Hacı Murat'ı Niçin Okumalısınız ve Yazmaktan Utanmak
6 Haziran 2019 Edebiyat

Hacı Murat'ı Niçin Okumalısınız ve Yazmaktan Utanmak


Twitter'da Paylaş
0

“Tolstoy, Hacı Murat’ın eylemlerinin kötü olduğu ya da kötü olabileceği yargısından çok uzaktır.”

“Ne kadar usandım kendi iyimden ve kötümden.”1

1

Bir kitabı okuyup bitirmekten dolayı yaşadığımız zorluk ile bu kitap üzerine yazmakta yaşanan zorluğu karşılaştırıldığımızda yazma eylemindeki zorluk o kadar büyüktür ki okuma eyleminin yazma eyleminin yanına bile yaklaşmadığını geç de olsa anlarız. Bundan dolayı okuduğumuz kitapların üzerine yazmak, o kitabı okumanın hem güçlük hem zaman bakımından hep ama hep gerisinde kalır. Bu insan doğasına uygun bir şeydir, belki de bir okurun dünyasına en uygun olan şey budur. Bunun yazılan kitaba harcanan zamanla kitabı okurken harcana zaman arasında oluşan uçuruma benzetebiliriz. Mesela yazma süreci on yılı alan bir roman bir ayda okunabilir. Bilerek romanı tüketmek demiyorum bazıları hiçbir zaman tükenmez ya da bunu zamanla ölçemeyiz çünkü okuma, bir tür özgün psikolojik eylemdir. Kendi açımızdan bunun farkında olmak biraz iyi bir şey sayılmalı. Ve bazı insanlar okuma eylemiyle yazma eylemini karşılaştırdığında, yazmaktan daha çok utanırlar. Belki de okuma eyleminden çok çok az ya da hiç utanmayız da. Çünkü çok az yazar daha sonra yazdıklarından utanmaz ama okuduğu kitaplardan utanan yazar hemen hemen hiç yoktur. Belki okuduğu kitap için bir pişmanlık duyabilir insan. Bu pişmanlık zamanın boşa gitmesi bakımından duyulsun. Ama o zaman da okur okumadığı kitapla ilgili pişmanlığı nasıl yaşayacaktır ki? Yazma konusunda pişmanlık duyan yazarlara en iyi örnek Kafka’dır. Tolstoy, Kafka’nın yazdıklarından duyduğu pişmanlığa benzer bir pişmanlığı küçücük de olsa Hacı Murat romanı için duymuş mudur acaba? Romanını ölmeden önce yayınlamamış olmasının bu utançla bir bağı var mıdır acaba?

lev tolstoy

2

Hacı Murat’ın2 roman boyunca görüldüğü ve kendisinde bahsedildi tüm sayfalardaki iç sesi aslında şu kaygıyı dile getiriyor, “dıştan sakin görüşeceğim, oysa ruhum kaygılar içinde.. Ruhumun çektiği üzüntüleri dışa vurmak mı?.. Asla!” Tolstoy’un Hacı Murat’ı da bir insan olduğu için bu kaygısını gizleyemez.

3

Hacı Murat’ı roman olarak mı yoksa roman kahramanı olarak mı sevmemiz gerekir acaba? Tabii iş sevmekle çözülmüş olsaydı hem romanı hem de romanın kahramanı olan Hacı Murat’ı severdik ya da ne romanı ne kahramanını severdik olmadı ikisinden birini severdik ve bu iş böylelikle hal olup biterdi. Ama bırakın daha bunlardan hangisinin iyi olduğunu bilmeyi bu işin böyle olup olmadığını da bilmiyoruz. Aslında altından kalkamayacağımız bir soru var: “Tolstoy, neden bir kahramanı anlattı ki, eğer kahramanlığın parodisini yapmayacaksa neden peki?” Kahramanlara bakışımız her zaman sorunludur çünkü hem yazarlar hem de okurları için ama Tolstoy hakkında bildiğimiz şey Tolstoy’un herkesin anlayabileceği iyi kitaplar yazmak istemiş olduğudur ve belki de Tolstoy bunun, bu sorunlu seçimin üstesinden bir jonglör gibi gelmiştir.

4

“Yaşlı bir maymunu tuzağa düşüremezsin, / Evet, sonunda yakalanır, ama bu epey zaman alır.” Dionysios bunu bir akrostişle Herakleides’e söyler. Tolstoy, Murat’a kesinlikle ne maymun ne de bir kahraman gözüyle bakar. Murat, Ruslara da daha sonra Şamil’e de hiç yakalanmaz ama annesi, karısı ve genç oğlu Yusuf Şamil’e tutsak olunca belki bir yardım bulurum umuduyla Ruslara sığınır. Murat insandır ve akınları için kaygılanıyor. Tolstoy’un ısrarla üzerinde durduğu gerçek sadece bu mudur acaba? Ruslar, Murat’ı yakalamayı umut ediyorlardı ama Murat teslim olunca onunla ne yapacaklarını konusunda ikilemler içinde kalıyorlar. Sonuçta Murat birilerine göre Ruslara karşı birçok başarı elde etmiş bir “kahraman”dı ve bu Murat’ın düzmece bir sığınması olabilirdi. Murat’ın onlardan kurtulduktan sonra daha yıkıcı bir saldırı yapmak, bir tür istihbarat almak için böyle bir hileye başvurmuş olabileceğinden kuşkulanırlar. Murat’ın da onlara sığınmış olmasına rağmen onlara güvenmediğini, öldürülmekten korktuğunu görüyoruz. Murat’ın, yemeğe geçtikleri evde, ev sahibinin pilavı almış olduğu yerden aldığını ve zehirlenme korkusu yaşadığı için de yemekte sadece pilav yediğini görüyoruz. Güvene ve korkuya dair ne güçlü bir ayrıntı bu!

5

“Tolstoy, Hacı Murat’ın eylemlerinin kötü olduğu ya da kötü olabileceği yargısından çok uzaktır.”

lev tolstoy

6

Maksim Gorki’ye göre Simplicissimus’un karikatürcüsü olan Olaf Gulbransong, Tolstoy’u çok iyi çizmiş. Gorki’nin bu karikatür için yorumu da şöyledir: “Çizdiği resme bakarsanız, gerçek Tolstoy’u ne büyük bir şaşırtıcılıkla görebildiğini, hiçbir şeyi kutsal saymayan,3 ‘ne bir aksırığa, ne düşe, ne de bir kuş ötüşüne’ inanan buğulu, saklı gözleriyle o yüzün ne büyük bir düşünsel gözü peklik taşıdığını görürsünüz.”

7

Tolstoy’un başarısı ya da büyük insanlığı bu romanın neresindedir? Gerçi yazarlar böyle olmayıp ne olacaklar ki değil mi? Tolstoy’un en iyi özelliği insanın en büyük özgürlüğünün başka yaşamları da kabul edip saygı göstermesine inanmasıdır.

8

Hacı Murat gerçek bir kişiliktir ve Çar ya da o günkü Rus devleti resmi söyleminde bir tür katil, canidir. Tolstoy romanda Hacı Murat’ın gerçek amacını ve yapmak istediklerini kurarken, devletin Hacı Murat’a karşı gücünün farkındadır. Devletlerin fiziksel gücüne hiçbir insan hiçbir kahraman dayanamaz. Cervantes bunu bildiği için Don Quijote romanıyla dolaylı olarak kahramanlığın parodisini yapmıştır. Tolstoy da Hacı Murat’ın Rus devletine bakışını olması gerektiği gibi anlatabilmiştir. Bu kusursuz bir dengedir. Bir Rus olan Tolstoy’un, bir Rus olduğunu vurguluyorum çünkü Tolstoy’un bunu önemsediğini, Çehov’un kendisine tam bir Rus olduğunu söylediğini biliyoruz. Romanı bitirdikten sonra Tolstoy’un Hacı Murat’a bakışını içimde şöyle kuruyorum: “Bu tıpkı kendi ailemiz için bir tür öfke kaynağı olan bir başka aileyi, günün birinde kendisi ve ailesinin de bu aile için bir nefret kaynağı olduğunu bilmesinin yanında kimin haklı kimin haksız olduğuna bakmaksızın, bu insanlık durumunun “nasıl’ını” göstermek için hakim bir konumda değil de iki aileye eşit, denk bir yerden ama bunu gördü diye de kendisini bir karar verme, bir karara varmak için bir yol olarak görmemesi gerektiğinin de farkında olmaya erişmeye benzer. Bundan sonra da kavrayacağı şeyin bu dengeyi birine ya da birilerine sadece anlatarak olamayacağını anlaması olacaktır çünkü ancak yazı bunu bu dengeyi kurabilir.” Bir okur olarak Hacı Murat romanı için söyleyeceğim belki de sadece bu maddedir. Ama yine de bu maddenin öteki maddelerle bir bağının olmadığını söyleyemem. 

lev tolstoy

9

Tolstoy romanda Hacı Murat’a neden hacı dendiği açıklamıyor Murat gerçek bir kişilik olsa de Mekke’ye hacca gitmiş kişiye hacı denmesi gerektiğini biliyoruz.

10

Mesela Yiğitler yiğidi şövalye La Mancha’lı Don Quijote ile Hacı Murat arasında bir akrabalık bağı var mıdır acaba? Varsa bile bu nasıl bir akrabalık olurdu peki? Ilımlı varolancı bir Don Quijote’ye karşı, çünkü Don Quijote yel değirmenlerini dev olarak görüyordu, Hacı Murat da sı­kı varolancı olarak kabul görürdü herhalde. Bunu da Hacı Murat karakterinin Tolstoy’un salt bir hayal gücünün ürünü olmamasındandır.

11

Mesela roman boyunca birkaç kez namaz için kalkan ya da izin isteyen Murat’ın bu ibadetinden dolayı “kötülüğün ta kendisi olduğuna” dair bir anlatıyla yanlışlığa düşmemize neden olmuyor Tolstoy. Müslümanlar için kötü şeyler yazan Rus yazarlar olmuştur belki; ama bu coğrafyada öteki inanç ya da inançsızlıklara Tolstoy gibi bakan yazarların olup olmadığına dair bir kuşku duyabiliriz.

12

Romanın adı Hacı Murat diye bu roman sadece Hacı Murat anlatmaz ya da tüm dikkatimizi sadece Murat’a vermemiz gerekmez. Yoksa roman boyunca romanın adı olan Hacı Murat’ın peşinden ayrılmamamız gerekirdi. Ama Eco Gülün Adı romanı için, seçtiği bu adın romanın konusuyla hiçbir bağının olmadığını söyler, yine kendisinin roman için daha sonraki baskılarında yazdığı önsözünde yapar bunu. O zamana kadar da bunu bilmeyen biz okurlar, tüm roman boyunca olmayan gülün peşine takılıyorduk. Demek okuduğumuz romanda istediğimiz kişi üzerinde durabiliriz. Okurken zamanı yavaşlatabilir. Yaşamdan ayrı olarak zaman romanlarda farklı akar böylece okumamızı bireyselleştirebiliriz. Hacı Murat romanındaki Avdeyev kimdi? Bütün sıradan askerler gibi sıradan bir askerdi. Abisinin çocuğu olduğu, evli olmasına rağmen kendi çocuğu olmadığı için onun yerine askere gitmişti. Tolstoy sıradan olan bu askerin yaralanmasını, sonrasında hemen ölmesini, sonrasında da bu ölüm haberinin ailesi tarafından bilinmesini öylesine mi anlatmıştı peki? Bu ölümün romanın her bölümüyle ilginç bir bağı vardır. Tolstoy’un kendisiyle ilgili bir ayrıntı verebilir bu bize. Yazı kurulan bir şeydir tıpkı resim gibi çok az şey sanatçının bilincinde olmadan romana sızar çünkü. Bu romanda da Avdeyev boşuna anlatılmamıştır. Kim ne dese desin ya da yazarsa yazsın bu roman sadece Hacı Murat için yaratılmış bir roman değildir, her ne kadar romanın adı Hacı Murat olsa da, bu ölüm daha sonra Murat’ın öldürülmesinin ağırlığını yaşamamız için önceden okuyucunun duygularını biraz daha yumuşatmak, biraz da duygularıyla oynamak ve sonun okur için daha sarsıcı olması için anlatılmış olamaz. Tolstoy: “Sıradan bir insanın ölümü de acı vericidir!” diyor bize. O “ölümün” her saniye bilincindeydi. Romanda hemen hemen üç tam bölümün Avdeyev’e ayrılmıştır. “Avdeyev’in Ölümü” Tolstoy’un kendi ve kendisini tanıyanlar için ölümün bir tür yansımasıydı. Bakın, Tolstoy’un tüm büyüklüğü ölüme bakışıyla ilgilidir ki bu onu Tolstoy yaptı. 

lev tolstoy

13

Yine de Hacı Murat’ın başını kesen bir Rus değil, bunu yapan Murat gibi hacı olan biridir: Hacı Ağa!

14

Murat’ı anlatmakta oldukça başarılıdır Tolstoy, ama romanda bu kısa romanda Muratla karşılaşan iki kadın da Murat’tan hemen hoşlanırlar. Neden Tolstoy böyle bir şey yapar? Bu anlaşılacak gibi değildir! Kurgusal eserlerde kadınlara kaba davranmayan Tolstoy’un gerçek hayatta kadınlara kaba davrandığına dair birçok belge vardır. Hacı Murat romanında bunu umursamamış mıdır acaba?

15

25. bölümde Hacı’nın kafası kesiliyor ve bunu da olaya tanık olan Kamerev anlatıyor. Tanık olan Kamerev bakıyoruz ki, Hacı’nın düşündüğü son şeyleri de biz okura ulaştırıyor. Ama nasıl? Bu mümkün değil! Gerçi Moby Dick romanı da aynı hayata düşmüştür. Bu romanda anlatıcı olan Ishmael4 de Ahab’tan çok uzak bir yerden Ahab’ı anlatılırken, fırtınanın içinde bile olsa Ahab’ın fısıltılarını bile bize, biz okura ulaştırıyordu. Gerçi bu tür bir hata yapmayıp ama hiçbir şey anlatmayan bu dünya romanlarındansa bu romanlarda bu hata okura pek bir rahatsızlık vermez.

lev tolstoy

16

Romanda, ata ustalıkla binen at üzerinde hüner yapan kişi için cirit deniliyor. Bu roman da Tolstoy’un cirit yaptığı son romanı olsun. Bu roman Tolstoy’un ölümünden sonra yayınlanmıştır. Bunun roman için pek bir anlamı olmadığına bir okur olarak kendimize inanabiliriz, ama şu da bir gerçek ki bunun romana hiç bir şekilde ne olumsuz ne de olumlu bir etki yapmadığını düşünmek pek mantıklı görünmüyor. O halde soruyorum:” Hacı Murat romanında Tolstoy’un iletmek istediği gerçek ‘mesaj’ neydi?”

17

Hacı Murat romanı 25 bölümden oluşuyor. Bölümler birbirine o kadar bağlı görünmüyor olsa da, aslında her bölümün öteki tüm bölümlerle bir saç teli kadar incede olsa bir bağı var. Tolstoy bölümler arasındaki bağları okurun becerisine bırakıyor! Harold Bloom, Tolstoy’un bu tekniği “Tolstoy ve Kahramanlık” adlı eleştirisinde Shakspeare’den aldığını belirtiyor. Hacı Murat romanı üzerine olan bu metin de parçalı olmasını buradan almış oldu.

18

Bir et yığını gibi başı gövdesinden ayrıldıktan sonra ayakla itilen Hacı Murat’ı anlatan Tolstoy’un, bir yazar olarak Rusya’daki mezarının olağanüstü ve çok etkileyici olduğu söyleniyor. Ama zaten kahramanlar kendilerinden sonra gelecek zamanda yaşamak zorundadırlar.

lev tolstoy

19

Bu romanda kim mutluydu acaba? Çar Nikolas mı? Yoksa Han Mahoma mı? Butler’ı mi? Ah şu son kumar borcunu yapmayacaktı Butler, bunu hiç unutmayacağım. Ya yaşlı başlı Vorontsov mu? Romanda hiç kimsenin endişe, kaygı ve korkudan azade olmadığını görüyoruz aslında.  Belki de Tolstoy’un romanın girişinde, “her yer çeşit çeşit mevsim çiçekleriyle doluydu” dediği iyinin ve kötünün ötesinde olan doğada, insanın kendini ancak doğa karşısında bir hiç olarak  görebilmesiyle belki mutluluğun kapısını aralayabilir kim bilir?

20

Bir de Dionysios’un akrostişinin devamı varmış:  “Herakleides edebiyattan anlamaz!” Bir yazar olarak Herakleides’in bunu okuduğunda renginin attığı belirtilmiştir. Daha önce okurların saldırgan bir akrostişe maruz kaldığını ne duydum ne de okudum, ama görüldüğü gibi her yazar buna maruz kalabilir. Hacı Murat romanını her okuyan okur gibi ne şimdi ne de daha sonra utanılacak bir eylem olarak görmeyebilirim ama bu roman üzerine yazma eylemi için bunu söyleyemem. Elbetteki ben, burada, benden önce hiç kimsenin değinmediği bir konuyu ele alıyormuşçasına yazmak zorunda değildim. Belki de yazmak bir tür tekrardan başka bir şey değildi. Pascal, aynı sözler farklı düzenlendiklerinde farklı düşünceler ortaya çıkarabilirler demiştir.

1 Friedrich Wilhelm Nietzsche, Böyle Söyledi Zerdüşt, Almanca aslından çeviren: Mustafa Tüzel, İş Kültür Yayınları, 2014

2 Lev Nikolayeviç Tolstoy, Hacı Murat, Çeviren: Mazlum Beyhan, İş Kültür Yayınları, 2008

3 Vurgu bana ait.

4 Tevrat’ta “İsmail”: “Tanrı işitir” anlamına gelir. Bu yine de Herman Melville’in bir hatasının olmadığını göstermez bize ama diyorum acaba bu yazarın bilinç bir hatası mıdır?


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR