Güney Afrika’da Kurgu Dışı Kitaplar Niçin Çok Satan Listelerinin İlk Sıralarında Yer Alıyor?
17 Haziran 2019 Kültür Sanat

Güney Afrika’da Kurgu Dışı Kitaplar Niçin Çok Satan Listelerinin İlk Sıralarında Yer Alıyor?


Twitter'da Paylaş
0

Bu türden kitapların Güney Afrika toplumundaki hassas noktalara dokunduğu ortada.

Güney Afrika’da kitaplar çok sık manşet olmaz. Ama kitap tartışmalı bir konuyu ele alıyorsa ya da tanıtımı sırasında muhalif görüşlere maruz kaldıysa, kitapların Güney Afrika toplumundaki yerini yeniden gündeme getirmek için elverişli bir ortam oluşmuş demektir.

Araştırmacı gazeteci Pieter-Louis Myburgh’ün son kitabı Gangster State (Çeteci Devlet) yayımlandığında tam olarak bu yaşandı.

Gangster State, Afrika Ulusal Kongresi'nin (ANC) şu anki genel sekreteri Ace Magashule’un Free State bölgesinin başkanıyken kurduğu iddia edilen şaibeli ilişkileri araştırıyor ve iktidar partisinin en güçlü konumlarından birine nasıl yükseldiğini ortaya çıkarıyor. Kitapta yazılanlar büyük tepki topladı, yazarın iddialarını destekleyen ve bunların karşısında olan görüşler çarpıştı.

2017’nin son aylarında, bir başka araştırmacı gazeteci Jacques Pauw President’s Keepers (Başkan’ın Muhafızları) adında benzer içerikte bir kitap yayımladığında da aynı durum yaşanmıştı. Yazar, Güney Afrika’nın bir önceki devlet başkanı Jacob Zuma’nın karıştığı inanılmaz yolsuzluklar masaya yatırıyor. Zuma ise kendisine yöneltilen iddiaları reddetti.

Bu türden kitapların Güney Afrika toplumundaki hassas noktalara dokunduğu ortada. Geçtiğimiz son birkaç yıldaki çok satan listeleri, kurgu dışı edebiyatın, özellikle de gündemdeki meselelerle ilgilenen politik kurgu dışı kitapların en rağbet gören tür olduğunu gösteriyor.

Kitap satışlarıyla ilgili en kapsamlı verileri toplayan Nielsen BookScan’in satış tablolarına bakıldığında, kurgu dışı kitaplara gösterilen ilginin pek de yeni olmadığı ortaya çıkıyor. Pekâlâ, politik kitapların Güney Afrika’da bu kadar başarılı olmasının ardında ne var?

Ünlüler

Aslında bunun Güney Afrika’ya özgü bir durum olarak düşünülmemesi gerekiyor. Kurgu dışı kitaplar dünyanın her yerinde ilgi görüyor. Özellikle, ünlülerin anıları ve biyografileri ile tarihsel anlatıların bu tür içinde çok satan olma olasılığı, diğer kurgu dışı kitaplara daha yüksek. Hatta Michelle Obama'nın anıları Becoming 2018'in* sonuna doğru yeniden basıldığında ABD’nin kâğıt stokları zorlandı çünkü okurun talebini karşılayabilmek için yayıncılar kitabı kısa süre içinde ve fazla miktarda basmak zorunda kaldılar. Becoming hâlihazırda tüm dünyada 10 milyondan fazla satış yaptı.

Güney Afrika’daki kurgu ve kurgu dışı kitapların satışları arasındaki denge diğer ülkelere göre farklı seyrediyor. Dünyanın en büyük yayıncılık piyasalarında, kurgu kitapların kurgu dışı anlatılara göre alıcısı daha fazla. ABD örneğine bakarsak, kurgu türündeki yayınlar ortalama 4000-8000 kopya satarken kurgu dışı kitapların satışı ortalama 2000-6000 kopyada kalıyor.

Güney Afrika’da ise tam tersi bir eğilim görüyoruz. Kurgu dışı kitaplar kurgu edebiyattan daha fazla satıyor. Aslında bu yeni bir durum da değil; politik içerikli kitaplar ırk ayrımcılığına dayalı ‘apartheid’ rejiminden bu yana ülkede okur bulmakta hiç zorlanmadı.

Diğerlerinden daha yüksek bir satış grafiği çizen kategoriler arasında, politik içerikli kurgu dışı, Güney Afrika’nın tarihini (özellikle de siyasi tarihini) ele alan kitaplar, dini kitaplar ve yemek kitapları bulunuyor. Gazeteciler yazar kimlikleriyle akademisyenlere göre daha şanslı durumda ve bunun muhtemel bir nedeni de yazdıklarına daha fazla insanın erişebiliyor olması.

Öğrencim Kelly Ansara Güney Afrika yayıncılığında cinsiyet eşitliğini sorgulayan lisansüstü tezini çalışırken, Güney Afrika’da istatistiksel olarak erkeklerin kadınlara oranla daha fazla kurgu dışı kitap yazdığını, dolayısıyla çok satan başlıkların yazarları olma şanslarını da arttırdıklarını saptadı.

Güney Afrika’daki genel eğilim

Pan Macmillan, Jonathan Ball, Penguin SA, Tafelberg ve Jacana’dan oluşan yerel yayıncıların kitap listeleri ve satış rakamları incelendiğinde, Güney Afrika’nın bir noktada daha farklılaştığı göze çarpıyor. Ünlülerin yazdığı ya da ünlüler hakkında yazılan kitaplar, Güney Afrika’da, ABD’de ya da Birleşik Krallık’ta olduğu kadar popüler değil. Dolayısıyla nasıl bir satış grafiği yakalayacakları konusunda isabetli tahminler yapmak zor.

Ülkenin milli rugby takımı Springbok’un eski teknik direktörü olan Jake White’ın In Black and White (Siyah ve Beyaz) adlı kitabı 2008’de yayımlandığında, bir hafta içinde 60.000’den fazla kopya sattı, öte yandan yıldız rugby oyuncusu Joost van der Westhuizen’ın Man in the Mirror (Aynadaki Adam)’ı aynı başarıyı yakalayamadı. Komedyen Trevor Noah’nın anılarını yazdığı Born a Crime (Suçlu Doğdu) hatırı sayılır derecede ilgi gördü fakat Bonang Matheba ve Somizi Mhlongo gibi yerli müzisyen ve aktörlerin kitaplarına talep bu kadar yüksek olmadı.

Paralimpik atlet Oscar Pistorius cinayetten hüküm giydikten sonra, kitapçılar olay üzerine yazılan bir yığın kitapla doldu fakat kitaplar beklenildiği kadar rağbet görmedi. İklim değişikliği ya da Güney Afrika sanatı gibi konularla ilgilenen muhteşem kitaplar yazılıyor; bunların tatmin edici bir satış grafiği yakaladığını ama yine de kendilerine çok satan listelerinde yer bulamadıklarını görüyoruz.

Ülkede yayımlanan kurgu dışı kitapların çoğu kısa sürede binlerce kopya satıyor satmasına fakat bu başarıyı sürdürebilen başlıkların sayısı o denli fazla değil. Son zamanlarda özellikle yolsuzluk skandallarına ve bu faaliyetlerin devleti ele geçirmesi1 gibi konulara yoğun bir ilgi söz konusu ama konuya olan ilgi kısa sürede kaybedildiği için, yazılan politik içerikli kitapların ömrü de fazla uzun olamıyor. Aralarında Steve Biko’nun I Write What I Like (İstediğimi Yazarım) ve Nelson Mandela’nın Özgürlüğe Giden Uzun Yol’unun da bulunduğu yalnızca birkaç kitap aynı başarı çıtasını uzun yıllar boyunca sürdürebiliyor.

Anlam verme çabası

Yorumculara göre siyasi ve güncel konulara yoğun ilgi gösterilmesinin nedeni, Güney Afrika ulusunun, ülkedeki siyasi ortamın kargaşasına anlam verme çabasından ileri geliyor. Son 20 – 30 yılda Güney Afrikalıların yaşamlarını halen etkileyen önemli siyasi ve toplumsal değişimler yaşandı. Yolsuzluk skandalları patlak verdikçe otoritelere güven de azalıyor. Öte yandan, vatandaşlar, yine de yetkili kimselerin görüş ve yanıtlarına yani rafları dolduran kurgu dışı kitaplara başvurarak ülkedeki duruma anlam vermeye çabalıyor.

Güney Afrika’daki bu eğilimin yakın zamanda değişeceğini düşünmek için pek fazla nedenimiz yok. Fakat tehditler artar da bundan riskli bir ortam oluşursa, yazarlar ve yayıncılar da daha sakin konulara yönelebilir. Kitaplar en azından şimdilik yeniden gündemde ve bunu görmek harika.

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Burcu Uluçay

1 [ç.n.] ‘State capture’ olarak adlandırılan bu durum, herhangi bir ülkedeki ya da ülkenin dışındaki güçlü kimselerin, kurumların, şirket ya da grupların söz konusu ülkenin politikalarını, yasal düzenlemelerini ve ekonomisini kendi çıkarları için kullanmak amacıyla yolsuzluk yapması anlamına geliyor.

BecomingBenim Hikâyem adıyla Mundi Kitap tarafından Pınar Kür çevirisiyle yayımlanmıştır. 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR