Dünya Bahçelerine Kısa Bakış
4 Ocak 2016 Hayat Şehir Tarih

Dünya Bahçelerine Kısa Bakış


Twitter'da Paylaş
0

Çalkantılı dönemlerde çitle çevrilmiş bahçeler, etrafı duvarlarla örülü parklar görülür. Fransız usulü bahçelerde nakış gibi işlenmiş tarlalar, insanın doğa üzerindeki kontrolünü vurgular. İngiliz Bahçeleri ise Yunanlıların Arkadyası'na dönüşü hatırlatır. [caption id="attachment_10411" align="aligncenter" width="630"]fransız usülü bahçe versay sarayı bahçesi Fransız bahçesi[/caption] İnsanın yaradılışı doğayla birlikte başlıyor. Bütün dinlerde de kutsalın simgelerindendir doğa.  Eski çağlardan beri bütün inanışlar kutsal kitaplarda yazan masalsı bahçeye inandılar. Başlangıçta "Aden" olarak adlandırılan cennet bahçeleri Mezopotamya'da bulunuyordu. Aden hazzın, bereketin, güzel kokuların ve huzurun bahçesi olarak tasavvur edilir. İnsanlar bu efsanevi cenneti doğayla birlikte yeniden yaratmaya çalışmış. Bunun için her çağda doğa insan eliyle şekil değiştirdi, kendi haline bırakıldı, düzenlendi. Ağaç, çok eki çağlardan beri kutsal bir simge. İlk çağın en ünlü bahçeleri Babil'de Kral II. Nebukadnezar tarafından Pers kökenli eşi için yaptırdığı asma bahçeleridir. Günümüzde Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alınan bahçe bitkilerle örtülmüş, basamaklarla yükselen eşsiz doğanın yüceliğini yansıtıyor. [caption id="attachment_10412" align="aligncenter" width="630"]hortus conculus Hortus Conculus[/caption] İlkçağ Perslerine göre haç dünyayı dört bölüme ayırır. Haçın merkezinde bir kaynak bulunurdu.  Böylece Mezopotamya merkezde bir bina kalacak şekilde dörde bölünmüştü. Ortaçağ ise bahçelerin çeşitlendiği bir dönemdir. Dinlenme ve eğlenme amaçlı parklar dışında üç tür bahçe olduğu bilinir. Kapalı süs bahçeleri, bostan ve şifalı bitkiler yetiştirmek için ekin dikilen alanlar. Ayrıca Ortaçağ'da İslam kaynaklı botanik bahçeleri de ortaya çıkmıştı. İslam kaynaklı bu bahçeler Rönesans bahçelerinin esin kaynağı oldu. İslamiyet'te doğanın büyük önem taşıdığı bilinir, hatta yeşil rengin bayrak rengi olarak seçilmesi doğayla özdeşleştirilmiştir. Rönesans'ın hümanist bahçeleri mimarinin ağır bastığı  bitkilerin belli bir plana göre yerleştirildiği, kalıcı bitkilerin fazla kullanılması Floransa geleneğinin ürünüydü. Ancak bu etkilenme Roma sanatıyla bütünleşip kendini gösterecekti. Ortaçağ boyunca doğanın korkulan yönü ağır basıyordu. Hümanizma doğaya yaklaşma, doğayı sevme fikrini doğurdu. 17. yüzyılda Fransa İtalyanların geliştirdiği Rönesans bahçelerinin tasarımında büyük bir devrim yarattı. Fransız bahçeleri dengeli ve denetimli bir doğa sunar. Doğanın siyasal ve toplumsal yansımaları belirli dönemlerde gözle görülebilecek şekildedir. Çalkantılı dönemlerde çitle çevrilmiş bahçeler, etrafı duvarlarla örülü parklar görülür. Fransız usulü bahçelerde nakış gibi işlenmiş tarlalar, insanın doğa üzerindeki kontrolünü vurgular. [caption id="attachment_10409" align="aligncenter" width="630"]babil asma bahçeleri Babil'in Asma Bahçeleri[/caption] İngiliz Bahçeleri ise Yunanlıların Arkadyası'na dönüşü hatırlatır. Roma ve mitolojiye dönüş Fransızların düzenli bahçelerinden sonra İngilizlerin manzara bahçelerinde görülmüştür. İngilizlerin bahçeleri resim yapar gibi kullanmaları masalsı cennet bahçelerinin somutlaştırmıştı. Fransız usulü bahçenin yapaylığını eleştirip manzara bahçeciliğini yaratmışlardır. Doğanın şekillenmesinde her dönemin ünlü yazarları, filozofları ve sanatçıları katkı sağlamıştır. Düşüncenin ürünü olarak biçim alan doğayı Charles Baudelaire şöyle anlatır: Bir tapınaktır doğa, sütunları canlı; Anlaşılmaz sözler duyulur zaman zaman. Sembol ormanları içinden geçer insan; Tanıdık bakışlar süzer gibidir sizi.

Kaynak: Gabrielle Van Zuylen, Dünyanın Tüm Park ve Bahçeleri, YKY, 2015.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR