Faruk Duman: “Ben Türkçe yazıyorum. Türkçenin sesini, ruhunu aramak hoşuma gidiyor.”

Faruk Duman: “Ben Türkçe yazıyorum. Türkçenin sesini, ruhunu aramak hoşuma gidiyor.”


Twitter'da Paylaş
0

Yeni öykü kitabın Baykuş Virane Sever yayımlandı. Birkaç yıldan beri çok üretkensin. Çok üretken olmak yaratıcı yazar için tehlikeli midir?

Çok üretken olduğumu düşünmüyorum. Olsa da tehlikeli olmazdı.

Faruk Duman’ın kendine özgü bir dili var. Buna giderek özel bir dil diyebilir miyiz?

Özel bir dil diyebilir miyiz; sanmıyorum. Kendine özgü denebilir ama. Çünkü ikisi farklı; belki “kendine özgü dil” her yazarda bulunmalı. Ama “özel” bütünüyle kapalı anlamına gelir. Ben Türkçe yazıyorum. Türkçenin sesini, ruhunu aramak hoşuma gidiyor. Bunun yanında tabii esas meseleler de var; son birkaç kitaptan bu yana öykülerin yansıtmaya, kurmaya çalıştıkları bir dünya var. Bunlar daha çok meşgul ediyor beni.

Roman ile öykü arasındaki biçimsel ayrımları yok eden bir anlatımın var...

Ben bunu çıkıp kendi yazma biçimim açısından değerlendirebilirim tabii ama herhalde bana düşmez. Sözünü ettiğiniz biçimsel ayrımların azalması, benimle ilgili bir konu değil; zaten oluyor. Başından beri yoktu hatta, bence.

Yazdığın öyküler birer masal, çağdaş masal mı?

Değil. Çağdaş öykü.

Yazdıklarının sonunda nereye gitmesini istiyorsun?

Bugün bizim dilini kullanarak yazdığımız, masallarını, hikâyelerini, türkülerini dinleyerek büyüdüğümüz halkımıza. (Bu şık yanıt, halk lafını duyunca kaşınanlara gitsin.) Peki, yazınsal olarak nereye gitmesini istiyorum yazdıklarımın? Böyle bir hedef yok; olsaydı, yazamazdım da.

Editörlük yazarın önünde engel mi?

Değil. Ama alışması zor. Bundan on yıl önce başladım editörlüğe. İlk birkaç yıl zorlandım. Çünkü yazar olarak sizin bir anlayışınız var, beğeniniz var. Ancak editörlükte başka anlayışlara açık olmanız gerekir. Tabii yazınsal kusurları yakalamak, sözgelimi… Böyle bir şey kendiniz yazdığınızda bir eğlencedir. Ama işe dönüşünce ağır bir sorumluluk oluyor. Tabii, dediğim gibi, bir süre sonra iki kişi gibi, iki işi ayırmasını öğreniyorsunuz.

İstanbul’da yaşamaktan hoşnut musun? İstanbul dışında nerelere gidiyorsun?

İstanbul’u seviyorum. Hemen hemen bütün kitap fuarlarına gidiyorum. Bunun dışında çeşitli söyleşiler, etkinlikler için de farklı farklı illere gittiğim oluyor. Anadolu’daki illere gitmekten büyük keyif alıyorum.

En sevdiğin yazarlar ve yeni okuduklarından en sevdiklerin...

Klasikler, bizim 50 Kuşağı’nın yazar ve şairleri... Özellikle öyküde yeni yazılanları iyi takip ediyorum. Geçen yıl İlhan Durusel’in Gül Öksüren Melek’ini, Sine Ergün’ün Bazen Hayat’ını ve Bora Abdo’nun Öteki Kışın Kitabı’nı sevdim. Herhalde öykü romandan daha iyi gidiyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR