Dekadan Romana Ne Oldu?
30 Kasım 2019 Ne Haber Edebiyat

Dekadan Romana Ne Oldu?


Twitter'da Paylaş
0

Wilde, Baudelaire ve Huysmans’ın öncülük ettiği dekadanlık yerini kasvetli natüralizme bıraktı.

Faber’de yer alan blog yazısında Lee Brackstone, çağdaş edebiyat eserlerinde en çok başvurulan akımların realizm ve natüralizm olmasından şikâyet ediyor ve şu soruyu soruyor: Muhteşem dekadan roman geleneğine ne oldu? Dekadan ruha ve satirik üsluba özellikle bu dönemde çok ihtiyacımız var, ancak dekadizm uzun soluklu bir akım olamadı. Kökleri Petronius’un Satyricon’una dek uzanan dekadizm yüzyıllar sonra De Sade’ın sıradışı sapıklığı, Thomas De Quincey’nin afyon etkisindeki sayıklamaları ve Poe’nun gotik karamsarlığıyla gündeme geldi. On dokuzuncu yüzyılda Fransa ve İngiltere’de özellikle Baudelaire, Huysmans ve Wilde’ın eserleri sayesinde ünlendi. Akımın belirleyici eseriyse J.-K. Huysmans’ın Tersine romanıydı, Dorian Gray’in Portresi’nde anılan Tersine’den “zehirli Fransız romanı” diye söz ediliyordu. Kitabın kahramanı Des Esseintes tensel zevklerin peşine düşer, hayatını bu zevklere adar. Sapkınlık, şehvet ve yozlaşmayı içermesi dekadan romanı ilgi çekici kılan ve aynı zamanda türün ortaya çıktığı dönemde tepkiler almasına neden olan özelliklerdendi.

huysmanHuysmans

Peki günümüzde dekadan türünü kimler yaşatıyor? Marc Almond, Pete Doherty, Baz Luhrman, Pedro Almodóvar ve Chapman Kardeşler akımdan ilham alan sanatçılardan bazıları. Edebiyatta dekadizmden etkilenen isimlere ulaşmaksa daha zor. Dekadan hayat tarzlarını tasvir eden William Burroughs, Irvine Welsh, Tony O'Neill, Richard Milward gibi yazarlar olmakla beraber, Burroughs dışındakiler genellikle kötü alışkanlıkların insan hayatını altüst etmesine yoğunlaştı ve olabildiğince basit bir dil kullandı. Peki Baudelaire ve Wilde’ın kullandığı ağdalı dile ne oldu? Dekadan akımın, T.S. Eliot’a ilham veren Lautréamont gibi şairlerin etkisiyle sembolizmin içinde yer almaya başladığına inanılıyor. Sembolizm Jean Genet’in eserlerinde önemli bir yer tutuyordu; Çiçeklerin Meryem Anası’ndaki suçluların tasviri az da olsa dekadanlığın izlerini taşıyor.

Tanrı Vernon Little ile 2003 Booker Ödülü’nü kazanan DBC Pierre’e dek çağdaş yazarların çoğu bu yazı tarzından uzak durdu, onun yerine üstünde daha çok uğraşabilecekleri titiz bir dil kullanmayı tercih ettiler. Öte yandan Pierre kapitalizmin yozlaşmasını anlattığı Lights Out in Wonderland (Harikalar Diyarında Işıklar Söndü) romanında hesaplı, titiz bir dil kullanmaktansa daha canlı, duygusal, altüst olmuş bir dil kullanmayı tercih ediyor. Neyse ki benzer yaklaşımları daha genç kuşaktan Will Self’in Ciğer’i ya da Joe Stretch’in Friction’ı gibi eserlerde de sezebiliyoruz.

Televizyon programlarının birbiriyle yarışı, ünlülerin kültürler üzerindeki devasa etkileri, ekonomik çöküşler gibi gün içerisinde karşılaştığımız karmaşaları ve kafa karışıklıklarını irdelemek için natüralizmdense dekadan türe başvurmak daha doğru bir yol gibi görünüyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR