Görünenden Çok Şey Anlatan Karakterler: Jude, Gregor, Quasimodo

Görünenden Çok Şey Anlatan Karakterler: Jude, Gregor, Quasimodo


Twitter'da Paylaş
0

Bu listede üç farklı kültürden (İngiliz, Çek ve Fransız) yazarın hayatımıza kattığı üç unutulmaz karakter var. Thomas Hardy, Franz Kafka ve Victor Hugo tarafından yaratılan bu karakterler insan ve canavar arasındaki bir çizgide gidip geliyor ve içinde bulundukları dönem ve toplumla ilgili bize çok şey anlatıyor.

Thomas Hardy’den “Jude Fawley”

Thomas Hardy’nin romanları bazı noktalarda benzerlik gösterir. Örneğin tümünde insanlığa dair, özellikle insan ilişkileri ve kişisel sorunlar konusunda yürekleri burkan keşifler vardır. Ayrıca kaderci yapılarıyla trajik bir şekilde sonlanmaya mahkûmdurlar. 1895 yılında yayımlanan Adsız Sansız Bir Jude romanı bu temaların ilk örneklerindendir. Ana karakter Jude Fawley oldukça şanssızdır. Doğum ânında içinde bulunduğu koşullar hayatı boyunca peşini bırakmayacak aksiliklerin habercisi gibidir. Yanlış bir kadına âşık olur, evliliği başarısızlıkla sonuçlanır, mirası korkunç bir şekilde biter. Gitgide dibi boyluyor olsa bile hikâyesi okuru sıkmaz. Bu hikâye âdeta bireyleri kendi potansiyellerine ulaşmaktan alıkoyan aristokratik kast sistemindeki sorunlar üzerine yapılmış toplumsal bir değerlendirme niteliğindedir. Romandan alıntılar: “Geceleyin mükemmel, ideal olan şeyler gündüz gözüyle bakıldığında, eninde sonunda, birtakım kusurları olan gerçeklerdi.” “Kadın ya da erkek, yaşayacağı hayatı başkalarının seçmesine bırakırsa, o insanın maymunlardaki gibi taklit etme kabiliyetinden başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.” 

Franz Kafka’dan “Gregor Samsa”

Franz Kafka’nın 1915’te yayımlanan Dönüşüm romanı onun en bilinen eseridir. Kitaptaki ana karakter Gregor’un geçirdiği dönüşüm hikâyeyi başlatır. Bir gece garip rüyalar gören karakterimiz uyandığında artık insan olmadığını fark eder, devasa bir böceğe dönüşmüştür. Fakat ironiktir ki duyduğu ilk endişe bu dönüşüm üzerine olmaz. O sırada uyuyakalıp treni kaçırması ve işe geç kalması daha büyük bir sorundur. Gregor, yirminci yüzyıl edebiyatında sıklıkla işlenen anksiyetelerin de bir simgesidir. Kitabın tamamına da hem yalnızlaşma hem de yabancılaşma temaları hâkim. Gregor aile ilişkilerinde ve iş hayatında bu gibi sorunlarla mücadele ediyor. Sonunda da otoritelere ve kurulan kontrole karşı duyduğu korku ve öfke onu ruhen ve bedenen ele geçirir. Romandan alıntılar: “Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.” “İçtenlikten uzak, asla sürekliliği olmayan insan ilişkileri. Hepsi yerin dibine batsın!” 

Victor Hugo’dan “Quasimodo”

1831’de yayımlanan Notre Dame’ın Kamburu aslında on beşinci yüzyıl Paris’inde geçiyordu. Quasimodo, Paris’teki büyük bir kilisede zangoç olarak çalışıyordu. Ama onun bu kadar tanınması Disney’in çektiği filmle gerçekleşti. Fakat romanla film arasında bazı farklar vardı. Notre Dame’ın Kamburu önemli bir roman ve orada Quasimodo karakteri daha zengin ve derin bir anlatımla yazılmıştı. Quasimodo hem çok çirkin hem de sağırdır. Dış görünüşü ve duyma engeli nedeniyle nefret edilen ve horlanan biri haline gelir. Aslında içten içe tutkulu bir ruha ve sevecen bir kalbe sahiptir. Kambur olmasına rağmen fiziksel olarak da çok güçlüdür. Hikâyenin düğüm noktası, ana karakterimizin güzel bir çingene dansçı olan Esmeralda’ya âşık olmasıyla başlar. Çoğu kişi bu anlatıyı “çirkin bir adamın güzel bir kadını sevmesi” düzeyine indirgese de aslında Quasimodo’yu etkileyen, Esmeralda’nın merhametidir. Romandan alıntılar: “Yüzüme bakma güzel kız, kalbime bak sen benim.” “Tek gözlü biri bir körden daha kusurludur. Neyinin eksik olduğunu bilir.” “"İşe yaramaz bir adam olduğumu anlayınca da şair oldum. İnsan işi serseriliğe döktü mü hemencecik şair olabilir. Bu ise hırsız olmaktan, haydut olmaktan daha iyidir.”

Çeviren: Deniz Saldıran

(Adam Burgess, ThoughtCo.)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR