Çilekeş Yoksulun Yazarı: Yu Hua
9 Ekim 2018 Edebiyat

Çilekeş Yoksulun Yazarı: Yu Hua


Twitter'da Paylaş
0

Hayat zaman içerisinde en sefil olanı bile birer bilgeye dönüştürmüştür nasıl olsa.

Zekice yazılmış eserler bizi sarsar, hatta okurun bilincinde sıçramalar yapar, buna itirazım yok. Fakat kabul etmelisiniz ki bu zekice dokunuşlar bazı yapıtlarda bir süre sonra zihni tırmalayan pençelere dönüşebilme ihtimalini de içinde barındırır. Yazar zekâsının büyüklüğünü o kadar göstere göstere göz bebeğimizin içine sokar ki, bu yapıt dünyanın en muhteşem eserlerinden biri dahi olmuş olsa ona katlanmak bazen mümkün olmayabiliyor. Bu türdeki eserlere günümüzde fazlasıyla rastlanıyor, adacıklar halindeki felsefe kırıntıları romanda diz boyu, bu yönü  romanın belki yirmide biri. Okurken zorlanırım çoğu defa, çünkü yazar zekâsıyla okuru küçümsediğini o kadar belli ederler ki, benim gibi sıradan bir okur için bu durum bir süreden sonra katlanılmaz olur. Elbette ki bu tür eserleri ve yazarını değerli kılan özelliklerin başındadır zekâ ve muhtemeldir ki benim gibi orta sınıf zekâlıları elemek için taktik dahi uygulamış olabilir, tabii bu da başka bir sayfa. Yine de söylemeden geçemeyeceğim, hiçbir artı neden bu türdeki eserleri bana sevdirmeye gücü yetmedi, en azından şimdilik, tabii bu onu okumadığım ve varsa bir büyüklüğü bunun farkında olmadığımın anlamına gelmemeli.

Oysa başka türlü eserler var ki, onu anlamak için bulmaca çözücü ya da satranç şampiyonu olmaya hiç gerek yok. Kitabı elinize alır okursunuz, belki yanı başınızdaki sehpanın üstünde yudumladığınız bir bardak çay olur ya da bir fincan kahve, hepsi bu kadar. Sözcükler sıradandır, cümleler de öyle. Karşınızda dedeniz, neneniz ya da yaşlı bir büyüğünüz oturmuş gibi hissedersiniz, ağzından dökülen hikâyelere kapılırsınız, içtendirler ve saf. Arada yüzünüze gülümser, acının ve yaşanmışlığın izleri yüzlerinde kıvrım kıvrım belli olur. Sevmeye başlarsınız, zorbalıklarını bile hor görmez mesafeli yaklaşırsınız. Hayat zaman içerisinde en sefil olanı bile birer bilgeye dönüştürmüştür nasıl olsa. Metni anlamak için çevredeki her türlü dikkat dağıtıcıyı ortadan kaldırmak da gerekli değildir ayrıca. Zira hikâyenin insan kokan yanı sizi çoktan içine çekmiştir, belki de insan o kadar da karmaşık bir varlık değildir, aksine yalındır. İşte tam da o zaman anlarsınız yalınlığın aslında büyüklük demek olduğunu, en azından roman ya da hikâye için durum bu.

Çin asıllı yazar Yu Hua’nın Yaşamak romanını okumuş olanlar neyden bahsettiğimi anlamıştır. Bir gezgin, tarlada çalışmakta olan yaşlı bir adama rastlar ve hikâye de orada başlar. Peki kimin hikâyesi, dünya var olduğundan beri yaşamaya çalışan çilekeş yoksulun hikâyesi.

Yaşamak romanı dekor olarak Fugui adında sefil bir adamın umursamazlıkları ve ailesinin başına getirdiği belaları anlatıyor gibi görünse de, temelde bu roman bir dönemin Çin taşrasını ve insanın yaşamak için nelere ve hangi zorluklara katlanabileceğini gösteren nadide bir eser. Devrim öncesi feodaller halkı nasıl sömürdüğünü ve devrim sonrası atanan valilerin de benzer şekilde vücutlarındaki kalan kanı çekmekten başka bir şey yapmadığını azar azar okurun gözüne sokar.

Yu Hua’nın Yaşamak romanında yoksulluk bir hayat şeklidir âdeta, yoksulluktan kurtulmaya çalışmak ise kazanda demir eritmekten daha zordur.

Fugui’nin peş peşe yaptığı hatalar ve hayatın zor koşulları bu bahtsız adamı peşinden sürüklerken Fugui’nin temas ettiği insanların nasıl birer çilekeşe döndüklerini ve bu hayat yolunda nasıl döküldüklerine tanık oluruz, tabii içimiz acıyarak. Jiazhen’in hikâyesi ise ayrı bir konudur bu romanda, kadın olmanın başka bir boyutu, başka bir çilesi, zorluğu…

Yaşamak romanının son sayfasına gelindiğinde, okur elinde tuttuğu yapıtın sadece bir dönemim Çin taşrasını anlatmadığını bariz bir biçimde fark eder. Bu eserde sarf edilen her sözcüğün aslında insanı ve insanın en acınası hallerini, küçücük umutlarını göstermeye çalıştığını anlar.  Ve ayrıca bu çilekeş insan denilen varlığın karnını doyurmak için daha ne zamana kadar böyle bin bir türlü zorluklara katlanacağı sorusunu da sorar. En azından kendi küçük taşramda ben bu soruyu bir kez daha sordum.

Yu HuaYaşamak, Çeviri: Bahar Kılıç, Jaguar Kitap


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR