Güzel Esmeralda ya da Çirkin Quasimodo
12 Eylül 2018 Edebiyat

Güzel Esmeralda ya da Çirkin Quasimodo


Twitter'da Paylaş
0

Viktor Hugo Notre Dame’ın Kamburu romanıyla bir destan mı yazmak istedi, neden olmasın?

Çirkinlik cezbedicidir, en az güzellik kadar. Notre Dame Katedrali’nin kamburunu teşhir direğine bağladıklarında meydanda bulunan halk Quasimodo’nun bu korkunç çirkinliğinden yüzünü çevirmez. Mideleri bulanır belki, suratlarını ekşitir bazıları, ama hepsi bu kadar. Devamında insanların içindeki kin ve nefret alaylarla, kahkahalarla kendini dışa vurur, alkış sesleri ve sevinç çığlıkları tüm meydanı kaplar.

Çirkinlik tüm uzantılarıyla roman boyunca, âdeta gizli bir ittifakla güzelliği bitirmek için ellinden gelen her türlü kötülüğü yapar.

Hugo, Notre Dame’ın Kamburu romanında elbette dış görünüşteki çirkinliklere ve güzelliklere kanmamamızı da ister; insanın içini dolduran öyle korkunç çirkinlikler var ki asıl görünmesi gerekenin onlar olduğuna işaret eder: Çirkinlik ya da kötülük asıl içimizde, çirkinliğimizi gizleyen derimizin altında. Bunları anlatmak için de beş yüz sayfadan fazlasına yazmaya gerek duyar.

Notre Dame’ın Kamburu romanının önemli bir karakteridir dış görünüşü çirkin olan Quasimado. Esmeralda’ysa bir tanrıça kadar güzeldir, masum bir kurbandır, tek suçu güzel olmaktır. Ama doğrusu Hugo’nun romanı bu ateş perisi ve Notre Dame’ın kamburu çevresinde dönmesine rağmen, asıl anlatılmak istenen, güzellikten daha çok çirkinliktir, çirkinliklerdir. Güzellik ne kadar fazlaysa, zıddı olan çirkinlik de o kadar büyür, çoğalır, kat be kat aşar güzelliği. Ama romanın arka cephesinde anlatılmak istenen, Quasimodo’nun dış çirkinliği değildir; güzelliği elde edemeyen başkalarının çirkinlikleridir; doyurulamayan arzuları, bitip tükenmek bilmeyen bencillikleridir.

Notre Dame'ın Kamburu victor hugo

Hugo, ta o zamanlarda çirkinliğin en yalın halini ters yüz ederek âdeta günümüze bir ayna aracılığıyla yansıtmaya çalışır. Çirkinlik nedir? Asıl gördüklerimiz midir çirkinlik, yoksa göremediklerimiz mi?  Yanı başımızda gün boyu bizimle birlikte oturup kalkan ya da bizi azarlayıp emirler yağdıran, bitip tükenmek bilmeyen arzularının dışa vurmasıyla vaazlar veren… Hangisi çirkin? Bol bol sorular sordurarak, romanda linçin her türlüsüne tanıklık ederiz okur olarak.     

Hikâyemiz Notre Dame Katedrali’nin meydanında Esmeralda’nın dans etmesi ve şarkı söylemesiyle başladı desek, sanırım hata etmiş olmayız.

“Gerçekten de, bu bir ateş perisi, bir tanrıça…” 

Oyununu izlemeyi bırakıp Esmeralda’yı izlemeye gidenlere kızan şair: “Demek Homeros’un Grek kasabalarında dilendiği, Ovidius’un Köstence’de sürgünde öldüğü doğruymuş.”

Viktor Hugo Notre Dame’ın Kamburu romanıyla bir destan mı yazmak istedi, neden olmasın?

Hugo, Notre Dame’ın Kamburu’nda yazıldığı tarihten üç yüz yıl öncesini anlattı, bize de yaklaşık olarak iki yüz elli yıl sonra okumak düşer. Hugo, daha romanın başında âdeta bir sinema perdesine yansıtır gibi okuru Esmeralda’nın ve Quasimodo’nun zamanına götürmeye çalışır. Başarılı oldu mu peki, bunu okur düşünsün artık?

Doğrusu şu ki, güzeller güzeli Esmeralda’yı tanımış olup da iri siyah gözlerinden gönderilen şimşeklerden kurtulabilen erkek yoktur; kadınlar ise hepten onun düşmanıdır. Esmeralda elbette bir semboldür, apaçık ortadadır bu; en azından romanı ben böyle okudum.

Sonuç olarak Victor Hugo, romanının sonunu bir tragedyaya yakışır şekilde bitirse de, öncesinde mucizeler üreten komik bir romanla karşı karşıya kaldığımızı bile düşünebiliriz: Dilenciler kralı ve yandaşları, kambur Quasimodo ve mucizeler yaratan keçinin sahibi, güzeller güzeli on altı yaşındaki Esmeralda ve çingenelerden nefret etmek için yeterli nedeni olduğuna inanan münzevi kadın ve bunların birbirine bağlı hikâyeleri… Ama arka cephede gösterdikleri çirkinler; döneminin bürokrasisi, kilisesi, adaleti sağlayan kişi ya da kişileri ve kişisel çıkarları ve bencillikleri yüzünden masumları ölüme gönderen hırsları ve arzuları. Kim bilir, belki de Notre Dame’ın Kamburu, güzelliği ve çirkinliği konu ederken iyinin ve kötünün ebedi savaşımını bir kez daha anlatmak istedi. Ve elimizde birbirine sarılı ya da biri ötekini kucaklamış iki iskeletle dona kalırız.

Notre Dame’ın Kamburu, Çeviren: Volkan Yalçıntoklu, İş Kültür


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR