Balkon: Yanılsamalar, Gerçek ve İsyan
2 Ekim 2019 Edebiyat

Balkon: Yanılsamalar, Gerçek ve İsyan


Twitter'da Paylaş
1

Genet’in ünlü oyunu, kurumların ve unvanların insanlar tarafından yaratılan illüzyonlar olduğunu öne sürüyor. Belli bir politik sistemi eleştirmiyor, ama inşa edilen tüm sosyal sistemlerin sorunlu temellerine dair bir yorum yapıyor.

Jean Genet’in Balkon isimli eserindeki illüzyonlar ve kişilerin dış görünüşü, karakterler tarafından gerçek olarak ele alınır. Bu durum bir genelev olan Balkon’a gelen müşterilerin türlü rollere girmesinde kendini gösterir. Bu özel alanda dışa vurdukları fantezi dünyaları, dışarıdaki dünyanın bir yansıması olarak karşımıza çıkar, sahte olanla gerçek olanın arasındaki çizgi silikleşir. Oyunda genelev ve isyan iç içe geçiyor, dolayısıyla gerçeğin illüzyonlardan sıyrılıp sıyrılamayacağının herhangi bir sosyal sistem için mümkün olup olmadığına dair bir soru ortaya çıkıyor.

Balkon müşterileri “sahte” kimliklerini ortaya koymak için varoluşlarında anlam bulmaya çalışırlar: Hâkim, Hırsız’a onun gerçek bir hırsız olduğundan emin olabilmesi için suçunu kabul etmesini söyler. Öte yandan, piskopos rolündeki müşteri birinin günahlarını affedeceği günün gelmesini sabırsızlıkla bekler. Rollere bürünme oyunu ya da fantezisinin dini bir ritüeli andıran atmosferi, kilisenin teatralliğine işaret ediyor ve tüm kurumların rol oynamak üzerine kurulu olduğunu öne sürüyor. Böylece fanteziler sadece sosyal kurumlarla ilişkilendirilmiyor, aynı zamanda otantik olma arzusunun yansımaları olarak karşımıza çıkıyor.

Bu fanteziler, gerçeklikten kaçma işlevi görüyor, çünkü taklit etmek, kişiye hayal etme ve bir şeye inanma özgürlüğü veriyor. Piskopos, General ve Hırsız gibi müşterilerin deneyimlediği budur. Kendi özel alanlarında hareket ederlerken, gerçek deneyimler edindiklerine inandıkları için zevk alırlar, ancak kapıldıkları roller gerçekle yer değiştirdiğinde (Kraliçe öldürüldükten sonra) mutlu olmazlar. Her gün aynı şeyi yapmaya başladıklarında hiçbir şeyin zevki kalmaz. Ancak “gerçek” olan şey bir rol olarak karşımıza çıkmaya devam eder. İllüzyon ve gerçeklik arasındaki çizgi yeniden ortadan kalkar. Piskopos'un söylediği gibi: “Odalarımız sır olmaktan çıktı. Bizi ışığa sürükleyerek incitiyorsunuz.” Müşteriler, Balkon’daki gerçeklikten ve özel alanlarından koptuklarını düşünürler, ancak başından beri içinde bulundukları alan “özel” değildir. Müşterilere öyle gelse de içinde bulundukları odalar mahremiyetten yoksundur, izleyiciler ve Irma tarafından izlenirler. Dışarıdan gelen silah sesleri, genelevin her yanında duyulur, dışarısı ve içerisini ayıran bir duvar yok gibidir.

Öte yandan bulundukları şehirde bir isyan patlak vermiş, onlara “hayal gücüne sahip olmayanlar” diye hitap ediliyor. İsyanı başlatan grup, ikonlardan ve göz boyamacalardan nefret etmelerine rağmen amaçlarına hizmet edecek bir kadın imajı yaratmaya çalışıyorlar. Roger’a göre çatışmanın başarılı olması için savaş çığlıklarının yükselmesi gerekiyor, yani gerçeği çarpıtmaya yer yok ve insanların yaratılan bir imajı takip etmek yerine kendilerini ortaya koymaları gerekiyor. Chantal isyanın yüzü olur, ancak Roger onun “tek boynuzlu at” olduğunu düşünür: Chantal gerçek kimliğinden arınıp isyana yardım eden kadın imajına bürünmüştür. Bu yüzden isyanın kendisi de bir oyun ya da gösteridir, çünkü isyanda rol oynayanlar bir kadın figürü yaratmak için kendi fantezilerinden yararlanırlar. Kadının benliği önemsizdir, yalnızca kriterlere uyması gerekir.

Genet’in oyunu kurumların ve unvanların insanlar tarafından yaratılan illüzyonlar olması fikri ile oynuyor. Belli bir politik sistemi eleştirmiyor, ama inşa edilen tüm sosyal sistemlerin sorunlu temellerine dair bir yorum yapıyor. Bir sistem diğerinin yerine geçiyor ve “isyan” adı altında devam ediyor ve hepsi yanılsamalara dayanıyor. Oyunun sonu bu gerçeğin altını çiziyor: Irma kostüm ve stüdyoları hazır edeceğini söylerken izleyiciye atıfta bulunuyor: “Eve gitmelisiniz. Emin olun, her şey buradan bile daha sahte olacak.” İçeride olanlar dışarıdaki olayların yansıması haline geliyor. Ev özel bir alandır, ancak aynı zamanda toplumun içinde yer alır. Maske takmamızı gerektirir, gerçekle yanılsamaların çatışması oyununu oynatır bize. Tıpkı özel alanla herkese açık alan arasında sıkışıp kalmış Balkon’un mahremiyete sahip olamayan müşterileri gibi. 


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Sönmez Çolak
Harika 👏👏
10:31 AM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR