Bireyin İçinde Tutsak Kaldığı Ezeli Hapishane: “İnsanlar Ne Diyecek?”
13 Nisan 2019 Kültür Sanat

Bireyin İçinde Tutsak Kaldığı Ezeli Hapishane: “İnsanlar Ne Diyecek?”


Twitter'da Paylaş
0

Tutsak kaldığımız hapishanenin duvarları bize doğru yaklaştıkça nefes almamız bu orantıda değişecektir.

Hangi sanat yapıtını ele alırsak alalım; temel amaç hiç kuşkusuz kendimizi tanımak, öz-benliğimizin derinine inip anlamaktır. Sözgelimi on dokuzuncu yüzyılda yazılmış bir Rus romanını okurken kendimizi on dokuzuncu yüzyılda hissedebiliriz ve hatta kendimizi dönemin insanlarına ve yapıt içinde anlatılan kırların-doğanın güzelliğine dalgın dalgın bakarken de yakalayabiliriz. Ama neticede buradaki asıl çarpıcı olan şey ya da gerçeklik, kendimizle ve kendi ruhsal dünyamızla ne şekilde ya da ne kadar bağ-yakınlık kurabildiğiyle ilgili olan kısımdır, bu yapıtın bizde bıraktığı etki de bununla birlikte doğru orantılı olarak artar ya da azalır şeklindedir yüksek ihtimalle. Ya da evrenin bir başlangıcının ve sonunun olup olmadığını merak edebiliriz ve hatta bununla özel olarak ilgi duyup zaman da ayırabiliriz, ama buradaki ilginin temel amacı yine de biziz ve buradaki temel gerçeklik, içinde bulunduğumuz küçücük resmi daha net görmemizi ve algılamamızı sağlıyor olmasıdır. Yani diyeceğim o ki hangi sanat yapıtına bakarsak bakalım ipin ucu retinamıza düşen ışıkla ve bu ışığın oranıyla ilgilidir ve bizi de ilgilendiren kısım aslında budur. Elbette ki dünyaya kendi bakış açımızla bakar ve yorumlarız. Tutsak kaldığımız hapishanenin duvarları bize doğru yaklaştıkça nefes almamız bu orantıda değişecektir, daha doğru tabirle güçleşecektir.

Iram Haq’ın 2017 yapımı İnsanlar Ne Diyecek? filminde Pakistan’dan Norveç’e göç etmiş Müslüman bir ailenin on altı yaşındaki Nisha’nın dramına tanık olurken tam da yukarıda bahsi geçen sanat yapıtının daha çok bizim ve bir türlü kurtulamadığımız lanetli yazgımızın da içinde dâhil olduğu resmin netleştirmesi bakımından oldukça önemli olduğu kanısındayım. Hiç kuşkusuz aile dediğimiz yapı dünyanın en uzak ucunda bile olsa aynı ya da benzer kültürden gelen kişilerle iletişim ya da bağ kurmayı sürdürür ve kökenini olabildiğince korumaya çalışır. Aksine aile denen bu kırılması ve delinmesi güç engele rağmen yeni kuşaklar bir şekilde yaşadığı yere daha rahat uyum ve adaptasyon sağlamaya çalışır. Nisha yaşadığı yerle uyum sağlamaya çalışırken, ailesiyle tamamen farklı kültürden gelen erkek arkadaşlarıyla seks yapmayı da düşünebilir, kendi karardır sonuçta, aile ise bu eylemin sonucuyla ortaya çıkabilecek “İnsanlar ne diyecek?” sorunsalıyla bir kaosun içine düştüklerine inanır. Sosyal güvenlik danışmanının Nisha’ya sıklıkla “Sen yanlış bir şey yapmadın” demesi bireyi öncelerken, ailenin ise “İnsanlar ne diyecek?” sözüne öncelik vermesi ve bu önceliklerini şiddetle desteklemeleri birey ile toplum ya da sürü kavramını farklı kültürlerde nasıl işlendiği-görüldüğü ya da yaşandığı durumunu tekrar akla düşürür. Burada hangi kültür veya aile daha kötüdür ya da iyidir demiyorum elbette, diyemem de zaten, ama hangi kültürün bireyi öncelediğini iddia edebilirim ve sanırım bu iddiamda yanılmam da. Köyden kentlere göç eden ailelerin sıklıkla karşılaştıkları sorunlardır bunlar aynı zamanda. Nisha’nın hikâyesini izlerken dramın hızla trajediye doğru yol aldığını sezinleriz, neyse ki babanın acı dolu bakışı bir şekilde trajedinin gerçekleşmesini önler. Ama bizim gerçeğimizde, yaşadığımız ülkede ya da coğrafyada yeni kuşaklarımızın her üyesi birey olma yolunda ilerlerken bu denli şanlı da olmayabilir, olamayacağı da muhakkaktır zaten.

İram Haq’ın filmini izlerken Müslüman toplumların (belki de bireyin değil de toplulukların öncelendiği halklar ya da ülkeler demeliyim) içinde bulunduğu yoksul ve sefil hayatı, asayişten ve güvenlikten sorumlu kişilerin düştükleri yoz ahlakı dehşetle görürüz. Ve maalesef aile gibi kutsal bir kurum dahi olsan, toplumdaki varlığını sürdürmeye çalışırken öz be öz evlatların bile olsa inanıp arka çıkmak yerine onlara ne tür tuzaklar ve zorbalıklar yapılabileceğine burada bir kez daha dehşetle tanık oluruz.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok, Iram Haq’ın nsanlar Ne Diyecek? filmi bireyin değil de ailenin ya da toplumun bekasının korunduğu, bizimki gibi çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkelerde yaşayan insanların resmin neresinde olduğunu parmak ucuyla göstermesi bakımından değerli bir yapıt, izleyip izlememek ya da ders çıkarıp çıkarmamak ise yine bizlere kalmış.         

İnsanlar Ne Diyecek?

Yönetmen: Iram Haq

Senaryo: Iram Haq

Müzik: Lorenz Dangel, Martin Pedersen

Oyuncular: Maria Mozhdah, Adil Hussain, Junnat Zubair rahmani, Ali Arfan, Ekavali Khanna, Rohit Saraf              


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR