Çiyil Kurtuluş'un "Andaç" Öyküsü Hakkında
24 Ekim 2018 Öykü Yazıları

Çiyil Kurtuluş'un "Andaç" Öyküsü Hakkında


Twitter'da Paylaş
0

Bulmacadaki bilinmeyen sözcükten hareketle ilerleyen diyaloglar, öykü kişileri hakkında yeni ayrıntılar öğrenmemizi sağlar.

Kasırga ve Yabanmersinleri’nin ilk öyküsü olan "Andaç"ın girişinde Murat ve eşi vedalaşmak üzere istasyondadır. Farklı yerlerde yaşayarak ilişkilerinde mola vereceklerdir. Anlatıcı kişilerin jest, mimik ve davranışları üzerinden gerginliği verir. Tutuk ve donuktur ikisi de. Kadının yüzü makyajlı ama yine de renksizdir. Bir an önce ayrılmak için ecele ederler. Kadının avucunda tuttuğu kesmeşeker kâğıdını sıkıntıdan son noktasına kadar küçük küçük katlamasını, ayrılık ânında duruşunu ve bir şeyleri söyleyememe biçimini görürüz. Aralarına başka sesler, araçlar girer. Ayrılık anları istasyonla ilgili özlü betimlemeler ve kişilerin davranışlarıyla incelikli biçimde okuyucunun zihninde canlandırılır.

Murat birkaç yolcunun konuşarak yolculuk etme teklifini reddeder. Kompartımanda tek başına oturan, vagona binerken dikkatini çeken kadının karşısına oturur. Bir yabancıyla çene çalmak düşündüğü en son şey, hele yalnız bir kadınla hiç olmayacağı halde... Yerleşirler. Murat, kadının düşen uğurlu yün yumağını yerden alarak, gürültüyü kesmek için yarı açık camı kapatarak hem nezaketini gösterir hem de diyaloglar için uygun ortam hazırlar. Çağrışımlarla geçmişe gideriz. Özlü ve işlevsel konuşmalarda Murat’ın isteksiz, eşinin ise ısrarlı olduğu görülür. Murat’ın trene binip gittiğini görünce birlikteliklerinin getirdiği sorumlulukların yükü de azalacaktır.

Murat’ın bulmaca çözmesi için kadına hediye ettiği kalem hem bulmacada çınar ve andaç sözcüklerini birleştirir hem de öykünün başlığına gönderme yapar. “‘Görüyorsunuz ya, çok yakınız ama birbirimize değmiyoruz. 'Allahtan,' dedi Murat trenleri kastederek, ‘yoksa ölürüz.’” Andaç sözcüğü, bir kimseyi ya da bir olguyu hatırlattığı için saklanan ya da ansıtsın diye verilen şey, anmalık anlamına gelir. Bu öyküde ise ihtiyacı karşılamak için verilen bir nesnenin zamanla bir anıyı hatırlatabileceği anlamına dönüşür. Öykünün tamamı andaç sözcüğünün kurmaca bir tanımı gibi de okunabilir. Bulmacadaki bilinmeyen sözcükten hareketle ilerleyen diyaloglar, öykü kişileri hakkında yeni ayrıntılar öğrenmemizi sağlar. Kadının solak olması, parmağındaki alyans izi, gözaltlarındaki morluklar, alt dudağının köşesinde kan oturmuş minik kabuk… Murat avukatlığı bırakıp yazarlığa başlamıştır, kadın ise öğretmendir. Kadın jestleriyle belli ettiği can sıkıntısını bulmaca çözerek, saçıyla oynayarak, yolu izleyerek ve konuşarak aşmaya çalışır. Eşinden şiddet gördüğü için ayrılan bir kadınla, evliliğin getirdiği sıkıntılardan kaçan bir adamın karşı karşıya olduğunu sezeriz.

Öyküde günlük konuşma dili kullanılmış. Bu durum, ilk okumada metnin hemen anlaşıldığı anlamına gelmemeli. Kişilerin geliştirilmesinde karşılıklı konuşmaların yoğun biçimde kullanıldığı metinlerin kesinlikle birden çok kez okunması gerekiyor. İlk okumada kendilerini açmıyorlar. İzler, davranışlar, jestler, konuşmalar kişilerin hayatlarıyla ilgili olup bitenleri sezdiriyor. Kafamızda soru işaretleri oluşuyor öncelikle. Öyküyü oluşturan cümleleri teker teker, daha dikkatle bir kez daha okuma ihtiyacı duyuyoruz. Kadın-erkek ilişkilerine odaklanan metinde kişilerin iç dünyalarını, zihinlerini ve bedenlerindeki izleri konuşmalarından çıkarmaya çalışıyoruz. Anlatmıyor, özetlemiyor anlatıcı, gösteriyor ve çağrıştırıyor. Metni okudukça yüzey yapıdaki belirsizlikler anlam kazanmaya başlıyor ve sonunda, evet bu, diyoruz, olup bitenin anlamı bu! Hemingway’in “Buzdağı Tekniği” ne bağlanıyoruz.

Yalın bir dille yazılmış, çağrışımlar, belirsizlikler ve diyaloglarla örülü, kadın erkek ilişkilerine derinlikli bakışlar getiren Çiyil Kurtuluş öyküleri nitelikli okumalar yapmak için özel bir ilgiyi hak ediyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR