Doğruluk Hummasına Tutulmuş Olmanın Trajedisi
16 Ekim 2018 Tiyatro

Doğruluk Hummasına Tutulmuş Olmanın Trajedisi


Twitter'da Paylaş
0

İbsen’in Yaban Ördeği’ni okurken yaşamın süregelen hilelerine, düzenbazlıklarına ve fırsatçıların açgözlülüğüne de tanık oluruz.

Her doğru söz her yerde söylenir mi? Ya gerçek benliğimizde onarılamayacak kadar hasar bırakmışsa: Suçluluk duygusu, nefret… Bundan böyle asla uçamayacağını anlayan yaralı bir yaban ördeği misali derinlere dalıp yukarı bir daha çıkmamak için yosunlara tutunacak durumuna düşmüşsek. Doğruluk önümüzdeki tek gerçek idealse ve ona sıkı sıkı yapışmak tek kurtuluşumuzsa. Bu durumda ne yaparız? Bu doğruluk dediğimiz şey başkalarının hayatını ilgilendiren bir bilgiyse ve bu bilgi onların hayatını tamamen tepetaklak edeceğine inanıyorsak yine de “Doğruluk” şıkkına basar mıyız, yoksa susmayı mı tercih ederiz? İbsen’in Yaban Ördeği oyununu okumuş olanlar ya da izlemiş olanlar neyden bahsettiğimi anlamıştır.

Yaban Ördeği'ndeki her karakter teker teker üstünde durulmaya ve ayrıntılı bir şekilde araştırılmaya değer. Metindeki neredeyse her değerli karakter (değersiz karakterler var mı ki, şu dediğime bakın hele) yaralı yaban ördeği misali derinlere dalıp yosunlara tutunmaya çalışır. Doğru bilgiyi elinde bulunduran, anne tarafından doğuştan yaralı olan Gregers, elinde kaçırmış olduğu bütün gençlik idealini doğruluk kavramına giydirir, öyle ki bunu hem onu hem de bu bilgiyle hayatları tepetaklak olacak kişilerin yüceleşeceğini, bir üst mertebeye ulaşacağını sanır.

İdealist Gregers babasının mahvına neden olduğu ailenin dramına tanık olurken derinlere dalmış yaban ördeğini kurtarmaya çalışan bir av köpeği olmayı düşler. Gençliğin elinden alınmış ideallerin, yosunlara tutunmaya çabalayan yaban ördeğinin belki de son çırpınışlarıdır bu bilgi, yalanlar üzerinde temeli atılmış tek gerçek. Av köpeği Gregers’in çabası ilk başlarda içimizi ısıtır, hatta ona bir süreliğine umut bile bağlarız, bir ailenin dramına son vereceği için. Ama ne yazık ki gerçeğe o kadar saplanıp kalmış ki gözlerinin önünde gerçekleşecek olan trajedinin farkına bile varmaz: “Sıradan bir insanın kendini inandırdığı yalanı çekip alın elinden, mutluluğunu yok edersiniz.” Karakterlerinden birinin ağzından fırlayan bu replik neredeyse metnin tamamını açıklar nitelikte. Silah çoktan patlamıştır, doğruluk hummasına tutulmuş Gregers ise hâlâ yüce değerler peşindedir; doğruluk sevgiyi kanıtlayacak, böylece arzuyla beklediği idealine kavuşmuş olacaktı. Ancak Yaban Ördeği yaşamın içinden kopmuş bir trajedidir. İdealler asla gerçekleşmez ve işin aslı yaban ördeğimizi derinlerden çıkaracak av köpeğimiz de bir yanılsamadan ibaret.

İbsen’in Yaban Ördeği’ni okurken yaşamın süregelen hilelerine, düzenbazlıklarına ve fırsatçıların açgözlülüğüne de tanık oluruz. Düzenbazlar tuzaklar kurarak başkalarının hayatını ellerinden alırken bununla da yetinmezler; mallarının ve onurlarının yanında çocuklarına, karılarına da göz dikerler.

Yaban Ördeği bunca yalın ve duruyken nasıl olur da bu kadar karmaşayı içinde barındırdığına ve karakterlerinin omuzlarına yüklediğine şaşırmadan duramaz okur. Metin boyunca çaresizce çırpına yaban ördeği karakterden karaktere atlar ve okur olarak içimiz acıyarak olanları elimiz bağlı seyrederiz: Baba Ekdal’in, oğul Ekdal’in, gelin Ekdal’in ve torun Ekdal’in dramı…

Yine de doğruluk peşindeki Gregers hâlâ umutludur.

Gregers: “Hedwing (torun Ekdal) boşuna ölmedi. Çektiği acının Hjalmar’ı (oğul Ekdal) nasıl yücelttiğini görmediniz mi?”

Öbürü: “Nedense çoğu kimse bir ölünün başında yücelir. Ama Hjalmar’ın yüceliği ne kadar sürecek acaba? Ne dersiniz?”

Gregers: “Yaşadığı sürece,  gittikçe daha da artacak.”

Öbürü: “Bir yıl geçmeden kafa ütüleyeceği bir konu olacak Hedwing.”

Gregers “Hjalmar için böyle şeyler söylemeye nasıl diliniz varıyor?”

Öbürü: “Hedwing’in mezarı üstündeki otlar ilk kez sarardığı zaman yine konuşuruz…”

Yanıt kesin ve gerçekçidir.

Dram trajediyle sonlanır, en azından idealist Gregers için görünen tablo bu.

Peki, bize düşen pay: Her doğru her yerde söylenmeli midir?

Ayrıca İbsen’in Yaban Ördeği, Shakespeare’in trajedilerinin hemen yanı başında durduğunu eklemeden geçemeyeceğim. Bunu anlamak için usta bir eleştirmen olmaya da hiç gerek yok, bir okur olarak görüşümdür.

Henrik İbsen, Yaban Ördeği, Çev: Faruk Ersöz, Adnis Yayınları


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR