Bağımlı Düşünmenin Kökenleri
14 Mart 2020 İnsan Kitap Sağlık

Bağımlı Düşünmenin Kökenleri


Twitter'da Paylaş
0

Alkol veya uyuşturucu maddeler ya da diğer bağımlılık nesneleri acıyı uyuşturur ve kişinin "normal dünyanın" bir parçası olduğunu hissetmesini sağlar.

Bağımlı düşünme nasıl gelişir? Neden bazı insanlar sağlıklı düşünme süreçleri geliştirirken bazıları düşünme bozukluğu geliştirir?

Bütün cevapları bilmiyoruz çünkü kimyasal madde bağımlılığı fiziksel, psikolojik ve sosyal faktörlerin kompleks bir karışımından doğan karmaşık bir hastalıktır. Bağımlı düşünmenin nasıl geliştiğini anlamak, bağımlı düşünmeyi ve dolayısıyla alkolizm ve diğer madde bağımlılıklarını önlemede yardımcı olabilir. Bununla birlikte, bağımlı düşünmeyi tedavi etmede ve tersine çevirmede göz ardı edilen bir durumdur.

Bağımlı düşünmenin nasıl geliştiğine dair en tatmin edici teori, 1983 yılında Dr. David Sedlak tarafından yayınlanmıştır. Sedlak, bağımlı düşünmeyi "bir kişinin kendi adına tutarlı bir şekilde sağlıklı kararlar verememesi" olarak tanımlar. Bunun kişi iradesinin ahlaki bir başarısızlığı olmadığını, aksine bir irade hastalığı ve irade kullanmadaki acizlik olduğunu belirtir. Sedlak, bu benzersiz düşünme bozukluğunun diğer muhakeme türlerini etkilemediğini vurgular. Bu nedenle, düşünme bozukluğu geliştiren bir kişi akıllı, sezgileri kuvvetli, ikna edici, felsefi ve bilimsel akıl yürütmede beceri sahibi olabilir. Bağımlı düşünmenin tuhaflığının, "kendini ikna edememe" olduğunu söyler. Bu, çeşitli duygusal ve davranışsal problemleri kapsayabilir ancak bağımlılıkta her zaman bulunur: alkolizm, uyuşturucu madde bağımlılığı, kumar dürtüsü, cinsel bağımlılık, yeme bozuklukları, nikotin bağımlılığı ve eş bağımlılık.

Kendini ikna edememe durumu nasıl gelişir? Anlamak için ikna kabiliyetinin nasıl geliştiğini bilmeliyiz. Sedlak'a göre, kendini ikna etme becerisi belirli faktörleri gerektirir. İlk olarak, kişi gerçeklik hakkında yeterli niteliklere sahip olmalıdır. Alkol veya diğer uyuşturucu maddelerin zararlarını bilmeyen bir kişi, kullanımları hakkında doğru bir mantık yürütemez.

İkincisi, bir insanın seçim yapması için gerekçe olarak belirli değerlere ve ilkelere sahip olması gerekir. İnsanlar ailelerinden olduğu kadar kültürel yapılarından da değer ve ilkeler geliştirirler. Örneğin, erkekliğin içki tutuşuyla kanıtlanabileceğini söyleyen bir aile ya da kültürel değer içinde büyüyen genç bir erkekten aşırı içmesi beklenebilir. Bu beklentilere cevap verememek derin hayal kırıklığı yaratabilir.

Üçüncüsü, kişi sağlıklı ve bozulmamış bir benlik algısı geliştirmelidir. Psikiyatr Silvano Arieti, küçük çocukların bu büyük ve ezici dünyada kendilerini son derece güvensiz ve tehdit altında hissettiklerini söyler. Çocukların güvenliğinin en önemli kaynağı yetişkinlere, özellikle de ebeveynlerine olan güvendir. Çocuklar ebeveynlerinin veya diğer yakınlarının mantık dışı, adaletsiz ve gaddar olduğunu düşünürse dayanılmaz bir kaygı yaşar. Bu nedenle, ne pahasına olursa olsun, dünyanın iyi, adil ve akılcı olduğuna dair inançlarını korurlar.

Gerçekte dünya genellikle ne iyi, ne adil ne de akılcıdır. Ancak çocuklar bu şekilde bakmazlar. Bunun yerine, "dünya iyi, adil ve akılcı olduğuna göre" algılarında hatalı oldukları sonucuna varırlar. "Olayları doğru bir şekilde değerlendirememiş olmalıyım. Ne kadar aptalım," diye düşünürler.

Benzer şekilde, çocuklar istismar edilmiş veya haksız yere cezalandırılmış olsalar bile buna inanamayabilirler: "Ailem çıldırmış olmalı. Beni sebepsiz yere cezalandırıyorlar." Bu, tahammül edilemeyecek kadar korkutucu bir tasavvur olur. Ebeveynlerinin rasyonel ve öngörülebilir olduğu fikrini korumak için tek seçenekleri, "Bu şekilde cezalandırıldığıma göre kötü bir şey yapmış olmalıyım," sonucuna varmak olur.

Sonuçta dünyaya, yetişkinlerin yapabildiği birçok şeyi yapamayan çaresiz bebekler olarak geliyoruz. İyi bir ebeveynlikle ve uygun bir ortamda büyüdükçe çoğunlukla bu çaresizlik duygusunun üstesinden geliriz.

Bazen ebeveynler küçük çocuklardan onların yapamayacakları şeyler talep ederler. Çocuklar, onların isteklerini yapmaları gerektiğini düşünürler ve bu istekleri yerine getirememe gerçeği, kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olabilir. Öte yandan, bazı ebeveynler de çocuklarının kendi güçlerini göstermesine izin vermeyip onlar için çok fazla şey yapabilirler. Bu tür çocukların özgüven geliştirme şansı yoktur. Başarılı ebeveynlik, çocuğun gelişiminin her aşamasında neler yapıp yapamayacağını bilmeyi gerektirir ve ebeveynler çocuklarını kapasitelerini kullanmaya teşvik etmelidir.

Ebeveynler çocuklarının okul çalışmalarına katılmaları konusunda teşvik edilir, hatta ev ödevlerine yardımcı olmaları bile istenir. Bununla birlikte, çocuklarının ev ödevlerini yaparken, bunu onların yapamayacağına dair inançlarını güçlendirirler. Bu arada, çocukların tek başına yapabilecekleri şeyleri yaptıklarında eş bağımlı hareket ederler. "Problemi çözemiyorum," diyen ve problemden kurtulmasına izin verilen bir çocuğun yetersizliği pekişmiş olur.

Çocuklar büyüdükçe bu kavram yanılgıları, düşünce ve davranışlarını renklendirmeye devam edebilir. Kötü insanlar olduklarını ve iyi şeyleri hak etmediklerini hissetmeye devam edebilirler. Veya muhakemelerini fena halde eksik görebilirler ki bu durum da kolayca başkalarının hükmüne girmelerine izin verir.

Kişi gerçekle tamamen çelişse bile kendini kötü ya da değersiz hissedebilir. Güvensiz ve yetersiz hissetmek insanı gerçeklerden kaçmaya karşı daha savunmasız kılar, bu nedenle ruh halini değiştiren uyuşturucu maddelerle kendini tamamlar. Kendini sanki hiçbir yere ait değilmiş gibi, dünyanın geri kalanından farklı hisseder. Alkol veya uyuşturucu maddeler ya da diğer bağımlılık nesneleri acıyı uyuşturur ve kişinin "normal dünyanın" bir parçası olduğunu hissetmesini sağlar. Nitekim birçok alkolik veya diğer bağımlılar "kafayı bulmak" derdinde olmadıklarını, sadece kendilerini normal hissetmek istediklerini dile getirirler.

Birçok düşünme bozukluğu illa ki kimyasal madde kullanmayla ilgili değildir. Örneğin reddedilme korkusu, endişe, soyutlanma ve umutsuzluk çoğu zaman düşük özsaygıya dayanır. Bağımlı düşünmenin tuhaflıkları, bu can sıkıcı duygulara karşı psikolojik savunmalardır ve bu belirtiler çocuklukta başlayan bozuk öz imgenin devam etmesinden kaynaklanmaktadır.

Kaynak: Abraham J. Twerski, Bağımlılık Psikolojisi, Berna Asuman Uzun, Say Yayınları, 2020


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR