Geleceğin kitaplığı
28 Ekim 2014 Ne Haber Hayat Eğitim Şehir

Geleceğin kitaplığı


Twitter'da Paylaş
0

Katie Paterson’ın Kitaplık projesi önce gazetelerin yazın ağırlıklı kültür sayfalarında “Margaret Atwood’un yüz yıl sonra yayımlanacak son yapıtı” olarak haberleşti, neden sonra yazarın ve kitabının bu projenin küçük bir parçası olduğu anlaşıldı. Görsel sanat dergileriyse projeye daha geniş bakabildiler. O zaman nedir bu Geleceğin Kitaplığı, birkaç satır da biz yazalım. Tam yüz yıl sonra, 2114’de tamamlanacak bu kitaplık. Oslo’da açılacak ve yalnızca yüz kitap içerecek. Kitapların hiçbiri henüz ortada yok, yazılmadılar. Yalnızca ilk kitabın yazarı belli: Margaret Atwood. Ne yazacağını kimse bilmiyor ve yüz yıl süresince de bilen olmayacak. Geleceğin Kitaplığı nedir, diye soranlara Haida’nın öyküsünü anlatıyor Margaret Atwood. Haida, Kanada’nın batı kıyısında yaşayan yerlilerin konuştuğu bir dil; büyük bir kabilenin köklü kültürünün gelişmiş bir dili. İlk kez 19. yüzyılın son yıllarında Kuzey Amerika’ya yerleşmiş insanlarla karşılaştıklarında Avrupa’dan gelme hastalıkları da kaptıklarından kabile kısa bir süre içinde talan olur ve geriye yalnızca yüz kişi kalır. Kızamık ve zatürreeden kurtulabilmiş bu küçücük grubun içinde iki de şair vardır. Şairden çok, hikâyeler ve menkıbeler anlatarak kabilenin tarihini kuşaktan kuşağa aktaran halk ozanlarıdır bu kişiler. Haida dili gelişmiştir ama alfabesi olmadığından yazılamaz, oral bir dildir ve yalnızca konuşularak yaşamak zorundadır ve bu iki ozan, salgın hastalıklardan sağ çıkabilmiş yüz kişinin de fazla dayanamayacağını ayırt ettiğinde kültürlerinden geleceğe bir iz nasıl bırakabileceklerini düşünmeye koyulur. Tam o sırada Amerikalı bir dilbilimci olan John Swanton uğrar köye ve şairlere yardım elini uzatır. Swanton tek sözcük Haida bilmemektedir ve ozanlar da İngilizceden bihaberdir. İki dilden de az çok anlayan bir çevirmenin yardımıyla ozanlar yıllar boyunca derledikleri şiirleri sözcük sözcük İngilizceye aktarırlar. Amerikalı dilbilimci bunları fonetik olarak kâğıda geçirir ve çıkarabildiği kadarıyla kaba bir çeviri yapar. Yüz yıldır bir kütüphanenin arşivlerinde bekleyen bu destanımsı hikâyeler birkaç yıl önce Kanadalı şair ve çevirmen Robert Bringhurst tarafından keşfedilir. Foniklerden anlayabildiği kadarıyla eski Hint, Yunan, İskandinav söylenceleri denli varsıl ve epik bir hikâyeler dizisi içermektedir bu metinler. Bringhurst tek başına Haida dilini öğrenir, yazılabilecek biçime getirir, elindeki çevirileri yeniden Haida dilinde yazar ve metinleri bir kez daha Haida’dan İngilizceye çevirir. Yüz yıl önce folk hikâyeleri olarak kabul edilip arşivlerde unutulmuş bu metinleri Robert Bringhurst düzyazı şiir olarak tanımlar ve o iki halk ozanına da şair demeyi yeğler. Metinler ya da şiirlerin ilk kitabı 2000 yılında, ikinci ve üçüncü kitapları 2014 yılında yayımlanır ve Haida söylenceleri yeni Binbir Gece Masalları olarak dünya kültürüne ve edebiyatına girer. Yüz yıldır unutulmuş bir dille birlikte yok olmuş kültürün bir dünya kalıtına dönüşmesinin öyküsü, Geleceğin Kitaplığı’nın da var olma nedenini açıklıyor Margaret Atwood’a göre. Haida öyküsüyle kıyasladığında tersten çalışan bir proje. Yok olmuşu yerine koymaktansa henüz olmayandan yok edilemeyecek bir birikim yaratmak. Sıfırdan başlayarak sonunda yüz kitap içerecek, neredeyse kurgu bir geçmişi yansıtan bir kitaplık kurmak. Kurmak değil de yaratmak. Bu kitaplığın ilk kitabının yazarı olarak da Margaret Atwood’un seçilmesi bir rastlantı değil; yazarın gelecekteki dünyaları ve yaşamları imgeleyen konularla ve zaman kavramıyla haşır neşir olduğu biliniyor. Geleceğin Kitaplığı, İskoçyalı sanatçı Katie Paterson’ın projesi. Şimdilerde Berlin’de yaşayan Paterson, genç kuşağın parlak ve üretken sanatçılarından. Doğayı, ekolojiyi, kozmosu ve zamanı irdeleyen, nanoteknolojiyi, dönüşüm teknolojilerini kullanan, fizikçiler ve gökbilimcilerinin işbirliğiyle kotarılmış, kavramsal sanat ağırlıklı çok sayıda çalışmasıyla görsel sanat dünyasınca yakından izleniyor. Özellikle son on yıldır yazını ve görseli kararak disiplinler arasında bir bağ oluşturmaya çalışan sanatçıların arasında önemli bir yeri var. İngiliz Adalarından başka bir sanatçı, yazar Tom McCarthy de büyük ölçekli galeri düzenlemeleriyle çokdisiplinli sanatın önde gelen başka bir temsilcisi. McCarthy daha çok yazın çevrelerinde tanınıyor, Katie Paterson ise görsel sanat çevresince biliniyor. Çokdisiplinli sanat yapan sanatçıların bir derdi, yaptıklarının sanat basınına bir bütün olarak yansımaması. Şöyle ki çalışmanın içinde yazınsal bir yapıt varsa yazın dünyası yalnızca metne odaklanıp irdeliyor, eğer çalışma video ya da film ağırlıklığıysa sinema dünyasınca, özellikle de yeni sinemayı yakından izleyenlerce dikkate alınıyor, resim ağırlıklıysa sanat dergilerinde yer buluyor ama öteki öğeleri keşfetmek ayrı disiplinlerle ilgilenen gruplara, kişilere kalıyor. Katie Paterson’ın Kitaplık projesi de önce gazetelerin yazın ağırlıklı kültür sayfalarında “Margaret Atwood’un yüz yıl sonra yayımlanacak son yapıtı” olarak haberleşti, neden sonra yazarın ve kitabının bu projenin küçük bir parçası olduğu anlaşıldı. Görsel sanat dergileriyse projeye daha geniş bakabildiler. O zaman nedir bu Geleceğin Kitaplığı, birkaç satır da biz yazalım. Geleceğin Kitaplığı, zamanla oynayan, doğayı kullanan, temeli bu yıl atılmış, uzun yıllar boyunca neredeyse sanal bir içerikle yaşayacak, yaşadığını kanıtlayabilmek için sırtını kavramlara dayayan ve 2114 yılında, içereceği yüzüncü nesne de yaratıldığında tamamlanacak bir yazınsal yapıtlar müzesi ve doğayı öldürmeden kullanma projesi. İlk yapıtın ne olacağı belli; Margaret Atwood’un yazacağı bir roman ya da öyküler toplamı. Her yıl bir yazardan bir yapıt eklenecek bu kitaplığa. Yazarlar bu projenin gerçekleştirilmesi için kurulmuş bir vakıfça atanmış bir seçiciler kurulu tarafından belirlenip yazmaya davet edilecek. Katie Paterson hayatta oldukça bu grubun üyelerinden biri ve proje onun gözetiminde sürecek. Yazarlar her konuda yazabilecek ama “zaman”ı vurgulamaları isteniyor. Kitapların hiçbirinin içeriği kitaplık tamamlanıncaya değin açıklanmayacak, daveti kabul eden yazarlar da yazdıklarını açıklamayacaklarına değgin bir antlaşma imzalayacaklar. Tamamlanmış yapıtların yalnızca tasarlanmamış kapaklarıyla adları, Oslo’daki kütüphanelerden birinde kurulmakta olan ve 2018’de açılacak olan salonda sergilenecek. Projenin açıklandığı gün Nordmarka Ormanı’na dikilen bin ağaç, yüz yıl sonra kesilecek ve bu ağaçlardan kitapların basılacağı kâğıtlar elde edilecek. Bu bin ağaç da Kitaplar Ormanı olarak adlandırılmış. Yüz yıl sonra baskı tekniklerinin nereye varacağı, kâğıda basılı kitabın yerini elektronik ya da başka basma yayma yöntemlerine bırakıp bırakmayacağı kestirilemediğinden bugün kullanılan ofset baskı makinelerinden biri satın alınıp kitaplığın bir köşesinde yüz yıl sonra çalışmaya hazır biçimde bekletilecek. Projenin sponsorluğunu da Oslo Belediyesi üstlenmiş. Geleceğin Kitaplığı’nın tamamlandığını, kuruluşundan haberi olan çoğumuz, büyük olasılıkla da hiçbirimiz göremeyeceğiz. Katie Paterson, sağlıklı bir yaşam sürerse ve şansı yaver giderse, kitaplık açıldığında yüz otuz üç yaşında olacak. Seçilecek kişilerin kalburüstü yazarlar olacağını ve projenin önemini kavradıklarını varsayarsak yazacaklarının da yazabileceklerinin en iyisi olabileceğini tahmin edebiliriz. Demek ki 2114 nitelikli yazın açısından çok varsıl bir yıl olacak. Bu arada, yüz yıl bekleyemeyecek denli sabırsız Margaret Atwood hayranları için de bir haber verelim. Yazarın yeni öykü kitabı Stone Mattress (Taş Şilte) Eylül ayında yayımlandı.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR