Frankestein’ın Yazarı Mary Shelley, Doğa ve Mutluluğunun Anlamı Üzerine
6 Aralık 2018 Edebiyat

Frankestein’ın Yazarı Mary Shelley, Doğa ve Mutluluğunun Anlamı Üzerine


Twitter'da Paylaş
0

“Bu harikulade havalarda kendimi yeni kanatlanmış bir kuş misali mutlu hissediyor, yeni bulduğum kanatları deneyebileyim diye uçtuğum ince dallara neredeyse hiç dikkat etmiyorum.”

Mary Shelley –o zamanlar hâlâ Mary Wollstonecraft Godwin– 1816 yılının yaz aylarında, on dokuzuncu yaş gününden haftalar önce üvey kardeşi Claire, o sıralar yirmili yaşlarında olan şair Lord Byron ve Percy Shelley ile birlikte icat ettikleri bir yaratıcılık oyununda uydurduğu Frankestein, kuşaklar boyunca yazarları etkilemeye devam edecek ve hasıraltı edilen bilimle ilintili sosyal sorumluluk meselelerinin alameti haline gelecekti.

Romantik akımın bir çok yazarı gibi Shelley de topluma yönelik olarak icra ettiği sanatla özel yaşamını aktardığı günlük ve mektup biçimleri arasında fark gözetmedi hatta ikincisi, birincisini geliştirmek ve damıtmak için bir kum havuzu vazifesi gördü. Mektuplarını edebi birer metinmişçesine oluşturmaya Percy Shelley ile birlikte çıktıkları zorlu İsviçre seyahati sırasında başladı – Mary Shelley aşığı Percy ile kaçmış ve kendini adeta bir sürgüne mahkum etmişti. Percy Shelley’e yazdığı ilk aşk mektupları ergen bir genç kızın bilincinden fışkıran hayat dolu enerjiyi dışa vururken kendi seçimi olan bu sürgünden arkadaşlarına ve ailesine yazdığı mektuplar, –o zaman için olağan dışı kabul edilen durumun doğası gereğince– her şeyi çok daha dramatik hale getiren edebi birer gezi yazısı tonundaydı. 1816 yılı, İsviçre’ye seyahat eden dört genç insan için “aşk yazı” olarak nitelenedursun 1815 yılında Endonezya’daki Tambora Volkanı’nda tarihin en büyük patlaması yaşanmış ve kuzey yarı küreyi soğuk bir kın gibi saran kül bulutu yüzünden 1816 yazı, “yaz yaşanmayan yıl” olarak tabir edilmişti.

mary shelleyMary Shelley. Literary Witches isimli çalışmadan — Dünyayı büyüleyen ve değiştiren öncü kadın yazarlar için illüstrasyonlu kutlama.

Shelley, 1816 baharında kardeşi Fanny’e bir mektup yazar ve Fransa’dan –bir süre sonra Frankestein’ı kurgulayacağı, İsviçre göllerinin en geniş ve derini olan– Cenevre Gölü’ne yapmış oldukları zorlu ancak nefes kesici seyahati tasvir eder. Metin, beden ve ruhun bir olduğu, tabiatın çarpıcı kostüm değişikliklerinin zarif detaylarla tasvir edildiği lirik bir gezi günlüğüdür. Shelley’nin kroniğini çıkardığı seyahatin istikametinde sadece mikroklimalar ve geniş araziler yer almaz, bu zorlu yolda hedeflenen sadece fiziksel bir varış noktası değil aynı zamanda psişik bir zirvedir, mutluluğun, harmoninin ve kendi farkındalığına varmanın zirvesi.

Ve Shelley, çığır açan İskoç dağcı ve şair Nan Sheperd’dan bir yüzyıl önce dağları yaşamanın baş döndürücü bir izahını yapar:

“Yol yılan gibi kıvrılıyordu ve fazlasıyla sarptı. Bir kıyısında hızla sürüklenen bulutların karanlığıyla dolu körfez, öteki kıyısındaysa güç ayırt edilebilen dik ve derin uçurumlar vardı. Belli belirsiz akan dağ çaylarının tükenişi Fransa’nın düzlüklerinden çıktığımızı haber veriyordu. Şiddetli rüzgâr ve yağmurun ortasında iyice yükseldik ve Paris’ten yola çıkışımızın dördüncü gününde, saat on iki sularında Champagnole’a vardık.

Ertesi sabah dağ geçitlerini takip ederek vadilerin arasından ilerlemeye devam ettik. Manzara büyüdükçe büyüdü, görkemli bir hal aldı. Ulaşılması, dahası, akıl almaz kalınlığa erişmiş gövdeleriyle içinden geçilmesi imkânsız çam ormanları her tarafa yayılmıştı. Vadilere yol alan rotayı takip ettiğimiz sürece bu karanlık ormanlar zaman zaman azaldı onlardan geriye kökleri boş yarıkların arasında düğümlenmiş eciş bücüş ağaçlar kaldı. Yol buzul bölgelerine doğru döne döne yükseldi. Tarumar olmuş ormanlar, dalları karla yüklü, devasa gövdelerinin yarısı engebeli kar örtüsüne gömülü çamlar.

Bahar, orada yaşayanların bizlere söylediği üzere, beklenmedik bir biçimde geç kalmıştı ve hava, hakikaten haddinden fazla soğuktu. Vadilerden geçerken üzerimize yağmur yağdıran aynı bulutlar, dağlara doğru yol aldıkça yoğun ve iri kar tanelerini üzerimize dökmeye başladı. Güneş bu sağanakların arasından nadiren parlıyor ve dağ geçitlerini aydınlatıyordu. Bazı geçitlerde dalları karla ağırlaşmış devasa çam ağaçlarının etrafı dağılan ve usul usul ilerleyen buğuyla çevriliydi. Bazılarındaysa kule misali yükselen gölgeli uçları güneşli gökyüzüne, ışıl ışıl ve berrak gök mavisine yönelmiş.

Tepemize düşecekmiş gibi asılı duran kayaları beyaza boyarken izleğimiz kar, akşam ilerleyip de biz yükseğe çıktıkça şiddetini artırdı ve geceyi Les Rousses’nin kötü hanlarından birinde, kirli yataklarda geçirmek zorunda kalacağımızın bir emaresi oldu. Bulunduğumuz yerden Cenevre’ye iki yol vardı. Biri, dağ rotası takip edildiğinde birkaç ligde bir muazzam derinliğe ulaşan karlarla kaplı ancak daha kısa ve yılın bu zamanında ulaşımın göreceli olarak daha kolay gerçekleştirildiği Nion yolu ötekiyse günün geç saatlerinde denemek için fazlasıyla dolambaçlı ve tehlikeli olan Gex yolu. Pasaportumuz Gex içindi ve bize verilen bilgi, istikameti değiştiremeyeceğimiz yönündeydi. Ne var ki, kendi içlerinde sert uygulanan polis kurallarının hepsi yeterince rüşvetle yumuşatılabilir. Bu güçlüğün de üstesinden geldik ve yükümüze yardımcı olmak üzere bizimle gelecek on adam bulduk. Dört atın çektiği arabamız Les Rousses’den saat akşam altı civarı, güneşin çoktan alçaldığı be yaklaşmakta olan karanlığın bizi Cenevre Gölü ve uzaklardaki Alplerin manzarasından mahrum ettiği bir vakitte, camlarına karşı yağan karın altında yola çıktı.”

Shelley, “Bu mesken tutulmamış çölün doğal sessizliğinden,” dem vurur ve devam eder:

“Bir manzara asla bu kadar ıssız olamazdı. Gözlerimizi teskin eden ne bir nehir ne de kayalarla çevrili çayırlardı. Karın uçsuz bucaksız genişliğini kare kare bölen ve bu görkemli manzarayı resmedilmeye değer kılan, beyaz ıssızlığa kümeler halinde saçılmış devasa ağaçlardı.”

mary shelley“Mont Blanc after sunset from the Secheron” Thomas Henry Graham (1793-1881), New York Halk Kütüphanesi.

Nihayetinde Cenevre Gölü’ne varırlar. Shelley göl sularını, “Aynen yansıdığı cennetler gibi mavi,” diyerek yere göğe sığdıramayacak ve maviyi edebiyatın en güzel renk tasvirlerinden biriyle kutsayacaktır.

Shelley, Cenevre Gölü’nün kıyısında doğanın tümüyle farklı bir tezahürünü keşfeder:

 “Ulaştık… ılık gün ışığına ve güneş-sever böceklerin uğultusuna. Otelimizin pencerelerinden gölü görüyoruz, aynen yansıdığı cennetler gibi mavi ve altın sarısı huzmelerle ışıl ışıl. Karşı kıyıyı kaplayan asmalar mevsimleri değilse bile geniş manzaraya güzellik katıyor. Artlarında dağ sıralarının yükseldiği bu kıyılaraysa beyefendilerin oturduğu yerler serpiştirilmiş. Ve uzaklarda, karla kaplı Alplerin ortasında heybetli Mont Blanc yükseliyor – Alplerin en yüksek zirvesi ve dağ sıralarının kraliçesi. Gölün yansıttığı manzara bu işte, parlak bir yaz sahnesi.”

mary shelley“The Child Mary Shelley (at her Mother’s Death)” by William Blake.

Shelley ulaştığı bu sükunet ve memnuniyet halini anlatır:

“Alacakaranlık burada kısa sürse de, yükselmekte olan ayın ayrıcalıklı tadını çıkarıyor ve saat ondan önce nadiren dönüyoruz. Kıyıya yaklaştığımızda bizi selamlayan yeni biçilmiş çimlerin enfes kokusu, çekirgelerin sesi ve akşam kuşlarının şarkısı oluyor. Bu harikulade havalarda kendimi yeni kanatlanmış bir kuş misali mutlu hissediyor, yeni bulduğum kanatları deneyebileyim diye uçtuğum ince dallara neredeyse hiç dikkat etmiyorum.”

İsviçre seyahatinin üzerinden bir yıl geçer ve artık Percy ile evli olan Mary Shelley bir yandan Frankestein’ın el yazmasını tamamlamaya çalışırken öte yandan seyahat süresince yazdığı mektupları bir araya getirmeye çalışır. Mektuplarını uyarlarken kendisine örnek olarak seçeceği metinlerse annesi, öncü feminist ve siyasi düşünür Mary Wollstonecraft’ın İsveç, Norveç ve Danimarka’da yazmış olduğu mektuplardır. Nihayetinde çıkmış oldukları seyahatte tuttukları ortak günlük ve bu uyarlanmış mektuplar ince bir kitapta toplanır ve “History of a Six Weeks’ Tour Through a Part of France, Switzerland, Germany and Holland” ismiyle yayımlanır.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

(Brainpickings)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR