğümü söyleyemem, yalnızca çok beğendiğim, etkilendiğim bir yazar için yazmak arzusuyla dolup taştım. Ancak kitabın yapısı gereği, okur için tabii ki bir işlevi olabilir. Farklı açıdan bakmaya çalıştım, bu okur için ilgi çekici olabilir, bununla ilgilenebilir. – A’dan Z’ye bir sözlük. Gerçekten her zaman başucunda tutulacak bir çalışma bu. Sabahattin Ali okumaları için bir başlangıç kitabı da sayılabilir mi? AB: Başucu kitabı meselesi işleve gelip dayanıyor. Yazarken hiç böyle bir şey düşünmedim. Niyetim en iyisini yapabilmek; düşüncemi hayata geçirmekti. Ancak kitap çıktıktan sonra bu başucu tanımı yapıldı, siz de yapıyorsunuz. Tabii böyle bir yönüyle de okur tarafından algılanmasını isterim. Hele benden sonra, Sabahattin Ali’nin okumadığı yapıtlarına giderse de onur duyarım. Benimkisi başka türlü bakmak ama demek istediğim “aşırı yorum” değil. Değil, çünkü ele aldığım neyse, romanın, hikâyenin konusu, teması, karakterleri, duygusu vb., onun yapıt içindeki bağlamından, özelliklerinden uzaklaşmamaya özen gösterdim. Zaman zaman kişiselleştim, doğrudur; ama öznelliğimin içinde olabildiğince nesnel kalmaya çalıştım. – Aslında her madde bir başına da bir deneme niteliğinde. Önceden yazdıklarınız da bu kitabın temelini oluşturmuştur… AB: Evet öyle. Sözlük başlıkları klasik olarak madde diye tanımlanıyor. O maddelerin, örneğin anlatıcı, evlilik, gözyaşı, ironi, mektup, rastlantı, zaman vb., Sabahattin Ali’nin yapıtlarında, tabii ki tümünde değil ama romanlar daha önde olmak üzere, kurmacasında nasıl ortaya çıktığı, nasıl dile geldiği üzerine kurulan (yazılan) denemeler. Kuşkusuz benim yorumum, benim bakışım. Belki zaman zaman bu yorumlarda uçtum ama uçurtmamın ipinin yapıtta olmasına da özen gösterdim. – Peki bu Sözlük’teki en önemli maddeler hangileridir? Sabahattin Ali’yi anlamak için anahtar niteliğindeki maddeler… AB: Önce şunu söyleyeyim, bu kitap özünde, benim de Sabahattin Ali’yi anlama serüvenim. Maddeleri önemine göre sıralamam biraz güç. Ancak acımak, aşk, çatışma, doğa, fedakârlık, hüzün, ıstırap, kadın, melankoli, müzik, öfke, özgürlük, parasızlık, romantizm, sevmek, taşra, üzüntü, yalnızlık, yoksulluk gibi maddeler ya da başlıklar roman ve hikâyelerinde bence öncelikli olarak konuşacaklarımız, yazacaklarımız. – Sizin Sabahattin Ali’nin en çok sevdiğiniz romanı ve öyküleri hangileri. AB: Daha önce, üç romanını bu bağlamda değerlendirdiğimde Kuyucaklı Yusuf öne çıkardı ama Kürk Mantolu Madonna’nın da ayrı bir yeri vardı. Son yıllardaki okumalarımdan sonra, İçimizdeki Şeytan’ı önceleri eksik değerlendirdiğimi düşündüm, dolayısıyla şimdi o birazcık öne çıkıyor. Çok etkili hikâyeleri vardır. Güçlü gözlemler, yazınsal inandırıcılık. Toplumsal sorunlar, özellikle de kırsal yaşamdaki güçlükler, insanlık dışı koşullar sergilenir. İlk söyelebileceğim hüzünlü bir aşk öyküsü olan "Hasanboğuldu". "Hanende Melek", "Yeni Dünya", "Gramofon Avrat", bu üç hikâyede “düşkün kadınlar”ın trajedisini görürüz. Toplum tarafından horlanan, erkekler tarafından bir eşya gibi kullanılan hatta ondan da beter olan kadınlar. Ayran’da Küçük Hasan’ın yürek burkan öyküsü çok etkileyicidir. Atmaca’nın beklenmedik sarsıcı eylemini okuduğumuz "Değirmen", sonra "Viyolonsel", "Komik-i Şehir", "Kağnı", "Ses", "Mehtaplı Gece", "Bir Skandal", "Bir Aşk Masalı", "Sırça Köşk", aslında hepsi de, bunlar ilk akla gelenler… – Peki malum soru: Kürk Mantolu Madonna’nın bu kadar çoksatılmasının nedenleri neler? AB: Bunu tam anlamıyla bilemiyorum; anlamış değilim. Fısıltı gazetesi etkili, yüz temel esere alınması çok önemli de sözünü ettiğimiz romanın öyküsü de çok çarpıcıdır. Raif Efendi’nin defteri bizi içine çeker. Ben kitapta mağara metaforuyla açıklamaya çalıştım. Ama bu, Platon’un mağarası değil. Bu durum bir moda gibi görünüyor; böyle de olsa, Sabahattin Ali’nin çok okunması insanı sevindiriyor. Yukarıdaki resim: Sabahattin Ali'nin öldürülmesinden sonra bulunan çantasından çıkanlar.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR