Edebiyat İşçileri: Yazarken Kendine Zarar Veren 6 Büyük Yazar
11 Kasım 2017 Ne Haber

Edebiyat İşçileri: Yazarken Kendine Zarar Veren 6 Büyük Yazar


Twitter'da Paylaş
0

Emily Temple Yazarların ve şairlerin en çok sorun yaşayanları bile “yazma” işinin hiç de tehlikeli bir meslek olmadığını kabul ederler. Tabii el ve bilek hastalığını ve hareketsiz yaşam tarzını tehlikeden saymıyorsanız… Bu gibi sıkıntılar son derece ciddidir fakat üzerine bir şiir yazacak kadar da sarsıcı olmadığı düşünülür. Buna rağmen, birçok yazar, yazma deneyimleri sonucu ciddi sağlık sorunları yaşamıştır. Bu yazıda altı büyük yazarın yazı yazarken yaşadıkları tehlikeli hatta ölümcül sıkıntıları okuyacaksınız. Ve bir daha ne zaman yazı yazmak için bilgisayar başına otursanız, ciddi önlemler almanız gerektiğini hatırlayacaksınız.  

1 George Orwell

John J. Ross, Shakespeare’s Tremor and Orwell’s Cough: The Medical Lives of Great Writers (Shakespeare’nin Çarpıntısı ve Orwell’ın Öksürüğü: Büyük Yazarların Sağlık Durumları) kitabında Orwell’ın çocukluğundan beri sağlık sorunları yaşadığını ve İspanya’da boynuna isabet eden kurşun sonucunda daha da kötüleştiğini yazar. “Katalonya’ya Selam kitabını yazarken sağlığı tam anlamıyla çöküyor. 1984’ü yazmak için de çok çaba harcıyor ve bu da onu iyice yoruyor.” Ross, kitabında Orwell’ın “Neden Yazıyorum?” makalesindeki bir ifadeye de dikkat çeker: “Kitap yazmak korkunç ve yorucu bir mücadele. Sanki sancılı bir hastalığın bitmek bilmeyen nöbetleri gibi.” Kitabını yazarken gittikçe kötüleşen Orwell kanlı öksürük krizleri geçirmeye başlıyor, sürekli ateşi çıkıyor ve bu süreçte yaklaşık on üç kilo veriyor. Kitabını tamamlamasına iki ay kala ise yatakta yazmaya başlıyor. 2 Herman Melville Anelise Chen, Poets & Writers (Şairler & Yazarlar) kitabında Herman Melville’in Moby Dick kitabının yazım sürecinde yoğun bir tempoyla yazması sebebiyle ailesinden sürekli dinlenmesi ve sağlığına dikkat etmesi konusunda uyarıcı mektuplar aldığını belirtiyor. Bu uyarıları dinlemeyen yazar, yazım sürecinde göz spazmları, anksiyete atakları ve sırt ağrıları yaşıyor. John J. Ross ise yazarın eşi Lizzie’nin şu sözlerini aktarıyor: “Beyninin sürekli çalışması ve hayal gücünü zorlaması Herman’ı yavaş yavaş tüketiyordu. O bir edebiyat işçisiydi ve kendi sağlığına zarar veriyordu.”

3 Giacomo Leopardi

On dokuzuncu yüzyıl İtalyan şairi Giacomo Leopardi de edebiyat tutkusu yüzünden büyük sıkıntılar çekenlerden. Şair Adam Kirsh, Leopardi’nin omurga eğriliğinin olduğunu belirtiyor. Bu sorun yüzünden kamburlaşan şair, Kirsh’in benzetmesiyle “yürüyen bir ölü”ye dönüşüyor. Şair de kendi durumunu şöyle açıklıyor: “Ne yazık ki hayatımın geri kalanını dönüşü olmayacak bir şekilde mahvettim. Korkunç gözüküyorum, birçok insanın gözünde değersizleştim.” Nihayetinde şair kırk yaşını göremeden ölüyor.

4 Honoré de Balzac

Ünlü yazar Balzac da kahve bağımlılığıyla biliniyor. Kahvesini yanına almadan yazmaya oturmayan yazar, kahveyi yaratıcılığının bir yakıtı olarak görüyor. “The Pleasures and Pains of Coffee” (Kahvenin Hazzı ve Acısı) makalesinde de aç karnına kahve telvesi yemenin yaratıcılığı üst düzeye çıkardığını iddia ediyor. Kahve sevdasından kopamayan yazar elli bir yaşında kafein zehirlenmesinden ölüyor.

5 Ayn Rand

Nesnelci Ayn Rand’ın da yazma sürecinde edindiği bir bağımlılığı vardı: Amfetamin. Hayatın Kaynağı’nı Knopf şirketine sattıktan sonra yayıncıların ona kitabı yetiştirmesi için yaptığı baskılar başlıyor. Baskılardan bunalan Rand kitabı bitiremiyor ve şirketle olan anlaşması bozuluyor. İki yıl sonra Bobbs-Merrill Şirketi’nden editör Archibald Ogden ile çalışmaya başlıyor. Kitabı bitirmeye çalışırken yoğun bir dönem yaşıyor. Yaratıcılığının devam etmesi için bir çözüme ihtiyaç duyuyor. Böylelikle ilaç bağımlığı başlıyor. Bu süreçte ani ruh hali değişiklikleri, duygusal patlamalar ve paranoya gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Doktorunun ona koyduğu teşhise göre her an sinir krizi geçirme tehlikesi yaşayan yazar, uzun bir süre dinlenmeye çekiliyor.

6 Franz Kafka

Kafka’nın yazdıklarını okuduysanız, yazarın duygusal ve fiziksel sorunlar yaşadığını öğrenmek sizin için şaşırtıcı olmayacaktır. Yazma süreci Kafka için adeta bir cehennem gibiydi. İş yerindeki yirmi saatlik mesaileri ona yazmak için zaman bırakmıyor. Bir süre sonra başka bir pozisyona geçiyor. Bu işe başladıktan sonraki günlük rutini şu şekildeydi: 8:30-14:30 Çalışma 14:30-15:30 Öğle yemeği 15:30-17:30 Uyku Egzersiz ve aile yemeği 23:00-Yazı yazma O günkü enerjisine, odaklanmasına ve şansına göre ise gece yarısı 1’e, 2’ye hatta sabah 6’ya kadar bile yazdığı oluyor. Uyumadan işe gittiği günler arttıkça da sinirsel çöküşün eşiğine geliyor.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Literary Hub)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR