E-Kitaplar “Aptalca” Değil, Bir Devrim

E-Kitaplar “Aptalca” Değil, Bir Devrim


Twitter'da Paylaş
0

İndirilebilir kütüphane kitapları da eve bağlı kitap severlere bir cankurtaran halatı uzatıyor. E-okurların kitaplara ulaşımın artması bir iyileştirme değil, resmen bir mucize.
Erin Kelly

Ben e-kitaba geçme konusunda nispeten geç kaldım. Beş yıl önce Kindle aldım çünkü o zaman bir yandan çocuk emzirirken, bir yandan da 600 sayfalık A Suitable Boy kitabını okumanın hiç de kolay olmadığını fark ettim. Neredeyse sadece e-okumaya ayrılmış çılgınca geçen birkaç aydan sonra birçok nedenden dolayı geleneksel basılı kitaplara döndüm: Ekran yorgunluğu, sayfa kenarlarına not alma eğilimi, çocukların beni okurken görmesini istemem ve kitap dükkânlarının ve satıcılarının büyük bir destekçisi olmam. Hachette Livre şirketinin CEO’su Arnaud Nourry yakın zamanda e-kitapların “aptalca” olduğunu söyledi ama bu kitaplar geçen yaz benim hayatımı değiştirdi. Tecavüze tanık olan bir çiftin psikolojik gerilimini anlatan romanım He Said/She Said, Sunday Times çoksatanı olmuştu ama kapanın dışındaki üç ayın sonunda ciltli kitap satışları düşmeye başladı. Kindle üzerinden e-kitap versiyonu yaz boyunca 99 pound’a satılmaya başlayınca korktuğumu itiraf etmeliyim. Ama tahtımı Neil Gaiman’a devrettiğim birkaç günlük süre dışında, altı hafta boyunca liste başındaydım ve hatta ailemi ilk defa okyanus ötesi bir tatile çıkarabildim. Her zaman çekirdek bir okur kitlem vardı ama bu seferki sayılar başka türdendi.

Satılan kitaplarım listemin sonraki yükselişi ise bir hoş geldin sürpriziydi. Okurlar bana hiç olmadığı kadar çok övgü dolu cümleler, eleştiriler ve tartışılacak şeyler yazıyordu. Öbür kitaplarımı da e-kitap olarak aldıklarını belirtiyorlardı. Bu zahmetsiz okuma zinciri fiziksel kitapla ulaşılması zor bir şeydi. Çok az yazar bir kitapçıya ya da süpermarkete gidip tüm külliyatının satışta olduğu konusunda kendinden emin olabilir. He Said/She Said e-kitabı diğer kitaplarıma olan ilgiyi de yeniden canlandırdı ve kibarca söylemek gerekirse yayımlandığı dönemde “düşük performans gösteren” kitaplarıma yeni okurlar getirdi. Bunun için minnettarım. Satılan kitaplar listesinin yayıncı için ücretsiz olduğu göz önüne alındığında, Nourry’nin e-kitapları reddetmesine şaşırdım. Birtakım itirazlar elbette var; Amazon’un pazardaki tekeli endişe verici ve biz de rekabetçi fiyatlandırmanın kar oranlarının önemsiz olduğu dibe doğru olan yarışa dönüştüğü taşma noktasına ulaştık. Ama bu aptalca mı? Phillip Pullman’ın His Dark Materials üçlemesi gibi akıllı kitapların seviyesi dijitalde düşmedi. Lyra’s Oxford romanı e-kitapken, basılı kitapken olduğu kadar etkileyiciydi.

E-Reader and book with reading glasses[/caption] Nourry, “Bu basılıyla tamamen aynı ama tek farklı elektronik olması, Hiçbir yaratıcılık yok, bir geliştirme yok, bir dijital deneyim diye bir gerçek yok,” diyor. Yalan haber! Will Self hayranları için sabit, tek kılavuzlu bir sözlük, bir nimet gibi. Ve bir yazar olarak ben de e-kitapların size sunduğu okurların altını çizdiği cümleleri görme imkânı karşısında büyülendim. Bir sürü insanda yankılanan bu cümlenin özelliği ne? Bu, yazarın hayal gücünün asla gidemeyeceği bir yere, okurların zihnine yasadışı anlık bir bakış gibi. Ve Kindle’ın Whispersync kolaylığı, okuru bir okumak ve dinlemek arasında dönüşümlü olarak gezmesine izin veriyor. Tüm bunlar okuma deneyimine yapılan iyileştirmeler değil de ne? Bir de en basit ve en önemli bir iyileştirme var: Herhangi bir e-okurda metni genişletebiliyorsunuz. Bu zaten kendi içinde sessiz bir devrim. E-kitapları önemsemeyen sayfa bağımlılar, farkında olmadan ayrımcılık yapmış oluyor. On yıllar boyunca, görme engelliler kendi yerel kütüphanelerin geniş baskılı kitap bölümüne, ana akım, çok satan kitaplara kısıtlandılar. Daha küçük yazarlar değer görmedi, bağımsız baskıcılar bütçe bulamadı. Metni geliştirme imkânı şu anlama geliyor: Birçok okur farklı seslerden, çeviri romanlardan, deneysel öykü koleksiyonlarından ya da istedikleri herhangi bir şeyden on yıllar boyunca ilk defa keyif duyuyor. E-kitaplar onlara uzun zaman önce görüş alanlarından kaybettikleri bir zevke ulaşma imkânı tanıyor. Aynı şekilde, indirilebilir kütüphane kitapları da eve bağlı kitap severlere bir cankurtaran halatı uzatıyor. E-okurların kitaplara ulaşımın artması bir iyileştirme değil, resmen bir mucize. Son olarak, Nourry dijital deneyim diye bir şeyin olmadığını iddia ediyor. Mesele de bu değil mi zaten? Eğer içinde grafikler, sesler ya da animasyonlar varsa o artık bir kitap değil, bir bilgisayar oyunu ya da filmdir. Tıpkı benim internette bağlı olmayarak, sessizlik içinde yazdığım gibi, kitaplarımın da diğer şeyleri yapmasını istemiyorum. Dijital gürültü dünyasında kitapların güzelliği okuma deneyiminin saflığı, sadeliğidir. Ve bu hiç de aptalca bir şey değil.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Guardian)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR