Bahar İnce
20 Aralık 2019 Öykü

Bahar İnce


Twitter'da Paylaş
0

"Korkak biri olmakla birlikte, sıradan bir uygar insandan da cesur sayılmazdı; ölmeye değil, hayatta kalmaya bakıyordu." (Evdeki Kitap)

Hoş biriydi. En fazla kırk iki gösteriyordu. Kesin yediğine içtiğine dikkat eden biriydi. Elleri de çok güzeldi. Belli ki ağır işte çalışmıyordu. Adama vuruldum. Uzatmaya gerek yok. Yakışıklı işte.

Ben de hoş sayılırım. Ben, Bahar İnce. Yaşım otuz dört. Güler yüzlüyüm. Detayları umursarım ve her gece aynı saatte aynı sokakta olmayı da. Fahişeymişim. Ben yaptığıma öyle demem. Ben ne mi derim? Ben var ya o adamı yanımda isterim. Benim yanımda olmak için parayı koyanlar gibi ben de onu almak için masaya, masa yoksa ortaya bir yere, görünür olsun lütfen, parayı bırakırım. Beğenmiyor mu, artıralım o zaman, bence de hakkı fazlası. Ne istiyorsa, ağırlığınca, yok yok boyu kadar olsun, çarpıtma, bacaklarıyla gövdesinin toplamı kadar olsun.

– Sus artık. Uykum var. Sabahın köründe işe gideceğiz. Ayrıca fahişe falan değilsin.

Neyim peki?

– Ne olacak, delisin. Bütün deliler gibi sende yatacak yatak, yiyecek beleş ekmek bulunca saçmalıyorsun.

Deli değilim. Âşık oldum.

– Yine mi? Yatalım, yarın anlatırsın.

Yarını bekleyemem. Çok heyecanlıyım. Mutlaka anlatmam gerek.

– Sıkıldım be canım. Yorgunum. Aşk bu saatte dinlenecek mevzu değil ki.

Dinlemek zorunda değilsin. Ben zaten kendime anlatıyorum.

– Bak bir göz odada yaşıyoruz. Her konuştuğunu dinlemeye mecburum. Ve sen de oyuncu falan değilsin.

O vakit izin ver dışarı çıkayım.

– Hava soğuk, bu saatte bir kadın tek başına, olmaz, hiç güvenli değil. Hadi gel uyuyalım. Merak etme, sabahı bekleyen aşk küflenmez.

– Bozulmaz mı demem gerekirdi? Her neyse. Bir şey olmaz aşka, gel artık uyuyalım. Bak yatağı da ısıttım. Bu gece ne tarafta uyuyacaksın?

Aşk beklemez. Ölüm de beklemez.

– Uyku da beklemez.

Ama karanlık bekler. Ve karanlığa alışmış olan gitmek ister.

– Sokaklar soğuk ve tehlikeliyse gitmemek gerekir. Her şey ertelenebilir. Ölüm hariç.

Gitmeliyim. Anahtarı nereye koydun?

– Gitmemelisin. Burada sıcacık bir yatakta seni sahiden seven biri var, onu bırakıp nereye gideceksin?

Beni bekliyor.

– Öyle biri yok.

Var. Sadece sen onun varlığını kabul etmiyorsun.

– Hadi uzatma, gel artık. Bu arada, bu hangi filmdendi?

Hep böylesin, inanmıyorsun. Beni ciddiye almıyorsun.

– Şu yaptığın ciddiye alınacak şey mi? Konuş hadi, anlat. Bu sefer kime aşık oldun. Kim o şanslı? Anlat, anlat hadi. Dinliyorum.

İstemiyorum. Şu an bu odada da olmak istemiyorum. Çünkü  boğuluyorum.

– Param bu kadarına yetiyor. Daha geniş bir odada olmayı istemez miyim sanıyorsun? Elimden gelen bu kadar.

Sorun para değil. Paran olsa da seni sevmem.

– Ben seni severim. Param olsa da seni severim. Yine vazgeçmem.

Mutlu mu olmalıyım, şu berbat şeyi duyduğum için mutlu mu olmalıyım? Kimsin? Beni buraya kapatacak yetkiyi kim verdi sana?

– Hep aynı hikâye. Yıllardır bu haldeyiz. Yorulmadın mı? Sokakta seni bekleyen kimse yok. Ne sokakta ne herhangi bir evde, bu evin haricinde seni bekleyen kimse yok. Ama haklısın. Benden iyi durumdasın. Benim var ya şu koskocaman şehirde tek bir bekleyenim yok. Yıllardır seni beklemekten de öteye gidemedim. Belki başka bir şehre gitmiş olsaydım, olmaz ama, ben de bu talih varken kesin olmazdı, ama ya olsaydı. İstemez miydim? İsterdim. Umurunda olur muydu? Eğer bir bekleyenim olsa umursar mısın?

Cevabını bildiğin soruları sorma.

– Kusura bakma, azıcık heveslendim. Belki fikri değişmiştir dedim. Gerçi birini sevmek düşünmekten fazlasıdır herhalde.

Uyuyacaksan uyu, bana şu anahtarı ver de çıkayım. Birazcık hava alırsam, karanlığa dalarsam belki üşürüm. Üşüyen herkes gibi bende sarılacak birini ararım. O zaman belki sıcak bir yatakta beni beklediğini de hatırlarım.

– Beni kandırmaya çalışıyorsun. Sokağa çıktığın an beni unutacaksın. Kaldırımlara, yapraksız ağaçlara, başıboş köpeklere, buz gibi duvarlara sarılırsın da bana sarılmayı hatırlamazsın.

Biliyorum.

– Madem biliyorsun, bırak o zaman beni.

Kurtulamazsın. Burası benim cennetim değilse senin cehennemin olacak.
Öldür beni. Hadi lütfen bunu yap. Ben seni öldürmek için her fırsatı değerlendiriyorum. Kapalı bir kapının dışarda olmamı engelleyeceğini mi sanıyorsun. Bir şey diyeyim mi hep bu eksik öngörün yüzünden bu haldesin. Kapalı kapıya rağmen sevecek birini bulmadım mı, buldum.

– Sen zaten herkesi sevmeye hazırsın. Ben hariç.

Bunca farkındalığa rağmen bu hâlde olmamız sana da tuhaf gelmiyor mu?

– Bana hiçbir şey tuhaf gelmiyor. Seni en  başından beri seviyorum. Doğduğum günden beri. Daha seni tanımıyordum. Daha kim olacağım hiç belli değildi. Daha annemi ve babamı bilmiyordum.  Daha hayata sıfırdan başladığım gündü.  İşte o gün biri tuttu senin adını, yüzünü, sesini içime ekledi. Kızacaksan ona kız. Benim bir kabahatim yok.
Bunun sevgi olmadığını biliyor olmalısın. Bu kötü bir istekten başka bir şey değil. Sen sadece beni istiyorsun. Beni biraz tanısan belki istemeyeceksin. Ama kendi isteğinle öyle meşgulsün ki, karşında duranın sevdiğin olamayacak kadar senden farklı olduğunu göremiyorsun. Sevginin doğar doğmaz bahşedileceğini sanıyorsun. Seçmeyi ve sevmeyi ayırt edemiyorsun. Ve  sana şu anlattıklarımı anlamayacağını da biliyorum artık.

Ne yapacağım biliyor musun? Madem oyuncuyum, son rolümün hakkını vereceğim.

– Hadi gel uyu.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR