Gürültülü Yalnızlık Yaşamı, İnsanı, Okur Olmayı Sorgulatıyor
11 Aralık 2019 Edebiyat Roman

Gürültülü Yalnızlık Yaşamı, İnsanı, Okur Olmayı Sorgulatıyor


Twitter'da Paylaş
0

Hanta’nın ruhen ve bedenen git geller içinde yaşaması hem İsa’yı hem de Lao Tzu’yu yanı başında hissetmesine yol açar.

Çek yazar Bohumil Hrabal, İkinci Dünya Savaş’ı yıllarında Prag’da edebiyat tutkusu içinde yaşar. Ancak dönem korku çağıdır ve gizli gizli yol almak zorundadır. Kazandığı her deneyim zamanı gelince yazıya dökülür. Yazarın dille kurduğu ilişki, yoğun betimlemelerden uzak kendine has anlatımı Gürültülü Yalnızlık’ı bambaşka bir duyguyla okumamızı sağlar.

Roman Prag’da geçer. Hanta otuz beş yıldır atık kâğıt işinde çalışır. Ünlü yazar ve ressamların kopyalarını presler. Bazılarına kıyamaz evine götürür. Daha sonra ayırdığı kitapları bir okuma töreni başlatır gibi okur.

“Hangi balya Goethe ve Shiller’e, hangisi Hölderlin ve Nietzsche’ye mezar olmuş, bilen bir tek ben varım. Bir anlamda hem sanatçı, hem seyirciyim; bu durum tüketir beni, her gün yorgunluktan ölürüm, yüreğim parçalanır, sarsılırım.”

Hitler’in kitap toplatıp yok ettiği yıllardır. Bazı kitapları kendi propagandalarının yazılacağı metinlere dönüşmeden önce presletir. İşte Hanta böyle bir ortamda çalışır. Dünyada yaşanan değişim, preste ezilen kitaplarla ve Hanta’nın yaşayacağı ruhsal iniş çıkışlarla bize imgeler yoluyla aktarılır.

bohumil hrabal gürültülü yalnızlık

“İnsanın yazgısından kaçamadığını görüyorum, mahzende iş üstündeyken kafama kitaplar, şişeler, hokkalar, zımbalar yağar tavandaki açıklıktan, evimde de her akşam kitaplar üzerime yıkılıp beni öldürecek ya da en iyi ihtimalle sakatlayacak gibi olur.”

Hanta yalnızdır. Bir süre sonra şehrin kanalizasyonlarını, yer altındaki dünyayı keşfeder. Yer altının yer üstünden daha aydınlık olduğunu düşünmeye başlar. Bu duruma uyum sağlamak için yıkanmayı bile reddeder. Bir anlamda kendini temizleyen insanların ruhen ve vicdanen temiz olmadıklarına atıfta bulunur. Zaten yerin üstü cehennemden beterdir.

Hanta bir yandan önüne gelen kitaplarla anılarını tazelerken, diğer yandan preslediği her kitapla geçmişini yok eder. Dünyadaki değişim ve adım adım gerçekleşen kültürel yıkımın bir çeşidini kendi mahzeninde yaşar.

Hanta’nın ruhen ve bedenen git geller içinde yaşaması hem İsa’yı hem de Lao Tzu’yu yanı başında hissetmesine yol açar.

“Bu dünyada gördüğüm her şey eş zamanlı bir git gel içinde deviniyor, her şey ilerliyor ve birden her şey geri çekiliyor, tıpkı bir demirci körüğü gibi.”

bohumil hrabalDeğişime ayak uydurmakta zorlanan Hanta’nın hayatı da etkilenmeye başlar, uyum sağlayamaz olur.

“Ama kanımı donduran bu değildi; bir saniye içinde kesinkes anladım karşımdaki dev pres bütün öbür preslere ölümcül bir darbe indirecekti, bir çalışma alanımda farklı insanlarla, farklı bir çalışma biçimiyle yeni bir çağ açılıyordu.”

Çek yazar, bir kitap imhacısının gözünden yaşamı, insanı, okur olmayı sorgulatıyor. İleri giderken geri gelmenin ne demek olduğuna dikkat çekiyor. Gürültülü Yalnızlık sarsıcı bir sonla biterken okurda derin izler bırakan etkileyici bir roman.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR