Bunca Derdin Arasında Kitap Okuyacak Kafa mı Kalıyor İnsanda?
18 Mayıs 2019 Kültür Sanat Hayat

Bunca Derdin Arasında Kitap Okuyacak Kafa mı Kalıyor İnsanda?


Twitter'da Paylaş
0

Yani herhangi bir şey, edebiyat mesela, kurtaramaz mı bizi?

Dünya bir nefret bataklığında debeleniyor. Asırlardır. Bıkmadan. Usanmadan. Yorulmadan. Yorulmadan? Hayır hayır, artık yorulduğu muhakkak. Yeryüzünün bu nefretten, kinden, tahammülsüzlükten yorulduğu aşikâr. Artık ne kuşlar eskisi gibi neşeyle cıvıldaşıyor, ne çiçeklerin kokusu keskin, ne meyveler yeterince lezzetli, ne de insanlar keyifli. Yeryüzü yorgun. Toprak, bombalarca delinmekten, siperlerce kazılmaktan, alevlerce yanmaktan yoruldu, küsmek üzere. Neden? Yani bu bitmek bilmeyen kavga, neden?

Paylaşılamayan şeyler olduğunu biliyoruz. İster fıtrat diyelim adına, ister şartlanma; insanların bir şeyleri paylaşamadığını biliyoruz. Ama kişiler arası itilaflar, böylesi büyük bir kavganın müsebbibi olabilir mi? Hangi bireysel anlaşmazlık konvansiyonel silahların kullanılmasına kadar vardırır işi? Demek ki mesele bir şeylerin paylaşılamaması değil, paylaştırılmaması. Birileri, sadece bireylerin değil, bir araya gelerek oluşturdukları kitlelerin anlaşamamasını istiyor. Bu kitlelerin zihinleri ideolojik tutkallarla birbirlerine yapıştırılsın ve bir kütle halinde bataklığa atlasınlar isteniyor. Girdiği bataklıkta karşısında kim olduğunu, neden olduğunu, ne dediğini duymadan, bilmeden, düşünmeden dövüşsünler isteniyor.

Peki bu kaçınılmaz bir tuzak mı? Yani herhangi bir şey, edebiyat mesela, kurtaramaz mı bizi? Jack London’ın Martin Eden’ından, “İnsan denen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük, Ruth’da da vardı” diye bir bölüm okuduğumuzda, yalnızca Ruth’u mu yargılarız, yoksa bir an olsun kendimizi de sorgular mıyız? Ya da Alain Robbe-Grillet’nin Yeni Roman’ında yaptığı, "Herkes dünyadan, kendi gördüğü şekilde söz ediyor, ama kimse onu aynı biçimde görmüyor” tespiti, empatiye ilişkin bir kıvılcım yaratmaz mı ruhumuzda? Onu da geçtim, Medarı Maişet Motoru’nda, "İnsanın en fenasında bir iyi tarafın bulunduğunu biliyoruz. Biz o iyi tarafı bulmaya, ondan istifade etmeye mahkûmuz, mecburuz" diyen Sait Faik’in de hiç hatIrı olmaz mı üstümüzde? Ya, "Nefret etmek için değil, sevmek için yaratıldım" diyen Sophokles’in Antigone’si?

“Hayır!” diyebilirsiniz. “İnsan bencil bir varlıktır, yalnız kendini düşünür, kendi çıkarı için yaşar,” diyebilirsiniz. Nurullah Ataç da sizin gibi düşünüyor. Ama bir de ilave yapıyor, "Düşe Çağrı" başlıklı yazısında: "İnsanoğlu, çoğu bencildir, yalnız kendine ilgilenir, kendi kendisiyle uğraşır da başkalarının gerçekliğini kavrıyamaz. Benliğimiz içine kapanır kalırız. Bu kabuğu, dışarıya değmemize, yani temas etmemize bırakmıyan bu benlik kabuğunu ancak edebiyat, gerçekçi edebiyat kırabilir. Hani şiir okumağı, hikâye okumağı boş bir iş sayıp da kendilerine yakıştıramıyan kimseler vardır, siz onlar arasında başkalarını anlıyan, başkalarının dertlerine, kaygılarına ortak olan birini gördünüz mü hiç?"

Bir an olsun durup düşünsek, ama önyargıları, bahaneleri bir kenara koyup düşünsek. Edebiyat okumak bir kıvılcım yaratacak, sonra o kıvılcım yavaş yavaş büyüyecek, koca bir ateş olacak ve bataklığı kurutacak olsa, bunu denemeye değmez mi? Efendim? Pardon, duyamadım, biraz daha yüksek sesle söyleyebilir misiniz? Evet evet, şimdi işittim. "Bunca derdin arasında kitap okuyacak kafa mı kalıyor insanda?" diyorsunuz. Zaten onun için okuyacaksınız ya güzel kardeşim. Okuyacaksınız ki anlayacaksınız, dünyadaki tek ve en büyük dertlinin siz olmadığınızı, dünyanın dert içinde döndüğünü. Okuyacaksınız ki, hafifleyesiniz. Okuyacaksınız ki, ötekini anlayabilesiniz. Dünyanın ak ile karadan ibaret olmadığını, ikisi arasında milyonlarca tonda renk olduğunu görebilesiniz. Derdin de, dermanın da insanda, hayvanda, çiçekte, doğada, havada, suda olduğunu idrak edebilesiniz. Değil mi ama?


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR