Chaucer’ın Hayatını Değiştiren Seyahat

Chaucer’ın Hayatını Değiştiren Seyahat


Twitter'da Paylaş
0

Chaucer zamanının en acımasız ve korkulu hükümdarlarının himayesinde değişime uğrayan edebi ve kültürel bilgileri Milano ve Pavia’da kazandı. Dante ve Boccaccio’nun şiirleri Chaucer'ın en büyük ilham kaynağı oldu.

Geoffrey Chaucer 28 Mayıs 1378’de Milano’ya gitmek için yola çıktı. Her gün ona para ödendiğine dair tutanak tutulduğu için tam tamına 115 gün boyunca Londra’dan ayrı kaldığı biliniyor. Şövalye Sör Edward de Berkeley ile birlikte seyahat etti. Adından belli olduğu üzere üst düzey şövalyelerden biri olan Edward onlara verilen görevin lideriydi, dokuz atlı ona görevinde eşlik ediyordu. Chaucer’a ise dört atlı eşlik ediyordu ve ona verilen para Edward’a verilenin üçte ikisiydi. Chaucer bu on altı kişilik grubun delegesiydi. Berkeley ve Chaucer elçiliğin seçilmiş üyelerindendi. Bu nedenle Chaucer önemli bir yere sahipti ve içinde Flanders, Paris, Montreal ve Fransa’nın bazı bölgelerinin yer aldığı birçok yolculuğa gönderildi.

Ford Madox Brown, Chaucer III. Edward'ın Sarayında (1856-68)

Kayıtlara göre kaç seyahate katıldığı ve yolculuklarının süresi net olmamakla birlikte yolculukların sayıca fazla olduğu, Fransa ile olası anlaşmalara ve evlilik ittifaklarına yol açtığı biliniyor. 1373 yılında gerçekleşen İtalya’ya ilk gezisi, anlaşma müzakerelerine aşina olması ve İtalyanca bilgisi onu Milano gezisi için özellikle uygun kılan özelliklerindendi. Pasaporta tekabül eden “koruma mektuplarını” aldı, Avukat John Gower ve Richard Forrester’a vekalet verdi. Böylece uzaktayken kendisine dava açılması durumunda onu temsil edebileceklerdi. Gümrükte onun yerine çalışsın diye bir milletvekili görevlendirildi. Berkeley ve Chauce hem “Barnabo dominum de Mellan” (Milano Efendisi Bernabo Visconti) hem de “Johannk de Haukewode” (Bernabo’nun damadı İngiliz paralı asker John Johnkkwood) ile anlaşmaları için İtalya'ya gönderildiler.

O zamanlar İtalya’ya giden işlek yollar vardı. Chaucer’ın grubu bu yolları kullandı, Alpleri geçerek Lombardiya’ya vardılar. Londra’dan Milano’ya gitmek yaklaşık bir ay kadar zamanlarını alacaktı. Chaucer otuzlu yaşlarının ortasındaydı, iklim açısından yılın mükemmel zamanında seyahat ediyordu. Bu nedenle yolculuğun zor olacağını düşünmek için hiçbir sebebi yoktu. Bu yolculuk ne zorlu ne de heyecanlı bir yolculuktu. Belki de grup üyeleri zaman geçirmek için birbirlerine hikâyeler anlatmaya başlamıştı.

Chaucer büyük olasılıkla haziran sonu ya da temmuz başında Milano’ya vardı ve ağustos ortasına kadar Lombardiya’da kaldı. Görev yeri Milano olasına rağmen Pavia’yı ziyaret etti. Pavia, İtalyan şair Petrarch ile yakından ilişkili Galeazzo Visconti'nin evi ve hayranlık uyandıran Visconti kalesinde büyük bir kütüphanenin bulunduğu yerdi. Chaucer olağanüstü bir zamanda Lombardiya'ya gelmişti.

Papa VI. Urban Nisan’da seçilmişti, ancak kardinaller onu seçtiklerine çok pişman oldular. Chaucer hâlâ Lombardiya’dayken seçimi geçersiz kıldılar. Chaucer’ın İngiltere’ye dönmesinden bir gün sonra rakip Papa VII. Clement seçildi. Aynı zamanda Galeazzo Visconti, 4 Ağustos'ta Pavia'da öldüğünde Chaucer da Lombardiya'daydı. Kardeşi Bernabo ile ortaklaşa hüküm sürmüştü. Kardeşinin ölümü Bernabo’nun daha fazla söz sahibi olmasını sağladı, ancak Galeazzo’nun oğlu Giangaleazzo askeri darbeyle onu yerinden etti. Kaderin bu acımasız cilvesi Canterbury Hikâyeleri’nde yer alan "Keşişin Hikâyesi"nde ölümsüzleştirildi.

1370’lerin Milanosu çeşitli sanatsal forma ve yeniliklere ev sahipliği yapıyordu. Visconti kardeşlerin yaşadığı iki büyük saray tarafından çevrelenmişti. Galeazzo’nun sarayı hâlâ ayakta, müzelere ev sahipliği yapıyor. Bernabo’nunkisi ise Visconti Kilisesi San Giovanni ile birlikte yok oldu. 14. yüzyılda Visconti kardeşler rakip sarayları büyük bir şevkle inşa ettiler. Visconti imajını geliştirmek için sanat ve kültürün gücünden faydalandılar. Chaucer oradayken San Giovanni Kilisesi kocaman bir at süren Bernabo heykelini henüz ele geçirmişti. Bu son derece rahatsız edici bir heykel. Wallace bir tartışmasında onun erkek egemenliğini yücelten yönünü ele aldı: Güç ve Adalet figürleri kadın olarak tasvir ediliyor ve bu figürler normalde Bernabo’yu desteklemesi gerekirken boyut olarak oldukça küçükler. Bernabo’nun kılıcı Güç’ün yanına sarkıyor, hepsi onun kontrolü altında. Tarafsız bir adaleti değil kendi adalet fikrini teşvik eden bir lidere şahit oluyoruz.

Bonino da Campione, Atlı Bernabo Visconti Heykeli

Heykel aynı zamanda Visconti’nin sanat ve kültüre olan ilgisini temsil ediyor. Zamanının en beğenilen usta heykeltıraşı Bonino da Campione tarafından yapıldı. Campione ve takipçileri natüralizmin ağır bastığı yeni bir tarza öncelik ettiler. Chaucer şehrin kapılarına yaklaştığında kentin tarihini anlatan ve sanatla hikâyeler söyleyen eski oymalar gördü. Milano ve Pavia’da her yeri sanatsal ve mimari eserler kaplıyordu. Kültürel faaliyetler de bir o kadar yaygındı. Pavia Üniversitesi 1361 yılında İmparator IV. Charles tarafından kuruldu.

Edebiyata olan ilgiyi ise Petrarch’ın Visconti rejimindeki rolüne bakarak anlayabiliriz. Petrarch’ın işi, çalışmalarına kendini adaması için ona yeterli zamanı verdi, ancak Boccaccio gibi çağdaşı olan yazarların gözünü korkutan bir makamdı çünkü hükümdarlarla muhatap olmasını gerektiriyordu. Petrarch kültürel açıdan çok önemli bir figürdü. Üretken bir şairdi, hümanist eğitimi destekliyordu. Yunan kültürüne olan ilgiyi teşvik etmek için 1354’te Bizans Büyükelçisi’nden İlyada’yı içeren bir el yazması aldı. 1369’da kâtibi Giovanni Malpaghini, İlyada ve Odysseia'nin Latince tercümesini kopyalattı. Latince klasik metinler üreten bir atölyenin işletmesini yaptı. Daha sonraları Giangaleazzo Visconti'nin eline geçen kütüphanesi çok genişti. Visconti kardeşler de Milan ve Pavia'da etkileyici kütüphaneler inşa ettiler.

Boccaccio, Petrarca ve Dante, Uffizi, Floransa

Çalışmalar Chaucer’ın İngiltere’de bulunmayan eserlere burada ulaştığını söylüyor. 1380’lerde yazdığı şiirlerinde İngiltere’de kimsenin sahip olmadığı Boccaccio’nun şiirine dair kapsamlı bilgiye sahip olduğu görülüyor. 1426 yılına ait kayıtlarda Chaucer’ın okuduğu adı geçen kitapların yazarları şöyle: Virgil, Ovid, Aziz Jerome, Macrobius, Aziz Augustine, Boethius, Dante ve Petrarch. Milano’da Fransızca’ya çevrilmiş çok sayıda metin de yer almaktaydı. Dante’nin burada delege olarak bulunması onu Visconti’nin gözünde değerli kılıyordu. Böylelikle ona türlü armağanlar verdi. Bu armağanların arasında kitaplar, kitapların kopyalarının çıkartılması ve kütüphanelerine giriş izni de bulunuyordu. Ayrıca o dönemde Pavia’da birçok kâtip bulunuyordu ve Chaucer büyük olasılıkla kitapların kopyalarını çıkartılmasını talep edip Teseida ve Filostrato gibi eseleri yanında götürdü.

İlk eserlerinden Düşesin Kitabı haricindeki uzun şiirlerinde İtalyan şiirine atıfta bulundu ve İtalyan edebiyatı Chaucer’ın yazım tarzını büyük ölçüde etkiledi. Bu Fransız ve Latin kaynaklarından yararlanmadığı anlamına gelmiyor. İtalyan asıllı eserlerin büyük bir kısmını bu dillerde okudu. Ancak, Chaucer’ın başlıca ilham kaynağı Dante ve Boccaccio oldu. Chaucer’ın eserlerinde Dante’nin şiir teorileriyle oynadığını görüyoruz. Decameron ile tanıştıktan sonra Palamon ve Arktik’in hikâyesinden Troilus ve Criseyde’a birçok eserinde masal türünden faydalandığına şahit oluyoruz. Şiir ölçüsünde yaptığı denemelerde yine İtalyan etkisi seziliyor. Fransız şiiri on heceleri satırlar içerirken, tonlama üzerinde daha çok duran İtalyan on bir heceli satırlar Chaucer’ın icat ettiği ölçüye daha yakındı. Boccaccio’nun eserleriyle tanışana kadar bu ölçüyü keşfetmemesine dikkat çekilmeli. Pentametreyi kullanan şiirleri Boccaccio’nun Teseida’sından esinlenir. Şiirsel açıdan İtalya’ya yaptığı seyahat son derece verimli oldu. Yenilikçi edebiyatla tanışmasına vesile olmakla beraber şairin yaratıcılığını artırdı. Siyasi açıdan ise görüldüğü üzere bu gezi son derece problemliydi.

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Lithub)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR