Fahrenheit 451 Neden Korkutmaya Devam Edecek?
8 Aralık 2018 Edebiyat

Fahrenheit 451 Neden Korkutmaya Devam Edecek?


Twitter'da Paylaş
0

Tarihte yazılmış en dehşet verici cümle: “Yakmak bir zevkti.”1

Distopik bilim kurgunun hep canlı kalacak olması nedensiz değil, sonuçta dünya üzerinde ne kadar zaman geçerse geçsin insanlar geleceğe daima şüpheyle yaklaşmaya devam edecek. Ortak sağduyu için geçmiş gayet iyidir, şimdiye bir şekilde katlanıyoruz ama gelecek yok edici robotlardan2 ve ahmakların3 iktidarında tam bir kaostan ibaret olacak.

Siyasetin birkaç yılda bir tekrarlanan döngüsünde klasik distopyalara olan ilgi de yeniden artıyor; 2016 ABD Başkanlık seçimleri George Orwell klasiği 1984’ü4 çok satan listelerine taşırken Hulu yapımı The Handmaid’s Tale’ı5 ortamın kasvetine uygun seyirlik bir yapım haline getirdi. HBO Film’in 1953 yılında yayımlanan Ray Bradbury imzalı bilim kurgu klasiği Fahrenheit 451’i beyaz perdeye uyarladığını duyurması benzer eğilimin devam ettiğini gösteriyor.6 60 yıldan uzun zaman önce yayımlanan bir kitabın günümüzde de korku salmaya devam edebileceği şaşırtıcı geldiyse, muhtemelen romanı yakın bir zamanda okumadınız. Fahrenheit 451 kusursuz şekilde yaşlanan ender bilim kurgu romanlarından biri ve farklı nedenlerle bugün de en az yirminci yüzyılın ortasında olduğu kadar ürkütücü.

ray bradbury

Kitaplardan daha fazlası

Az çok belli süredir hayattaysanız, bahse girerim Fahrenheit 451’in7 temel kurgusunu öğrenmişsinizdir: Gelecekte evler büyük oranda ateşe dayanıklıdır ve itfaiyecilere kitap edinip okumayı yasaklayan kanunları yerine getirme görevi verilmiştir, haliyle onlar da kaçak edebiyatla yakalananların evlerini ve eşyalarını (bu arada tabii kitaplarını) yakarlar. Ana karakter Montag, içinde yaşadığı eğlence düşkünü, cahil ve sığ topluma şüpheyle bakan bir itfaiyecidir ve yaktığı evlerden kitaplar çalmaya başlar.

Bu fikir çoğu zaman şu iki bakış açısına indirgenir: günümüzde de tanık olduğumuz bir şey olarak kitap yakmaya yönelik cılız bir metafor ya da sansür meselesine ateşli bir yorum. Gerçi bu sonuncusu biraz daha üstü kapalı sezdirilir ama tek başına Fahrenheit 451’i klasikler arasına sokmaya yeter. Sonuçta insanlar hâlâ çeşitli sebeplerle okullarda kitapların yasaklanması için uğraşıyor, hatta Fahrenheit 451 de yıllarca sansürlü “okul versiyonu”yla8 dağıtılmıştı ve yayımcısı edebe aykırı görülen kısımları çıkarıp bazı kavramları daha az tedirginlik yaratacak biçimlere sokmuştu (Bradbury bunu anladığında öyle bir kıyamet koptu ki yayımcı da romanın aslını 1980’lerde yeniden yayımladı).

Fakat Fahrenheit 451’in meselesi sadece kitaplar değil ve romanın ürkütücü doğasını fark etmenin anahtarı da burada. Kitap yönüne fazla bağlı kalırsak roman gözümüzde bir kitap hastasının kâbusu olup çıkar ama gerçek şu ki Bradbury televizyon, sinema ve (o zamanlar aklına gelmeyenler de dâhil) diğer kitle iletişim araçlarının toplumu nasıl etkilediğini görüp aslında bunu yazmıştı. Kısalan dikkat süreleri insanları sürekli heyecan ve anlık zevkler aramaya yöneltiyor, sonuçta hakikati aramakla ilgisi kalmayan dahası bu yöndeki yeteneğini de yitiren bir toplum yaratıyordu.

Fahrenheit 451’in eskisinden daha da ürpertici olmasının nedeni, “yalan haber”9 ve İnternet kumpası altındaki bu yeni çağda muhtemelen Bradbury’nin korkutucu gelecek tasvirinin sahneye konmuş olması; yalnızca onun hayal ettiğinden daha yavaş oynanan versiyonuna tanık oluyoruz.

Bradbury romanın ana antagonisti olan İtfaiye Şefi Beatty’ye olayların nasıl geliştiğini anlattırır: Televizyon ve spor dikkat sürelerini azaltınca kitaplar da kısalan dikkat sürelerine uygun şekilde kırpılmaya başlandı. Bir taraftan insanlar da kitaplarda gözlerine artık saldırgan görünen dil ve kavramlardan şikâyet ediyordu ve itfaiyecilere de insanları canlarını sıkan bu kavramlardan korumak için kitapları yakma görevi verildi. Vaziyet henüz bu kadar iç karartıcı olmaktan epey uzak ama tohumların serpildiği de ortada. Dikkat süreleri artık daha kısa.10 Romanların kırpılmış, sansüre uğramış versiyonları var.11 Sinema ve televizyonda gittikçe hızlanan kurgular çekiliyor ve çoğumuz ancak heyecanı, aksiyonu hiç dinmeyen hikâyelere dikkat verip daha yavaş, düşünmeye sevk eden hikâyeleri sıkıcı bulurken bilgisayar oyunlarının kurguda ve hikâyeyi hızlandırmada ne kadar etkili olduğunu tartışmaya gerek yok.

ray bradbury

Tüm mesele şu ki…

Fahrenheit 451 tam da bu nedenle hâlâ ürkütücü ve aradan geçen yıllara rağmen yakın gelecekte de ürkütmeye devam edecek. Hikâye esasında bile isteye, hatta hevesle kendi yıkımına ortak olan bir toplumu anlatıyor. Montag televizyondaki programları kapatıp karısını ve arkadaşlarını düşünmeye, yaşamlarını sorgulamaya ikna etmeye çalıştığında bunun karşılığı öfke ve şaşkınlık olur; anlar ki onlara yardım etmek artık mümkün değildir çünkü düşünmek ve farkına varmak istemiyorlardır.  Onların tercihi köpükler içinde yaşamaktı. İnsanlar ne zaman ki rahatlatıcı gelmeyen, kafalarındaki hükümlere karşı çıkan düşünceleri hiçe saymayı seçtiler kitaplar da işte o zaman yakılmaya başlandı.

Bu köpükleri çevremizde her gün görüyoruz ve hepimiz büyük oranda yalnızca kendi düşüncelerine destek bulduğu sınırlı kaynaklardan bilgiye ulaşan insanlar tanıyoruz. Kitap yasaklarına ve sansürlere karşı hâlâ sağlam bir direniş ve karşı çıkış var; ama sosyal medyaya bir bakın insanlar hoşlanmadıkları hikâyelere düşmanca yaklaşabiliyor, rahatlarını bozan ya da korkutucu her türlü şeyin önünde daracık bilgi “kuleleri” dikebiliyorlar ve ne kadar az okuduklarından, kendi deneyimlerinin ötesinde ne kadar az şey bildiklerinden nasıl iftiharla bahsediyorlar.

Fahrenheit 451’in tohumları görüldüğü üzere çoktan serpildi. İlla ki dallanıp budaklanacak değiller ama kitabın korkutucu doğası da burada gizli. Bilgiyi ortadan kaldırmak için kitapları yakan itfaiyeciler gibi kaçık bir kavramdan çok daha fazlası var önümüzde. Fahrenheit 451, toplumumuzun tek bir silah patlamadan bile nasıl yerle bir olabileceğini vurucu ve korkutucu biçimde analiz ediyor, basit eğlencelerin dört bir yanı kuşattığı, günün her anı yanımızda olan cihazların duymak istemediğimiz her bilginin tepesine basmaya hazır beklediği modern çağın kapkaranlık bir yansıması oluyor.

Romanla yeniden tanışmanın ya da onu ilk kez okumanın tam zamanı. Çünkü –hazır olun muhtemelen söylenebilecek en korkunç şeylerden biri geliyor– bu kitabı okumanın zamanı hiç geçmeyecek.

ray bradbury

1 Ray Bradbury, Fahrenheit 451, çev. Zerrin Kayalıoğlu; Korkut Kayalıoğlu, İthaki Yayınları, 2012.

2 (Ç.N.) Yazar Terminatör serisindeki filmlere gönderme yapıyor.

3 (Ç.N.) Yazar, 2006 yapımı Ahmaklar filmine gönderme yapıyor.

4 George Orwell, 1984, çev. Celal Üster, Can Yayınları, 2000.

5 (Ç.N.) Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü kitabından televizyona uyarlanan 2017 yapımı dizi.

https://www.blutv.com.tr/diziler/yabanci/the-handmaids-tale

6 (Ç.N.) Yazarın söz ettiği uyarlama 2018 yılında gösterime girmiştir.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-130316/

7 Yazar burada Fahrenheit 451’den yapılan alıntıların olduğu bir sayfaya bağlantı veriyor ve kitapla ilgili bu tür paylaşımların yaygınlığını vurguluyor. Hızlı bir internet taramasıyla benzer durumun Türkçe sayfalarda da geçerli olduğunu görebiliyoruz. Örneğin: https://1000kitap.com/kitap/fahrenheit-451--1687/alintilar

8 (Ç.N.) Kitap 1998’de Mississippi Lisesi’nde bir ebeveynin şikâyeti üzerine yasaklanmıştı.

http://www.kayiprihtim.org/portal/projeler/yasaklanmis-10-meshur-bilimkurgu-eseri/

9 (Ç.N.) Yazar, sosyal medya ile “yalan haber” arasındaki ilişkiye yönelik aşağıdaki kaynağı referans gösteriyor:

https://www.thoughtco.com/identify-satire-as-fake-news-lesson-4115986

Yalan haber ve yanlış bilginin Türkiye’deki durumuyla ilgili aşağıdaki Journo makalesine göz atabilirsiniz:

https://journo.com.tr/turkiye-yalan-haber-dezenformasyon

10 Yazar iddiasını kuvvetlendirmek için dikkat süresinin kısalmasında medyanın rolünü tartışan bir Guardian makalesine yer vermiştir.

https://www.theguardian.com/media-network/media-network-blog/2012/mar/19/attention-span-internet-consumer

11 Yazar, Mark Twain’in romanı Huckleberry Finn’de 219 kez tekrarlanan “nigger” (negro) kelimesinin yeni NewSouth Books baskısında “köle” ile değiştirilmesinin düşünüldüğünden bahsetmektedir.

https://www.motherjones.com/kevin-drum/2011/01/bowdlerizing-huck/

Çeviren: Burcu Uluçay

burcu.ulucay@yahoo.com

(Thoughtco)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR