Bitmemiş Masal
2 Mayıs 2019 Edebiyat

Bitmemiş Masal


Twitter'da Paylaş
0

Sözcüklerim uzaklara ulaşacak kadar ahenkli olmuşsa, bu, kitapların, bilimin, aklın yolunu takip ettiğim içindir.

Işıklar kapanınca korkuyorum. Ben Virginia, üç yaşımı bir kaç gün önce doldurdum. Henüz sesim içerden kilitli, bunu ben yapmadım, ailem benim için endişeleniyor.

Beraber oyunlar oynadığım kardeşlerim, Adrian, Vanessa ve Thoby çok komikler. Yeşil gözlerime, pembe yanaklarıma bakan abilerim de var. Ama onlardan biraz korkuyorum. Benden çok büyük oldukları için olabilir. Ya da rüyalarımda saçlarımı çektikleri için. Bazen rüyalarımı babama anlatmayı istiyorum. Onun büyük bir kütüphanesi var ve vaktinin çoğunu orada geçirir. Evimizde en gizemli bulduğum odadır orası. Evimiz büyük ve bahçeli. Uzun bacaklarıma rağmen anahtar deliğinden içeriyi görecek kadar büyümemiş olmam çok kötü. Babam beni içeriye davet etmiyor, belki konuşamadığım için, belki de davetsiz girmem gerekiyordur. Şimdilik karar verecek kadar net değilim. Büyüdüğüm zaman net olur muyum? Bilmiyorum.

Konuşmak için uygun zamanı bekliyor ve her şeyi gözlemliyorum. Kelebeklerin kanat çırpmalarını, sahildeki çakıl taşlarının renklerini, bulutların şekillerini…

Aman Tanrım! Martıya benzeyen bir bulut geçti.

Vanessa neden annemle babamı çağırıyor. (Kız kardeşim her yaptığımı abartır.)

“Ginia konuşuyor.”

...

Size söylemeyi unuttum. Ailem bana Ginia ismiyle seslenir. Büyüdüğümde Virginia Woolf olacağımı ve bulutların değişen bütün şekillerini kâğıtlara yazacağımı hissediyorum. Kardeşlerime masallar anlatırım, beni dinlemeyi severler. Bir gün başkalarına, çok uzakta oturan kadınlara, erkeklere ve çocuklara anlatacak bir şeyler yazacağım. Onlar da uykuya dalmadan önce, sabahları uyanır uyanmaz, öğleden sonra ve gece yarıları bile yazdıklarımı okuyacaklar, buna inanıyorum.  

Hatta neler anlattığımla pek ilgilenmeyenler bile, evet onlar da benden haberdar olacaklar. Kardeşlerim daha çok ses tonumu överler. Beni biraz karışık, biraz da öfkeli bulurlar.

Bazı geceler uyuyamıyorum. Neyse ki kitaplar var. Babam okumayı sevdiğim için kütüphanesinin yedek anahtarını bana verdi. Kitaplarla baş başa kaldığımda zaman duruyor. Geçmişe gidiyorum, bugüne geliyorum yetmiyor. Geleceği görmek istiyorum. Başka dillerde yazılmış kitapları ve çok sayfalı kitapları okuduğumu, büyüdüğümü annem göremedi. Babam da uzaklara gidince, bir süre okumaya ve yazmaya ara verdim. Doktorların tavsiyelerini dinledim ve yine Ginia oldum. (Konuşmayan çocuk.)

Annem ve babam uzaklara gitmişti. Üstesinden gelmem gereken bir şey vardı: Yaşam.

Onu sıkıca tutmak ve başkalarına yardım etmek istiyordum.

Bazıları kadınlar için yazdığımı söylüyor. Bazıları da hasta olduğumu. Dikkatleri kelimelerimden uzaklaştırmak için, ilişkilerimi, konuştuklarımı ve rengimi solduran, uykusuz bırakan ruh halimi dillerine doluyorlar.

Çoğu zaman onlara cevap verirken sakin kalmakta zorlanıyorum. Ama romanlarımda yarattığım karakterleri, onları, sakin kelimelerle ifade ederim. Sabahları erkenden uyanıp, yazarım. Öğleden sonraları düzeltmeler yapmak için yazdıklarımı okurum. Yazmak için bir odam ve yeterli param daima oldu. Babam zamanın çoğunu okuyup yazarak geçiren bir entelektüeldi. Buna rağmen erkek kardeşlerim ya da başka erkekler gibi yüksek okullarda eğitim alamadım. Üniversitelerin kapıları sadece erkeklere açıktı. Babamın parası olduğu için özel öğretmenlerden eğitim alabildim.

Yaşadığım ülke İngiltere, eğitim ve daha birçok konuda erkeklere sağladığı avantajları kadınlardan esirgiyordu. Yazmaya başladığımda bu durumdan rahatsızlık duymayanları ifşa etmeye başladım.

Adil olmayan bir oyunda rekabetin mümkün olamayacağını, yaşamın rengini yitireceğini söyledim. Söylediklerimin ciddiye alınması için iyi tasarlanmış kurgular ve yeni yöntemler denedim. Bu riskliydi. Yine de hem varlığımı hem de yazdıklarımı göz önünde tutmayı başardım. Kimileri yöntemlerimin derinliğini sorgulamak yerine yaşamış olduğum buhranları dile getiriyordu. Yaklaşan savaş sinirlerimi allak bullak ediyordu. Tarihin her döneminde sözlerinin alkışlanmasına alışmış olan erkekler, ki alkış çalanlar arasında mutfak ve yatak odalarında yalnızlığı biriktirmekle terbiye edilmiş kadınlar da vardı, sıra beklemeden konuşmayı istiyor olmamı hoş karşılamadılar. Nezaket kurallarının ve suskunluğun öğretilmediği biri değildim.

Konuşacak bir şeyler vardı. Ama çoğu erkek bunları kadınlarla konuşmaya yanaşmıyordu. Tarih bunun kanıtlarıyla doluydu. Biyografiler, romanlar, denemeler okuyor, notlar alıyordum.

Saatlerce, günlerce, yıllarca çalıştım, çok çalıştım.

Sözcüklerim uzaklara ulaşacak kadar ahenkli olmuşsa, bu, kitapların, bilimin, aklın yolunu takip ettiğim içindir.

Bunun hâlâ bir kadın başarısı olarak değerlendirilmesi ve kelimelerime biçilen tanımların cinsimle anılması, cebimdeki taşları bile rahatsız ediyor. Başarılı bir yazarın, erkeklerden bahsediyorum, ismini anarken cinsiyet ifadesi kullanmamaya özen gösteren dilinizi eğitmeniz gerektiğini düşünüyorum. Burda suyun içinde şişmiş olan göğsüm henüz patlamadı. Biliyorum oyunu kurallarına göre oynamaya yanaşmayacaksınız. Çünkü bahisleri yükselten tarafta olacağım.

Luisa Antolin Villota, Virginia Woolf: Görünmeyenin Yazarı, Çevirmen: Kemal Atakay, Elma Yayınevi 

Metne eşlik eden Virginia Woolf kitapları şunlardır:

Bir Yazarın Güncesi / İletişim / Çevirmen Fatih Özgüven

Mrs. Dalloway / İletişim/ Çevirmen / Tomris Uyar

Üç Gine / İletişim / Çevirmen İlknur Güzel

Kendine Ait Bir Oda / İletişim / Çevirmen / Suğra öncü

Deniz Feneri / Altıkırkbeş Yayın / Çevirmen / mit Nar

Orlando / Kırmızı Kedi / Çevirmen / İlknur Özdemir Dışa yolculuk /  Kırmızı Kedi / Çevirmen İlknur Özdemir

Dalgalar / Kırmızı Kedi / Çevirmen / İlknur Özdemir


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR