Bir Hayvan Severin İsyanı: Pokot (İz)
8 Kasım 2018 Sinema

Bir Hayvan Severin İsyanı: Pokot (İz)


Twitter'da Paylaş
0

Bilemiyorum, sadece bitkilerle beslenen insanların yaşadığı bir dünya mümkün müdür...

“Yaşamın en cesur yanı, ölümden nefret etmesidir; bu nefreti silen dinler, aşağılık ve zavallıdır.”1 Canetti yaşamı kutsarken sadece insanı kastetmediğini tahmin edebilirsiniz. Yaşam insanın da içinde var olduğu ve her ne kadar tamamına egemen gibi görünse de ancak bir öğesi olduğu koca bir yeryüzü. Dünya adı verilen bu gezegen de besin zincirinin en üst halkasında bulunanın insan denen tür ya da yaratık olduğunun da bilincindeyim. “Ama biz hangi yüzyılda yaşıyoruz yahu, bunca canlıyı parçalayıp midemize indirmekte neyin nesi!” diyecek kadar da gerçeklikten uzaklaşmış değilim, en azından şimdilik. Keşke diyebilseydim, diyebilseydik. Belki o zaman daha az canavarca yanlarımıza tanık olurduk. Bilemiyorum, sadece bitkilerle beslenen insanların yaşadığı bir dünya mümkün müdür; en azından bugün, bu yüzyılda? Neden olmasın, bekleyelim ve görelim ya da belki de biz değil ancak torunlarımız ya da torunlarımızın torunları bunu başarabilecek. Gelecekte neyin olacağını, zamanın neyi değiştirebileceğini kim bilebilir ki, elimizdeki tüm veriler küçücük ipuçları.

Pokot av hayvanların ve avcıların merkeze alındığı ve doğaya yaşama tutkulu âşık bir kadının bu hayvanları kurtarmak için verdiği mücadelenin filmi. Nefes alabilen herhangi bir canlıyı öldürebilme, öldürme ve öldürdüğüyle poz verip gülümseme, bununla haz alıp böbürlenebilmenin korkunçluğu, sanırım sadece insana özgü bir duygu. Filmi izlerken her karesinde kendimizle ilgili bir şeyler buldum. Ne de olsa hayvanların değerinin sadece tartıda önemsendiği bir ülkede ve bir kültürde yaşıyorum.  Bürokrasinin en tepesine bile gelmiş olsa ya da olabilecek en tutkulu âşık gibi dahi görünse bir hayvanı öldürebilen kişi neden bir insana da zarar vermesin? Neden bir insanı da öldüremesin ki? Bir canlıyı öldürebilen bir insan neden arızalı sakat bir kişiliğe sahip olmasın? Bir Müslüman coğrafyasında bu kadar cinayet işlenmesinde aşırı etçil olmamızın ve kurban adı altında öldürdüğümüz hayvanların bir etkisinin olup olmadığını düşünmeden duramıyorum, ne de olsa sokaklarda bile oluk oluk kan  akar o gün; en azından bu filmden sonra daha da sıklaştı bu düşünce.

Bir dağ evinde yaşayan yaşlı kadın Duszejko’nun yalnızlığı ve feryadı içimi dağladı desem yeridir. “Bir kasapta görmüş olduğunuz et, parçalanmış bir bedenin uzuvları.” “Bugün av mevsimi değil, ama yarın öldürebilirsin.” Hayvanları öldürmenin marifet sanıldığı ve aksini haykıranın deli ya da kaçık olduğunun düşünüldüğü bir kültür. Tanık olduğu cinayetlere isyan eden birisidir Duszejko. Ve hiçbir çabası sonuç veremeyince bu cinayetleri onların yöntemiyle ya da anlayacakları bir dilde durdurmaya çalışan bir feminist. Tanrı’yı dinlerde kaybedip ya da ret edip belki de başka bir vücutta bulan birisi: Doğa. Hayır, Duszejko’nun yöntemini doğru bulduğumu söylemiyorum, en azından bu şekilde, göze göz dişe diş. Yine de onun feryadını bir şekilde hissettiğimi yinelemeliyim.  

Pokot Agnieszka Holland ve Katarzyna Adamik’in yönettiği 2017 Polonya yapımı bir film. Yer yer kurguda aksaklıklar olduğunu kabul ediyorum, ama neticede yapıtın doğallığı ve gerçekliği içinde bunlar o kadar rahatsız edici değil, filme kesinlikle çelme takmıyor. Şunu da söylemeliyim: İyi bir film illaki bol paraya ve bol efektlere ihtiyaç duymayabilir, Pokot filmi bunun en güzel örneği. Ayrıca şunu da eklemeden duramayacağım: Pokot çoluk çocukla, tüm ailece her evde izlenmesi gerekli olan bir film, belki o zaman daha az canavarlaşırız.

Yönetmenler: Agnieszka Holland, Katarzyna Adamik

Senaryo: Agnieszka Holland, Olga Tokarczuk

Oyuncular: Jakub Gierszal, Katarzyna Herman, Andrzej Grabowski

1 Elias Canetti, İnsanın Taşrası, Çev: Ahmet Cemal, Sel.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR