Fuentes’in Bellek Tiyatrosu: Terra Nostra
8 Mayıs 2019 Edebiyat Roman

Fuentes’in Bellek Tiyatrosu: Terra Nostra


Twitter'da Paylaş
1

Terra Nostra gerçek edebiyat okurlarının üstünde düşünüp içinden fazlasıyla yararlanabileceği bir yapıt.

Yeryüzünde yürümüş, dahası yürüyecek birçok insan için eski İspanya tarihi Cervantes’in anlattıklarından başkası değildir. Don Quijote gerçekte varoldu mu, olmadı mı, bunun artık hiçbir önemi yok. Her okuma farklı bir yol izliyorsa eğer, o halde Don Quijote sonsuza kadar her okumada yenilenerek-değişerek başka biçimlerde kendini var edecektir (elbette roman sanatı var olduğu sürece Don Quijote’ninde okunacağını-yaşayacağını var sayıyorum). Bu varsayımdan yola çıkarak tarihin her kaynakta yeniden yazılabileceğini sanırım iddia edebilirim: Sonsuz sayıda yazı türünde ve okuma biçimlerinde. Terra Nostra kıyamet gününden başlayarak, var olan tarihi kurgulayarak (hem de bolca tarihsel kişilik ve edebiyat metinlerinden yararlanarak: Don Quijote, Don Juan, Sek Sek, Sefiller, Elephantis, Tiberius, Kabil ve Habil, vs.), başı ve sonu birbirine bağlayan ve yaratılışı yeniden başlatarak sonlanan bir yapıt. Bu da gösteriyor ki Terra Nostra asla bitmeyecek bir roman. Hiç kuşkusuz hiç kimse tarihi edebiyat metinlerinden öğrenmeye kalkışmaz ama yine de tarihin ruhunu bu metinlerden geçtiğini bilir, en azından işin ehli kişilerin bunun farkında olduğunu kabul edebiliriz.

Carlos Fuentes Tarra Nostra romanında İspanya tarihini Meksika tarihiyle buluşturarak-birleştirerek âdeta tarihi yeniden yazmış ya da yazılabileceğini bir kez daha göstermeye çalışmış, en azından roman okurlarına. Melankolik ve dindar olan El Señor Felipe, ataları için bir Anıt Mezar yapmaya çalışır. Mezarlarından çıkarılan tabutlar, otuz ölü, otuz senor, otuz arabanın içinde günlerce yol alınarak taşınır. Bu Anıt Mezar’ı inşa eden işçiler. Hayaller, umutlar, katliamlar. Düş içinde düş. Meczup Kadın, bakir La Señora, umudu tanrısız bir dünyada arayan öğrenci Ludovico, kraliçenin ruhunu içinde barındırdığına inandığı dişi kurdu düzen El Señor, belleğini başkalarına aktaran Celestina, Pedro, Inés, aşağılanmış Guzmán… Her karakter ayrı ayrı incelenmeyi ve yorumlanmayı hak edecek kadar değerli.

carlos fuentes

Terra Nostra âdeta bir insanlık tiyatrosu gibi. Sahne değiştikçe aynı kişiler başka kılıklarda yeniden karşımıza çıkar. İktidarı ellerinde bulunduranlar hep benzer özellikler taşır, zülme isyan edip bu kötü düzene dur demeye kalkışanlarda öyle. Katliam yapanlar ya da katliam emrini verenlerle katledilenler ve özgür bir dünyayı hayal edenler tarih içinde hep kendi özelliklerini taşıyarak-aktararak yeniden âdeta reenkarnasyon geçirirler. Onlar bir şekilde kendilerini hep var ederler. Terra Nostra tarihi kurmaya çalışan señor’lar ile señora’ların hikâyeleri gibi dursa da (ama tarih zaten tarihi yazanların değil midir çoğu defa?) aslında daha çok bir insanlık belleği gibi: Ezen ve ezilen, katleden ve katledilen, elindekileri korumaya çalışırken dostlarını satmaktan geri kalmayan, düş kuran, deliren, La Señora bile olsan kadınsan eğer erkekler dünyasında hor gürülüp hırpalanmaktan asla kurtulamayan, vs.

“Başka bir zamana mı aktarıldık, yoksa başka bir zaman mı zamanımızı işgal etti?” Soruyu soran ben değilim, Fuentes. “Peki ya sen, senin olan bir devirde mi yaşıyorsun, yoksa başka bir zamandan gelen bir hayalet misin?” Fuentes zamanı parçalayarak hikâyesini kurguluyor ve benzer soruları tekrar tekrar sordurtuyor.

Terra Nostra hacimli bir kitap, okunması güç bir roman, kabul ediyorum; yine de gerçek edebiyat okurlarının üstünde düşünüp içinden fazlasıyla yararlanabileceği bir yapıt, bundan hiç kuşkunuz olmasın. Ve edebiyat tarihi bakımından büyük roman kuşağının izinden giderken kendine özgü bir dille insana ve insanlığa ayna tutan bir yapıt. Gelelim başa yine, belki de birçok okur için Hristiyan Avrupa Tarihi, Meksika-Yeni Dünya ya da İnsanlık Tarihi Terra Nostra’dan ibaret olacaktır, her defasından kendini çoğaltan sonsuz okuma biçimiyle...

Carlos Fuentes, Terra Nostra, Çeviren: Bülent Doğan, Can Yayınları


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Eyyüp Özdemir
''Yeryüzünde yürümüş, dahası yürüyecek birçok insan için eski İspanya tarihi Cervantes’in anlattıklarından başkası değildir.'' Bu giriş cümlesi bile metnin tümünün okunması için okuru sürüklüyor. Hem sadece bu metin için de değil Sezgin'in tüm yazdıklarına bakmayı tekrar tekrar okuma arzusunu uyandırıyor okurda..
4:14 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR