Burçların Geldiği Takım Yıldızları ve Mitolojideki Hikâyeleri

Burçların Geldiği Takım Yıldızları ve Mitolojideki Hikâyeleri


Twitter'da Paylaş
0

Baştanrı Zeus, güzel Europa’yı (Avrupa) kaçırmadan önce, altın boynuzlu, öfkeli bir boğa olarak göklerde dolaşacaktır.

Özellikle yaz aylarında, yıldızları seyretmenin tadı bir başkadır. Gelgelelim, bugün hâlâ takip edilen ve birçok taraftarı olan burçların çıktığı yer ise yine gökyüzüdür. Bu yazıda, kökenini takımyıldızlarından alan burçların gökyüzünde neye tekabül ettiğini, mitolojide nasıl hikâyelere ev sahipliği yaptığını ve astrolojinin astronomiden nasıl ayrıldığını sizler için derledik.

Burçlar Kuşağı

İkizler, Yengeç, Aslan ve Başak takımyıldızlarının hepsi, Ekliptik olarak da bilinen "Tutulum Çemberi" üzerinde, yani gökyüzünde aynı dairesel hat boyunca uzanırlar. Bu hat, Dünya’nın Güneş çevresindeki yörüngesinin oluşturduğu düzlemin gökküre üzerine olan izdüşümünü belirler. Güneş çevresindeki bütün gezegenler yaklaşık olarak Tutulum Çemberi düzleminde bulunurlar. Güneş, bir yıl süresince her birinde yaklaşık bir ay kadar misafir kalarak şu takımyıldızlarını dolaşır: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yılancı, Yay, Oğlak, Kova, Balıklar. Bu takımyıldızlar, Burçlar Kuşağı ya da Zodyak Takımyıldızları olarak bilinir (bu listedeki Yılancı Takımyıldızı, geleneksel burçlar kuşağı listelerinde bulunmaz; Güneş’in bu burçta geçirdiği süreler Akrep burcunda sayılır.)

Yaygın olarak kullanıldığı şekliyle, doğum tarihimizde Güneş’in içinde bulunduğu burç “bizim burcumuz” olur. Doğum sırasında burçların, yıldız ve gezegen konumlarının insanların yaşamları ve kişilikleri üzerinde etkili olduğu şeklinde yaygın olarak günümüze kadar gelmiş olan ve Astroloji olarak da bilinen görüş ve inançlar yığınının bilimsel hiçbir dayanağı yoktur. Özetle şu kadarını söyleyelim: Gezegenler ve yıldızlar bizden o kadar uzaktadırlar ki, yakınımızdaki eşya ve insanların bizim üzerimizdeki her anlamdaki etkileri bunlardan fazladır. Örneğin, 1 km ötedeki bir taşıtın, bizim üzerimize uyguladığı çekim kuvveti bile, yakın yıldızlardan sayılabilecek Kutup Yıldızı’nın etkisinden defalarca kez fazladır.

Peki Astroloji Nasıl Ortaya Çıktı?

Binlerce yıl önce yaşayan atalarımız için dünyamızdaki çeşitli olaylar, birtakım üstün güçlere veya tanrılara bağlanıyordu. Açlık ve savaş, hastalıklar, depremler ve seller, Ay ve Güneş tutulmaları... Hepsi, her şey ilahların kontrolünde oluşuyorlardı. Zamanla, önemli tanrılar olarak Güneş, Ay ve gözle görülebilir beş gezegen olan Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn ön plana geçtiler. Çünkü bunlar diğer gökcisimlerinden –yıldızlardan– farklı görünüyorlar ve gökyüzünde sürekli yer değiştiriyorlardı. Bunu farkeden ilk gözlemcilerin uğraş ve görüşleri, zamanla adına astroloji dediğimiz, gök cisimlerinin konumları ve göksel olaylarla, yeryüzünde ve daha çok da gözlemcilerin çevresinde olan olaylar arasında “ilahi” ilişkiler aramaya dönüştü. Aynı gözlemcilerin astronomiye de kaynaklık ettiğini ve yıldızlar hakkındaki bazı bilgilerin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağladığını da belirtmeliyiz.

Ve Astronomiyle Astrolojinin Yolları Ayrılır

Aslında birkaç yüzyıl öncesine kadar astronomi çoğunlukla astrolojiye hizmet veren bir uğraş alanıydı ve astronomlar geçimleri için aynı zamanda astroloji ile uğraşıyorlar, eski Babil’den (yani M.Ö. 2000 yıllarından) beri yapılan hassas ve sürekli astronomik gözlemler birikimini, Tanrıların istek ve olaylar hakkındaki kararlarını yorumlamak için kullanıyorlardı.

17. yüzyıldan itibaren ise Galileo, Copernicus, Tycho Brahe, Kepler, Newton gibi bilim adamları ve gözlemcilerin, gökcisimlerinin hareketlerini büyük ölçüde anlayıp açıklayabilmelerini takip eden yıllarda, astronomi ile astroloji birbirinden ayrıldı ve gerçek bilimciler gök cisimlerini yöneten yasaların insanlararası ilişkilerle hiçbir ilgisi olmadığını ortaya çıkardılar.

Günümüzde aşina olduğumuz bazı burçlar ve onların takımyıldızlarının hikâyeleri:

Yay

Yay Takımyıldızı içerisinde iki yıldız grubu vardır. Bu gruplar tüm takımyıldıza göre çok daha kolay gözlenirler. Yay’ın yıldızlarının görünümü İlkçağ insanlarına mitolojideki “Yay Çeken Centaurus (Sentaur)”u, yani efsanevi İnsan Başlı At’ı düşündürmüş olmalı.

Akrep

Akrep, Avcı (Orion) Takımyıldızı’nın tam karşısında yer alır ve gökyüzünde geniş bir yer kaplar. Mitolojiye göre, Avcı ve Akrep arasında eski bir düşmanlık vardır. Akrep, Tanrıların kraliçesi Juno tarafından, Avcı’nın kendini beğenmişliğinden ötürü onu sokarak cezalandırması için gönderilmiş, ancak yaptıkları savaşta Avcı tarafından mağlup edilerek uzaklara fırlatılmıştır.

Mezopotamyalı Akkadlar’dan beri, burçtaki şeklin Akrep olduğu konusunda değişik kültürler arasında birlik söz konusudur. Eski Türkler’de de bu burcun Kuyruklu veya bazen de Uzun Kuyruklu olarak bilinir.

Yılancı

Bazen 13. burç olarak da kabul edilen, fakat Zodyak’taki yerinden genellikle Akrep Burcu lehine ‘feragat ettirilen’ Yılancı burcu, halen Güneş’in 30 Kasım-17 Aralık tarihleri arasında içinde bulunduğu takımyıldızıdır. Eski metinlerde, elinde yılan tutan bir tıp adamı şeklinde resmedilmektedir. Mitolojiye göre Apollon’un oğlu olan Asclepius, bir gün bir yılan öldürür fakat ikinci bir yılan gelerek ölü yılanı bazı bitkilerle tedavi eder. Tıp biliminin işsreti yılanların bu efsaneden kaynaklandığı söylenir. Bu şekilde bitkilerin gücünü öğrenen Asclepius’un tıbbi yetenekleri çok gelişir, hatta ölüleri diriltmeyi öğrenir. Bu ise ölüler tanrısı Hades’i telaşlandırır. Hades, kardeşi Zeus’tan Asclepius’u öldürtmesini ister. Zeus bunu kabul eder fakat Asclepius yılanları ile birlikte gökyüzündeki yerini alır. Asclepius’un İslam dünyasına Lokman Hekim olarak geçmiş olduğu söylenir. Tıbbın babası Hippokrates de Asclepius’un torunu kabul edilir.

Terazi

Güneş, Terazi burcuna 23 Eylül civarında, yani gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu tarihte girerek, burcun Arapça adı olan Mizan (denge) görevini de yerine getirmiş olur. Takımyılıdızıyla ilgili tarihsel kayıtlarda, ilk kez M.Ö. 43’te Trazi burucnda görülen kuyruklu yıldız, Roma’da Sezar’ın öldürülüşünün habercisi olarak kabul edilmiştir. 575 yıl periyotlu bu kuyruklu yıldızın, M.S. 531, 1106 ve 1680 yılı ziyaretlerine ait de güvenilir kayıtlar vardır. Bu ziyaretlerde aynı kuyruklu yıldızın haber verdiği “haberlerin” olumsuz niteliği konusunda, gökbilimcilerden önemli iddialar nedense gelmemiştir.

Terazi Takımyıldızı, Batı ve İslam kaynakları yanı sıra Hint ve Çin kaynaklarında da “Terazi” anlamında isimlendirilmiştir. Mesela, Hintçe kutsal metinlerde Tulâ, Çin’de ise Tieu Ching (göksel terazi) adları bu burç için kullanılmıştır. Yahudiler de burca Moznayim (kollu terazi) adını vermişlerdir.

Kova

En eski burçlardan biri olan Kova, çevresindeki Balıklar, Balina, Yunus ve Irmak gibi suya ilişkin takımyıldızlarının arasındadır. Bazen bir kaptan su dökmekte olan bir genç olarak da temsil edilen takımyıldızı, bir efsaneye göre Zeus’un Tanrılara içecek sunmak üzere kaçırdığı genç çoban Ganymed olarak bilinir.

Boğa

Tarihsel olarak Boğa da en eski tanımlanmış burçlardan biridir. Mısırlıların kutsal Apis’leri, Eskiçağ’da Girit’in Minotur’ları, İsraillilerin Altın İnek’leri gökyüzünde hep aynı takımyıldızına işaret ederler. Baştanrı Zeus, güzel Europa’yı (Avrupa) kaçırmadan önce, altın boynuzlu, öfkeli bir boğa olarak göklerde dolaşacaktır.

Boğa Takımyıldızı, Süreyya veya Ülker olarak da bilinen Pleiades kümesini de içerir. Ülker Kümesi’ndeki parlak yıldızlar, Eski Grek Mitolojisi’nde Atlas ve kızları Alycone, Merope, Elektra, Asterope, Celaeno, Maia ve Taygeta ile eşi Pleione’den gelir. Efsanede, Zeus Titanlarla olan savaşında, zaferi kazandıktan sonra savaşta karşı tarafı tutan Atlas’ı yeri ve gökleri sırtında taşımaya mahkûm etmiş; giderek yeryüzü ve gökyüzü haritalarını içeren kitaplar, bu nedenle Atlas diye isimlendirilir olmuştur.

Ülker’in görünen yıldızları Yedi Kızkardeşler olarak bilinir ve Doğulu ve Batılı birçok şair eserlerinde bu yıldız kümesine atıflarda bulunmuştur. Bunlar arasında Homeros, Ömer Hayyam, Hafız, Sadi, Milto ve daha nicesi sayılabilir. Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri şiirinde geçen “yedi kandilli Süreyya” da Ülker olmalıdır.

İkizler

İkizler de mitoloji ve folklorda geniş yer almış yıldız gruplarındandır. Mitolojiye göre Tanrı Jüpiter biri ölümsüz (Pollux) diğeri ölümlü (Castor) iki gencin yeryüzündeki örnek dostluk ve sevgilerinin sonsuza dek sürmesi için bu gençlere gökyüzünde yer açmış. Daha başka kültürlerde bu çift yıldızın, Adem ve Havva dahil çeşitli ikizlere veya çiftlere yakıştırıldığını görüyoruz.

Başak

Bu burçla ilgili eski bir efsaneye göre saflık ve güzellik sembolü genç Erigone, babası İcarus’un ölümü üzerine onun acısına dayanamaz ve canına kıyar; ancak Tanrılar babayı Çoban, buğday başakları taşıyan güzel Erigone’yi Virgo (Genç Kız) ve onun sevgili köpeğini, gökyüzünün en parlak yıldızı olan Sirius olarak göklerdeki yerine yükseltirler. Eski Türk metinlerinde, Uluğ Bey’in tanımlarında ise Başak, Salkım olarak geçmektedir.

Derleyen & Hazırlayan: M. Gizem Erkol

(Kaynak: Gökyüzünü Tanıyalım, M.Emin Özel, Talat Saygaç, Tübitak, 1998)

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR