Ekoterapi: Doğanın İyileştirici Gücü
2 Ekim 2019 İnsan Doğa

Ekoterapi: Doğanın İyileştirici Gücü


Twitter'da Paylaş
0

Psikologlar doğanın içinde zaman geçirmenin terapiye eşdeğer olduğunu, depresyon, stres ve kaygı gibi insanların karşılaştığı sorunların birçoğunu tedavi edebileceğini söylüyorlar.

San Francisco'daki John F. Kennedy Üniversitesi'nde çalışan akademisyen Craig Chalquist “Nedense insanlar doğadan koptukları düşüncesine kapıldılar,” diyor. Ancak doğada zaman geçirmenin ve bitkilerle ilgilenmenin çoğu insana iyi geldiği bir gerçek. Peki ekoterapi modern toplumda artan depresyon, stres ve endişe salgınlarını önlemede nasıl yardımcı oluyor?

Geleneksel psikoterapistler, uyguladıkları tedavilerde (Prozac gibi ilaçları içeren, meditasyon gibi uygulamalar ya da terapi seansları) iç dünyasına odaklanırlarken, ekoterapi yöntemlerini uygulayan terapistler, hastaların açık havada zaman geçirmeleri gerektiğine inanıyorlar. Ekoterapi hem bireyin iç dünyasına hem de dışarıya yöneliyor.

Ekopsikoloji ve ekoterapi alanları, ne yazık ki çevresel kriz nedeniyle hem medya hem de psikoloji tarafından on yıldan fazla bir süredir göz ardı edildi. Birçok araştırmacının altını çizdiği üzere, çevre krizini önlemek basit çözümleri gerektiriyor ve bu çözümlerin önündeki tek engel insanların isteksizliği. Bu yüzden insanların doğanın kanunlarıyla uyum içinde yaşamasını sağlayacak tutumlara ihtiyaçları var.

Ekoterapistler insanoğlunun milyonlarca yıldır doğa ile uyumlu bir şekilde geliştiğini ve çevremizle (hava, su, bitkiler, diğer hayvanlar) etkileşime girmemiz gerektiğine işaret ediyorlar. Ancak son iki yüzyılda, Sanayi Devrimi'nden başlayarak, insanlar doğal dünyadan istikrarlı bir şekilde uzaklaştırıldı, yaşamlarımız güneş veya ay ile değil, saatlerle düzenleniyor. Son zamanlarda, internet ve yaşamımıza hükmeden iPhone gibi diğer teknolojik aygıtların sayısının artması bizi doğadan daha çok kopardı. Buna rağmen etrafı etrafımızdaki kayıplarla gerçek anlamda yüzleşemiyoruz. 

Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor ve yeşilliklerin içinde zaman geçirenlerin sayısı bir hayli az. Şehir insanının hissettiği stres ya da bunalım, eko-terapistlere göre, doğal evimize duyulan özlemdir. Buzzell-Saltzman, “İnsanlar bir zamanlar doğanın derinliklerinde yaşıyorlardı,” diyor. “Bunu kaybettik ve bedelini ödüyoruz.”

Kaliforniya'da bulunan ekoterapistlere göre, doğanın merkezde olduğu günlere geri dönmek hiç de zor değil. Hastaların tedavisi genelde, dışarıda ne kadar zaman geçirdiklerini not ettikleri bir doğa günlüğü yazmakla başlar. Buzzell-Saltzman, sonuçların son derece şaşırtıcı olabileceğini söylüyor: “Bazı hastalar arabalarına gidip gelmek dışında günde on beş ile otuz dakikadan daha az zamanlarını dışarıda harcadıklarını görüyorlar” diyor. Ekoterapistler, hastalarına yürüyüş yaparak, bahçeyle uğraşarak ya da açık havada yürüyüş yaparak doğaya yeniden bağlanmalarını tavsiye ediyor. Terapi seansları, ofisten ziyade dışarıda (örneğin bir parkta) yapılabiliyor. Chalquist, “Doğayı iyileşme sürecinin bir parçası olarak kullanabiliriz,” diyor ve ekliyor: “Doğanın efendisi değil, bir parçası olduğumuzu kabul etmeliyiz.”

Bu tür reçetelerin kulağa basit gelmesi durumunda, şunu göz önünde bulundurmanızda fayda var: İngiltere'deki Essex Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen 2007 tarihli bir araştırma, dışarıda yapılan günlük yürüyüşün, hafif ila orta şiddetteki depresyonun tedavisinde antidepresan ilaçlar kadar etkili olabileceği sonucuna vardı. Tabii ki, düzenli egzersiz yapmanın ruh halini iyi yönde etkilemesi bir sır değil. Ancak araştırmacılar kalabalık bir alışveriş merkezinde yürümenin, parkta yürümekle aynı etkiye sahip olmadığını belirttiler. Güneş sayesinde vücutlarındaki D vitamininde artış olması da bu sonuca varılmasında etkili oldu. 

Ekoterapi, psikolojinin yöntemleri göz önüne alındığında pratik olmayan bir tedavi gibi görülebilir. Ancak geleneksel teraği kötüye giden iklim değişikliği ve nesli tükenmekte olan canlılara dair kaygılarımızı iyileştirilmekten çok uzak görünüyor. Hem çevre hem de insan için, “Nihayetinde yapmamız gereken şey insan davranışını değiştirmek,” diyor Buzzell-Saltzman. 

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Time)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR