Dünyayı Değiştiren Eski Haritalar
26 Nisan 2017 Ne Haber

Dünyayı Değiştiren Eski Haritalar


Twitter'da Paylaş
0

Antik Yunan, Babil, Roma ve İslam dünyasından, doğruluğuna inanılan eski haritalar...

“Tüm kültürler, değer verdikleri haritanın, her zaman gerçek, doğru, objektif ve net olduğuna inanmışlardır.”
"Dünya inşaası” olarak adlandırdığımız, üzerinde muhalif tarafların ve hakikati arayan göçebelerin yaşadığı kentler, ülkeler, kıtalar, gezegenler, galaksiler ve bütünüyle evrenler yaratma sanatı, fantezi ve bilimkurgu okurları için en büyük hazlardan biriyken yazarlar için en büyük güçlüklerdendir. Yazının bu türü, Ortaçağ seyahatnamelerinin devamı niteliğindeyse de, önceleri sadece fantezi olarak değil, denizciler, haçlılar, hacılar, tüccarlar ve paralı askerlerin, ticaret yapmak, dünyayı fethetmek ve değiştirmek amacıyla yola çıktıkları ve ışıltılı imparatorlukların, göğsünde yüzü olan ya da kendilerine gölge sağlayabilecek kadar büyük bir ayağın etrafında zıplayan insanların anlatıldığı tuhaf hikâyelerle döndükleri zamanlarda, gerçek kabul edilmiştir. Sir John Mandeville, bu tarihçilerin ünlülerinden biriydi. Artık neredeyse unutulmuş olabilir ama onun seyahatleri, asırlarca hevesli denizciler, Shakespeare, Milton ve Keats gibi edebiyatçılar arasında öylesine popülerdi ki, “Viktorya dönemine kadar” diye yazar Giles Milton, “İngiliz nesrinin babası olarak bilinen Chaucer değil, odur.” Mandeville, belki kendisinden yarım yüz yıl önce yaşamış Marco Polo gibi kısmen maceracı kısmen şarlatan olarak kabul edilebilir ancak ikisi de –aynı kendilerinden sonra gelen denizciler Colombus ve Walter Raleigh gibi– seyahatnamelerini her halükârda oldukça eski bir geleneğe dayandırmışlardır: tarihi, doğu baharatları ile altına duyulan arzudan da, Ortaçağ’ın hac yolculuklarından da eskiye uzanan kurgusal dünya haritaları yapma geleneği. Batı geleneğinde dünya haritası yapımının kökenini, MÖ 6. yüzyıla, Aristoteles tarafından ilk Yunan filozofu olarak kabul edilen, Thales’in öğrencisi, Sokrates öncesi düşünür Anaksimandros’a dayandırabiliriz. Bahsi geçen haritanın nüshası bulunmasa da, Herodot’un detaylı tarifi hasebiyle nasıl göründüğüne dair bir takım fikirler mevcuttur; yeryüzü davul şeklinde resmedilmiştir ve dairesel dünya tam üzerine oturmaktadır. (Şekil 1) (Anaksimandros aynı zamanda teorik gökbilimciydi) Anaksimandros’un, erken dönem dünya haritalarının bir örneğini oluşturan haritasında iskan edilmiş toplam on yerleşim bölgesi bulunmakta ve Akdeniz’in güneyi ile kuzeyine yerleştirilmiş, kıta veya yarılar ifadesiyle nitelendirilebilecek şerit biçimli araziler “Avrupa” ve “Asya” (Bilinen Kuzey Afrika ülkeleri Asya kıtasına dahil edilmiştir) olarak adlandırıldığı görülmektedir. Nihayetinde bu haritada dünya, doğu-batı yerine kuzey-güney olarak bölünmüştür. Anaksimandros ilk Yunan coğrafyacı olsa da, MÖ 2. yüzyılda yaşamış Libya-Yunan kökenli Eratosthenes, üç ciltlik eseri Coğrafya'da ortaya koyduğu, dünyanın yuvarlak olduğuna dair keşfi ve dünyanın çevresini neredeyse kesine yakın hesaplamasıyla “Coğrafyanın Babası” ismini almıştır. Eratosthenes’in, tarihte kaybolan kitabı “Coğrafya” Romalı yazarların anlatımıyla bir araya getirilmiş olup yukarıda yer alan 19. yüzyıl versiyonundan görüleceği üzere, haritada insan yerleşiminin bulunduğu, iki büyük kara parçası, ıstakoz kıskacının andırır şekilde çizilmiştir. Fark edeceğiniz üzere Eratosthenes öncelikle Anaksimandros’un dünya tasvirinden faydalanmıştır. Buna karşın, sonraki dönem Ortaçağ coğrafyacıları üzerinde onun haritasının önemli bir etkisi mevcuttur. Kil tablet üzerine çizilmiş, bir Babil Haritasının, ki Anaksimandros’un dünya tasviriyle eş zamanlıdır (Anaksimandros’un haritası bilinen en eski örnek olarak kabul edilmekteydi) keşifler çağında Avrupa harita yapımına etkisi bir hayli fazladır. Sözü geçen haritada dünya düz ve yuvarlak olup Babil, haritanın ortasına yerleştirilmiştir. (Yazıtın ayrıntılı çeviri ve yorumu için British Museum’a bakınız.) Babil haritasının izlerine, MS 7. yüzyılda yaşamış İspanyol alimi Sevillalı İsadora’nın Etymologiae’sinde yer alan ve Orbis Terrarium sözcüklerini temsil eden “T ve O” haritasında rastlanabilir. “T” Akdeniz, “O” ise okyanustur. 8. yüzyıla ait bir rekreasyon olan yukarıdaki versiyondan ve daha sonraki türevlerinden de görüleceği üzere üç kıta mevcuttur –Asya, Avrupa, Afrika– ve kutsal kent Kudüs hepsinin ortasında yer almaktadır. Bu harita, Haçlılardan Mandeville gibi konuşkan gezgin şövalyelere ve Polo gibi öykü anlatan tacirlere kadar Ortaçağın erken dönemlerinde dünyanın nasıl algılandığına dair önemli bilgiler verir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Polo ve Mandeville’in, Colombus ile Raleigh gibi denizciler üzerinde etkisi oldukça fazladır ve aynı etkiye Romalı coğrafyacı - gökbilimci Batlamyus’un Coğrafyası’nda da rastlanır. Yukarıda mevcut, 1300 yılına ait Konstantinopolis haritası, bilinen çoğu haritanın en eskisidir ve Batlamyus’un Coğrafyası’nda yer alan binlerce koordinat vasıtasıyla çizilmiştir. Batlamyus’un yapmış olduğu coğrafi ölçümlerin hassasiyetinin bilinir hale gelmesi ancak 100 yıl geçtikten sonra, metnin, 1407’de Yunanca’dan Latince’ye çevrilmesi sayesinde olmuştur. British Library’nin yazdığına göre, “Batı, o vakte kadar bu koordinatlara ilişkin bilgiye sahip değildi”. Ne var ki, durum, doğuda farklıydı. Bir çok haritada, yukarıda mevcut, İbn Havkal’ın MS 980 yılına ait dünya haritasında olduğu gibi, İslam dünyasında gerçekleştirilen coğrafya çalışmalarına uzun süre hâkim olan, ancak etkisi git gide azalmaya başlayan Batlamyus’un izlerine rastlamak mümkündür. Bu gün aşina olduğumuz dünya haritalarını andıran birçok harita 11 ve 12. yüzyıllarda Britanya, Türkiye ve Sicilya’da, 16. yüzyılda Kore’de çizilenlerden ve Colombus ile Raleigh’in gezginlik yaptığı çağlardan günümüze. (Bkz. Aşağıda Batlamyus’un Coğrafya’sının 15. yüzyıl rekonstrüksiyonu.) Kayıtlı tarihin ekseriyetinde dünyanın üzerindeki herhangi bir yerden gelen bilgi neredeyse tamamen yahut kısmen ya kurgusal ya da hayal ürünü, çoğunlukla da canavarlar ve harikalarla doluydu. Uri Friedman’ın The Atlantic isimli kitabında, Londra Queen Mary Üniversity profesörü Jerry Broton’dan atıfla dediği gibi, “Tüm kültürler, değer verdikleri haritanın, her zaman gerçek, doğru, objektif ve net olduğuna inanmışlardır.” Colombus, açık denizde adalara rastladığında bile hiçbiri kendi haritalarında yer almamasına rağmen kendi kurgusal haritalarına inanmaya devam etmiştir. Bizler, yer kürenin her köşesinin konumunu fiziken belirlemiş olsak da, hala haritaların kavramsal tutsakları – ya da alıcıları, kullanıcıları, okurları, izleyicileri, seyircileriyiz. Bakış açıları objektif olamaz. Hiçbir “gods-eye” var olanı gözlemleyemez. Her şeye rağmen, insanın tasavvur kabiliyetinin ve efsanevi bir biçimde yaratıcı ancak bir o kadar acımasız olarak nitelendirilebilecek “dünya yaratma” eyleminin gerçek hayattaki gücünü gösteren ve âdeta dünyayı kültürel olarak şekillendiren çeşitli projeksiyonlar, Batlamyus’un coğrafyasından hatta onun öncesinden itibaren dünyayı değiştirmiştir.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

(Open Culture)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR