Folklordaki Canavarlar
16 Haziran 2019 Edebiyat Tarih

Folklordaki Canavarlar


Twitter'da Paylaş
0

Birçok Batı dilinde “canavar” kelimesinin Latince kökeni monstrum, yani “alamet” anlamına gelir. Bedensel şekil bozuklukları (örneğin bitişik ikizler) binlerce yıldan beri Tanrı’dan gelen işaretler ya da uyarılar olarak görülüyordu.

Tanrılar ve canavarlar yol arkadaşlarıdır. Tek gözlü Kyklop’lar tanrı Uranos ile tanrıça Gaia’nın çocuklarıydı. Alt kısımları bazen yılan biçiminde tasvir edilen devler de öyle. Yazgılarından hoşnut olmayan bu canavarlar Olympos’a saldırarak tanrıları devirmeye kalkıştılar. Aile ilişkileri Saturnus’un doğumuyla da düzelemedi. Babasını hadım ederek tahttan indiren Saturnus daha sonra iktidarı ele geçirmelerini önlemek için öz çocuklarını yuttu.

Eski çağlardan beri tanrıları ve canavarları ayırt etmek zor olmuştur. Her ikisi de doğaüstüdür, yani günlük yaşantının geçtiği alanların ötesindedir. Bu nedenle insanda korku uyandırırlar. Birçok ilah özünde canavar görüntüsü taşır. Eski Mısır tanrıları hayvan başlı olarak tasvir edilmeleri, inananları korkutmaya, tanrıların başka bir âlemde yaşadıklarını vurgulamaya yöneliktir. Virgil Aeneis adlı eserinde Mısırlıların “her kılığa giren canavar tanrılardan ve havlayan Anubis’lerden” bahseder. Gözdağı unsuru diğer kültürlerde de görülür. Hindu tanrıçası Kali dehşet saçmak amacıyla canavarca bir görünüme bürünür. Dallı budaklı kolları, dağınık saçları ve kurukafalardan oluşan gerdanlığıyla kuşaklar boyunca sanatçıların hayal gücünü tutsak aldı. 

Folklordaki efsaneler insanların ateş başında toplandığı uzun gecelerde doğdu. Hurafelerin daha yaygın olduğu ya da en azından dünyanın hayret edilecek daha fazla şey barındırdığı bir dönemi yansıtan bu öyküler daima hem büyüyü hem de canavarları içerir. Folklordaki canavarlar ormanlardaki kuytu alanların ve şehirlerin ötesindeki ıssız, kasvetli yerlerin yaratıklarıdır. Tedbirsiz yolcuları gafil avlamak için pusuda beklerler. Folklor geleneği sözlü aktarıma dayalı olduğundan öyküler her anlatımda değişime uğrayabilir.

Efsaneler kolayca ortaya çıkabilir ve ara sıra tuhaf bir olay yeni bir masal yaratmanın kıvılcımını çakar. Meşhur örneklerden biri 1764-1767 arasında yerel bir histeriye ve uzun bir ava yol açan Gévaudan canavarıdır. Civardaki ölümlerin iri bir kurda benzeyen bu canavarla ilişkilendirilmesi Fransa kralını yöreye bir müfreze asker göndermeye yöneltti. Askerler bölgedeki kurtların kökünü büyük ölçüde kurutunca saldırılar durdu.

Kuzey Amerika 18. ve 19. yüzyıllarda batı kıyılarına yapılan göçler sırasında ormanlarda çalışan baltacıların keşfettiği bir sürü yeni canavarın ortaya çıkışına sahne oldu. Bu “korkunç mahluklar” arasında “balta sapı tazısı” gibi tuhaf ve dehşetengiz yaratıklar vardı. Pennsylvania iğrenç derecede çirkin olduğu ve yakalandığında gözyaşına boğulduğu söylenen squonk’un, Wisconsin ise dinozora benzer yırtıcı bir hayvan olarak tarif edilen hodag’ın yurduydu. Böyle uydurma hayvanların hepsi T. M. Cox’un 1910’da yayımlanan Kereste Ormanlarının Korkunç Yaratıkları kitabında yer aldı. Çok yakın dönemde doğan yeni mitler arasında Meksika’daki keçi yiyen chupacabra ve ABD’nin Batı Virginia eyaletinde 1966-67’de görüldüğü ileri sürülen “kelebek-adam” sayılabilir. 

Canavarlar dinsel nitelikte yortular gibi yerel şenliklerde de önemli bir rol oynar. Güney Fransa’daki Tarascon kasabasında her yıl düzenlenen tören alaylarıyla Azize Marta’nın altı bacaklı Tarasque (bir tür ejderha) karşısında kazandığı zafer anılır. Kasaba halkı, ağzına bir adam sıkıştırılmış yaratığın ürkütücü bir kuklasını sokaklarda dolaştırır. İspanya’nın Katalonya bölgesinde ve Valencia kentinde geçit törenlerine katılanlar şeytan ve ejderha maketleri taşırken, bazı Alp bölgelerinde boynuzlu Krampus figürü, yaramaz çocukları cezalandıracak bir tür simge işlevi görür.

Yüz İblisin Gece Geçidi

Japon halk inanışına göre her yaz canavarlar bir gece sokaklarda geçide çıkar. Japonca karşılığı Hyakki Yako olan bu geçit, inanca göre sanatçıları, dans eden kediler, canlanan ev eşyaları, her türlü iblis ve hortlar gibi hayallerinde canlandırdıkları şeyleri resme dökme serbestliğini sağlar. Gece Geçidi 18. yüzyılda Toriyama Sekien’in yazdığı ve resimlerini çizdiği bir kitabın yayımlanmasıyla popüler hâle geldi. Bilgin ve usta ressam Sekien bilinen bütün hortlak ve canavar türlerinin kataloğunu çıkarmaya karar verdi. İlk cilt 1781’de Yüz İblisin Gece Geçidi adı altında yayımlandı. Sekien ve çağdaşlarının tasvir ettiği yaratıklar genellikle yokai olarak bilinen doğaüstü canavar-cinlerdir. Bunlar kappa’ları, lastik gibi esneyen rokorukubi’leri ve kanatlı tengu’ları kapsar. Zararsız olmasalar da eğlenceli yanları vardır. Ne var ki Sekien mizah duyusu daha sınırlı olan ve bazı Budist geleneklerde cehennemde günahkârları cezalandırdıkları söylenen oni’lere, yani normalde sopa kullanan öcü tipinde yaratıklara da yer verdi.

İblislerin varlığına inanmayla bağlantılı popüler bir eğlence de “yüz doğaüstü masalın toplanması” olarak bilinen salon oyunuydu. Samurayların bir cesaret sınaması olarak oynadığı bu oyun, yüz mumun yakılmasıyla başlardı. Konuklar sırayla bir hortlak öyküsü anlatırdı ve her öyküden sonra bir mum söndürülürdü. Son mum titreyerek söndüğünde canavarların içeriye dalacağına inanılırdı.

Kaynak: Christopher Dell, Canavarlar: Garip Yaratıklar Kitabı, Nurettin Elhüseyni, YKY, 2014)

Hazırlayan: Aslı İdil Kaynar


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR